13 Şubat 1972

MEVLÂNA’yım ben!

1 Hasret görmeyende olur. Yumuşak yolun yokuşu da olsa, kula dert vermez; selam gönderenin, yolunda taş kalmaz. Aldık sevindik, ‘ALLAH’ım RAZI olsun.’ dedik; ocağı yakandan, külünü eşenden, AŞK’ına düşenden, ‘Yolum nedir?’ deyip sorandan.

2 Yudum-yudum içelim, sorgudan geçelim. ‘Verdim.’ diyene, haber sorana de ki, ‘Her söz olduğu yerde kalsın, kulun eğitimi yuvasında olsun. Verdiği sende, dediği bende kalsın.’ Söz benden çıkmaz, adıma söz verilmez. Adıma verilen söz, özentiden uzak kalmaz. Mevlana olan, AŞK’ını kendinde bilendir. Sen mevlanasın, gelen değil. Mevlana demek, ALLAH aşığı. Ne var ki dünyada bu ismi alır. Gelen vardıkta bilmiş, senin AŞK’ına özenip gelmiş. Onun için siz gelene verebilirsiniz, gelen size değil. ‘Gelene ben ne verebilirim?’ dersin, duanızı elbet. Kayın ağacına yaslanan, dayandığı kadar durur.

3 Yuyan denmesin. Yuyanın ÖZ’ü kuluna tuttuğu ışıktan belli olur. ‘Yolumuz derya yolu, kim gelirse alsın.’ derim ya. Yolda olan- olmayan, günde bilen, göçte dileyen, ‘ALLAH’ım.’ deyip AŞKI’nı dileyen.

4 Sahrada olanın yolu, ayak izinden belli olur. Nasibi olmayanın, önünde rüzgar eser, izi süpürür. ‘ALLAH’ım.’ diyen, izinden ümidini kesmesin. Gökteki yıldız da, ona yönünü verir. ALLAH’ım her anışında, kulunu görür.

5 Sahibi olmadan, ‘Sahibim.’ diyene, gaflet uykusu tatlı gelir. Uyandığında, boşa kürek çektim der, geçen güne yanar. Hangi istasyondan binsen, aynı sona varırsın. Yeter ki o trene yetişebilesin. ALLAH’ım cümleden RAZI olsun. 

6 Gönüller elma olsa, her gelen bir dilim alsa, sana ne kalır? Çekirdeği kalır. Her çekirdek, bir elma ağacı yetiştirir. Onun için hepsi gider demeyin, gidene gocunmayın.

7 Ayyaş olan meyden bilir, sarhoş olan neyden sanır. Her halimiz O’nadır. ‘KAYYUM.’ dedik andık, kumunuzu eledik. Acemi olana gülmek, onu dahi bilmemektir. ‘Acemiyim.’ dedi ise. AŞK’ının ateşinden demiştir. ‘Kaderinden yananın meyvesi yok.’ desem yersiz. Meyveli ağaç, umdurur; meyvesiz ağaç, buldurur. Dediğim cümleyedir.

8 Almayı dileyen gelir, ‘Bana.’ diyen yanılır, çünkü sözümüz cümle içindir. Kase ile çorba gelmişse, bir kula değil her kaşığını uzatanadır.

9 Yamalı fistan giyen, yamasından utanmasın. Varlığını ‘Benim.’ diyen utansın. Çünkü varlık senin değil, O’nundur.

10 Danışılan alındı, YM denildi, konuya öyle girildi. Salah yolu; O’nu bilendedir, elini ele verendedir, aldığı ışığı dileyenle paylaşandadır.

11 ‘Selam.’ diyene döndüm, ‘Hayır ola.’ dedim. Kayıranı bilesin. Gayesi HAK olan elbet kayırılır. Gönülde açılan kapı, ALLAH’ımadır. Danıştığı gibi olur, gayesi yerini bulur. Pirinci çamura eken, su diler. Yuyanı veremez elbet, VEREN ALLAH’ımdır. ALLAH’ım hayır olmayanı kuluna vermez. Hayrete değil, gayrete düşer. Göz mü görür, gönül mü yürür? Gönül yürümeyi diledi mi, göz arkadan gelir. Devamını daha evvel verdim. Olay senden alınandır dedim, daha önce de söyledim. Soruyu diledin, akıla koydun, senden çıktı artık. Sorumuz açık olsun, yolumuz bilinsin. Daha önce dedim ya, alış yok veriş var. ‘Kazan kaynasın.’ demek, ALLAH’ıma ortak koşmaktır. ‘Hata olanı vermek, vazifem.’ dedim. Onu verdim. Kazanı kaynatmak, kulun elinde olsa, her kul kaynatır. Duman konmasın, ‘ALLAH’ım ne zaman?’ denmesin. Beklemek-ummak, O’nun verişine uymamaktır.

12 Kul ‘Mertebe aldım.’ demez, ölçüsünü sormaz. Soran, ‘Öndeyim.’ diyendir. Kayıtsız olmayan söz bilinmez, kul elbet anlatılmadan almaz. Verdiğim yol içindir. Benim yazdığımı, uyuyanın yerine göçenin aldığı da görülür. Dünyada gaflete düşen, göçünde almaya çalışır. Aymayı bilenle olalım; bilmeyene uyalım, bilmesini öğretelim.

13 Sorulan soruda, yol aramak yersiz. Göçene ışık vermek, ALLAH’ımın GÜCÜ’nde. Dünyadan göçenin, bizden alışı kesilir. Nasıl ki dünyada, dünya ışığı sadece olduğu yeri aydınlatır. Uçak yerden kalktığında, dünya ışığından uzak kalır. Kul da göçünde, dünya ışığından ayrı kalır. Orada ancak mertebesi derecesinde ALLAH’ı iledir. Mertebe dünyada alınır. RUHLAR ferahlık bulur, dünya kulunun aydın RUH’undan. ‘Kulunu görsün, dünyada mertebesini versin.’ deriz, ALLAH’ıma duacı oluruz. ALLAH’ımın İZNİ ile kuluna ışık tutarız. ALLAH’ım cümleden RAZI olsun. 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

(Resim verilir)

14 HAZRETİ ADEM’den aldık, sizlere verdik. Gelenin adına verildi. Konuyu merak etmesin, fistanı nerden almış demesin. Fistanı yapraktan, destanı topraktan. Buğday tanesi yuvarlak mı olur? Elmanın kendisi, ademin hikayesi.