|
27 Ocak 1972 MEVLÂNA’yım ben! 1 Hoş olan, YÜCE’den gelendir; dünyaya gelen, dünyaya uyandır; dama taşı olan, mantığını uykuya yatırandır. 2 Suyun akışına dahi gidilmez, ayağın kesildiği yerde tehlike başlar. Her yolda, kul bastığı yerde gücünce dayanmalı. 3 Gönlümüzü güne bağladık, günün dünya değerini sevdik. ‘Sevinsin kulu, dilesin yolu.’ dedik. ALLAH’ım yanılan kulunu ayıltsın. Her günün değeri, kulu kula bağlamasındandır. 4 Dünya kul için, ahiret ALLAH’ım için sevilir. Dünyada kulunu sevmeyen; ahiretini anmaz, özlemini duymaz. Kul kulu sevmezse, dünyanın değeri nerde? O dünya madem kul için yaratılmış, birbirine bağlantı veren günleri emretmiş ‘SEVİN-SEVİLİN.’ diye. Bundan uzak kalmak niye? Kul önce nafaka derdine, sonra da toprak derdine düşmüş. Düşünmemiş; ALLAH’ım dünyayı senin için yarattı amma, sana vermedi. Gittikten sonra; zaten hırsına yanarsın, onun derdine düşersin. Ahiret dünyanın aslı, dünya ahiretin gölgesi. Gölgede niyetin ne ise, ahrette bulacağın odur. ALLAH’ım cümlenizi aydırsın, dünyayı sildirsin, gölgeden aslına döndürsün. 5 ALLAH’ım o kadar YÜCE ki; kulunun her niyetinin karşısına, onu uyaracak olaylar yaratır. Kul vardır uyanır, kul vardır ‘ALLAH’ım cefayı reva görür.’ der, büsbütün gömülür. 6 Katladık bohçayı, ekledik akçayı, ağırladık tokçayı. Tok olanın sohbetine katılırsın, neşeni bulursun. Aç olanla oturursun, kayguyu bulursun. 7 Oymayı yerde, meyveyi serde bırakma. Pencere perdesiz, gönül gövdesiz olmaz. Perdeyi açana kapamayı göze almaz. Serçeyi mindere oturtamazsın, kediyi ince dala konduramazsın. Hele ikisini bir arada hiç tutamazsın. Gönüllü yemine yol veren, gönülsüz cevap alandır. AŞK’ına şahit arayan, kopya arayandır. AŞK şahit istemez, çünkü ALLAH’ımdan başkasını görmez. Çiçek güneşi görende açar, gecede örtüyü seçer. Neden? Kulunda ışığı, gönlünde AŞK’ı olmalı; karanlığa gözü yummalı. Neden gündüz uyumazsın, geceyi beklersin? ALLAH’ım düzenini öyle kurdu diye. Niye her kuralına uymazsın? Niyetine gelmez diye. Niyetin ile düzenini bulur musun? Niyetin, ALLAH’ımın nasibine bağlanmalı. Her kul gücünce çalışır, her verilen güç, ALLAH’ımı hoşnut eder. 8 YUNUS’um der ki: “Gönüllerin buluştuğu anda, kainat
parıldar. Hoşnut olsun cümle gönüller, güne uysun kâmiller. Saygıyı
saymayanda tatbik et ki; saymayı öğrensin, yolunu aydınlatsın. Yolunu gördüğüm, ‘Aydın olsun.’
dediğim bir kul, ‘Kara olsa, sana ne?’ dedi yürüdü. 9 ‘Benim derdim büyüdü.’ dedim. Kulunun derdi var, gününe gadri var. Vardım arkasından yürüdüm, eteğimi sürüdüm. ‘Arkadaş.’ dedim, bağırdım. ‘Derdi derdinde bulan; derede kurbağa avlayandır, karaya vurmuş balığı koklayandır. Dersen bana; tasanı kolaylarız, ALLAH’ımdan dileriz, gücümüzce sileriz.’ 10 Dedi, ‘Yıkık kulübem, yamalı fistanıma; eklendi destanıma, eşeğimin ölümü. Ne olur bundan sonra, kulunun dünyada durumu?’ ‘Derdinden sıyrılasın, ALLAH’ımı bilesin; eşeğin gitti ise, atını bekleyesin; kulüben yandı ise, sarayını bulasın. Bu mudur bunca derdin, gününü karanlığa verdin. Elinden-kolundan-başından-ayağından eksiğin var mı?’ ” dedi, selamladı. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH gadr: hainlik, vefasızlık, zulüm
|