|
3 Şubat 1972 MEVLÂNA’yım ben! 1 Kuşun kanadına el koysan, ne uçar ne geçer. Kul niyazını, KUR’AN’ından seçer. ALLAH’ıma edilen niyazın; ne ölçüsü olur, ne niyaz askıda kalır. 2 Hak olanı almak, pak yolunu bulmak, irfanını bilmek, ‘RAHİM.’ deyip uymak. KEVSER suresinin özü budur. Kul ÖZ’ünü bunda bulur. KEVSER suresinde, uymanın şartları vardır. Bedenle değil, RUH’la. Mümin olan alır. Kevser suresini özüne katan, şüphesiz uyar. Katiyet vardır özünde. Kula kulu bulduran, kulda ÖZ’ü bildiren, dilde sözü olduran, olayları dolduran, uymayanı donduran; katiyet vardır. 3 Yumuşak olmazsan, sertte sertliği dene. Yumuşakta
yumuşaklık her kula gelmez, aradığını bulmaz. Kuma
taşı atarsan parçalanır mı? Ancak taş taşta parçalanır. Taşı
kuma attın mı, sadece çukuru kalır. Rüzgar gelir onu da düzeltir. Kaynayan
aştan, kırılan taştan sakınma; uçan kuşa gelir diye bakınma, dünya
derdini kemer diye beline takınma. “ ‘Saygıyı değerine değil, değerim
diye düşün. Layık olsun olmasın, yeter ki sana gelsin. Kuyuyu dolu bilsin,
koluna kova taksın, geleni gideni susuz bırakmasın.’ dedim, cümlenize selam
getirdim. ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun.” YAHYA EFENDİ. “ ‘Olmuyor.’
denmesin, tasaya düşülmesin. Yumurta tavuğu beslese, kul yumurtasız
kalır. Kul tavuğu, tavuk kulu besler. Yola gidenin derdi edilmesin, yumurta
misali yuvarlatılmasın. Gamlı olmanın, dumana bürünmenin; sebebini olgun
görmedim.” der YAHYA EFENDİ. Sana. ‘Hasta mı?’ dersin, tasaya
düşersin. Ne bedende, ne damarda, ne kanda. ALLAH’ımın her an emanetinde. Kaygun,
rüzgarlı havada içilen tütünün dumanına benzer. Tütünü söndür, dumanı kesilir. Kaygun
son bulur. Kalıbının değerini, günde o da bilir. Sen de bilesin. 4 HAZRETİ MUHAMMED’den önce yaşayan, ‘TEK ALLAH’ım!’ diyen, sadece SOKRAT mı? O da günün EVLİYA’sı. Huşu ile bulursun YARATAN’ımı, saygı ile bilirsin yarattığını. Saygı, sevginin eseridir; soysuza vereceği olmaz. Soysuzun soyluya vereceği, ibret dersidir. Bunlar dünyanın tecellisidir. Soyluyu soysuz değerlendirir. Soysuz olmasa, soylu adını almaz. Soyluyu, ne aldınızsa aksidir. Kişi olarak ne soylu ne soysuz. Tutumundadır kulun. Soysuzu vereyim; geldiğini bilmeyen, gideceğine uymayandır. (Soylu) Geldim-gördüm, dönüşe uydum diyendir. ALLAH’ım senden de RAZI olsun, kazanımız kaynar, tasını alan gelsin. Dumansız gök, dalgasız deniz olmaz. Münakaşasız sohbet, tuzsuz ekmeğe benzer. 5 Dünya günümde, tarikat ehli olmadım. Tarikat, suyun deryaya akışıdır. Her akan su, aynı deryada buluşur. Akan suya katılmayan, deryaya varmaz mı? Vardık ya. Tarikat buldurur, ne var ki erdirmez. 6 Daha önce dedim; MEVLÂNA’nın ahfadındanım diyen, güne kadar övünen
kullardan; MEVLÂNA bir daha yetişmedi. Neden? Sırtını MEVLÂNA’ya
dayadığından. Tarikat ehli de öyledir. Bir yol tutar, bir PİR’e uyar,
ona dayanır gider. Her tarikatın PİR’i, tarikat ehli değildir. Ancak
onunla ve ondan sonra tarikat kurulur. Bu şu demektir. PEYGAMBERİMİZ’den
ve ALLAH’ımın EMRİ’nden değildir. Ancak o PİR’e duyulan saygıya-sevgiye
hürmettir gönül yolundan alınan selamettir. Olay budur. Kul sükuneti o PİR’in
yolunda gidende bulur. Elbet zararlı değildir. 7 Her dua ALLAH’ımın kabulüdür, kuluna hayır ise. Kul kulun kahrını diliyorsa, duamın kabulü demek yersizdir. Kaçanı kovalarsan, zararı olmaz; duranı kovalarsan, şaşarım sana. Evet. Duanı koşan için yaparsan, durdurur. ‘Duran, koşsun.’ dersen, sebepsiz niyaza varmış olursun. Daha önce dedim; hayıra niyet, hayıra alamettir. Niyazını yalın dilince de yapabilirsin. Dayandığın ALLAH’ın; senin duanı gönülden geçerken alır, diline ne kalır? 8 Komşuyu komşu diye seversin, gayri müslim olana yüzünü dönersin. Neden? ALLAH’ım yaratırken ayırır mı? ‘Kulum.’ der kayırır mı? Kaderin sözü, ne sana ne bana düşmez. Camın ardına duran, gelene göz kaldırandır. Komşuyu seçme. ALLAH’ım kainatı; ne sana ne bana değil, cümleye yarattı. Her kul gönül yolu ile buldu. Eğer tarikat yolu buldursa idi, gayri müslim olanın cenneti kapalı olurdu. Bildiğinizce niyaz edin, inandığınızdan uzak kalmayın. ALLAH’ıma emanet olun. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|