4 Şubat 1972 

MEVLÂNA’yım ben!

1 Hoş gördüm, selameti huzurda buldum, huzuru gönle koyanı, hayır ile andım.

2 Sahipsiz olana değil, SAHİBİ’ni bilene uy. Dar merdiven, çıkışta zorluk verir amma, gene de çıkışa yol açar. Günlük olay, geleni düşündürür. Penceresi açık olan, daha etraflı görür. ‘Günümün derdini; yerde mi, YÜCE’de mi?’  diye sorarsan, ‘Kulun gönlündeki gecedir.’ derim. ‘Olsa mı, gelse mi, sözümüzü alsa mı?’ derseniz, ‘Şüpheden uzak kalın.’ derim. Danışılandan uzak kalınmasın. Koyun ile çobanı düşünürsen, bağlantıyı kuzudan bilme. Bağlantı YÜCE’dendir. Sıcak günün gecesini, serin bulursan; güne bağla kendini.

3 Kazan köy meydanında kurulur, aşure kaynatılır. Cümle kul davetli sayılır. Tasını alan gelsin, sunulanı alsın. ‘Açık desen.’ dersin. Duvara temel dilenir, temelin dileğine uyulur, duvar örülür, ‘Üstünü örtelim, ocağa aşı koyalım mı?’ dersiniz. Nasip olan, yoldan gelenin sorusu danışıldı. ‘Hayırdır.’ denildi. Karara varanla, kararı alan sevindi. ‘Güçlük olur mu?4 denmesin. Olacağı kul alıkoyamaz, kaderin çizgisini silemez. Kaygıya yer yok. Kuşun sesini sevmeyene, sev deme, zorla sevdirmeye çalışma. Varsın dinlemesin. Çorbaya kaşık salan, ağızda lokma yiyendir. ‘Karanlık olur mu, üzüntü verir mi?’ demeyin. Kulun kaderinde, karanlık var ise; değiştirmek kulun gücünde değil. Daha önce verdim, ‘Yavrularının geleni aydınlıktır.’ diye. Onun için üzüntü etme, şüpheye düşme. Katılık yok. Ham olana göz atmayız, olmayanı söz etmeyiz, olanın hayır olduğundan şüphe etmeyiz. Hayır olanı, hayır dua ile bağladık. ‘Selamete uyandır.’ dedik. Kanadını açan kuş, uçmaya hazırdır. Uçanın arkasından, tasa edilmez. ‘Olsun.’ diyelim, duamızı verelim. YASİN okunsun. ‘Hayıra açtığın, hayırdan geçsin.’ deyin. Konuk olan, yuvaya gelene. ‘Yumuşak mı?’ dendi. Kum misali dedim. ‘Aş yapayım, ocak yakayım.’ dersin. ‘Güvendin mi?’ diyene de ki, ‘ALLAH’ıma sığındım.’ Koşuya salacağın atın, jokeyini tanıdın mı? Atmayan adımını, ‘Kazandım.’ diye övünür. Aslında kazanan attır. Aymayı bildin, ‘Danışayım.’ dedin. Onun için, danıştığını açık verdim. MEVLÂNA’yım! Sözüm ÖZ’üme denktir. Danışılanın hayır olduğunu tekrar söyleyeyim. ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun.

(Tebliğin bu bölümünde bir kaç satır noksandır)

4 Yavrunun annesi olmaktan güzel ne var? Duanı dilden alırsın, daha ne dilersin? Yolun gidişine uymak, kulun gayretinde değildir. Olayı ALLAH’ım hazırlar, kulun önüne serer. Gücünü; niyetine değil, niyazına harca. Hummalı olmadan, güç ver. Hummalı olmak, ne  kulu ne yolu kazandırır. Yumuşak olunsun, huzur ile beklensin. Olacaktan şüpheye düşülmesin. Deme tencere küçük. Aşın büyüyende, tencere de genişler. Koyunun-kuzudan yeri değil, boyu büyüktür. Değerini düşünürsen, verdiğine bak. Kalandan gideni sorma. Gidenin arkasından söz çok olur. Duvar dibine ocak kurarsan, kazan koyarsan; duvarın görüntüsünü bozarsın. Koyunu seven, kuzuyu kucaklar. Sana derim ya. Kayguya yer verme, ALLAH’ıma havale et, O yoluna koyar. Kim ne derse desin, uymayan kazanı devirsin. Yuvanın huzuru, senden sorulsun. Unutma sen huzurda isen, onlar da huzuru bulur. Kapıyı örttüğün an, dışarının sesi kesilir. ‘Dışarıdan gelen sesi duyma, duyduğuna uyma, gönlünü yorma.’ dedim. Diyen, desin. Olacağı ALLAH’ımdan bilsin, hatayı kulda aramasın, kulu şahit vermesin. Sen ne düşünürsün? Vicdanına yük alan düşünsün. ALLAH’ıma havale et, huzuru orada bulacaksın.

ALLAH’a ısmarladık.

5 Bağlamadan çözülmez, yumak yanlış sarılmaz, olacaktan kaçılmaz. ‘Olmuyor.’ dendiğinden beri, kayguya düşülmüş.

6 Kulunun niyazını bekler ALLAH’ım. YASİN okunsun. Kırk bir YASİN. Selameti dilensin.  MEYDAN kulundur, kul yolun. ALLAH’a ısmarladık. ALLAH’ım cümleden RAZI olsun. 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH