15 Şubat 1972
MEVLÂNA’yım ben!
1 Yumuşak yolumuz, YARATTIĞIN kulunuz. Kul olduysak, ‘HAK.’
dediysek, olan HAK’tan bildiysek; yaz misali, ‘Güneşe yakınız.’ deriz.
2 Kalede olandan, kainat sorulmaz. Sorgusu sadece kale içindendir. Kainata
çıkanın, sorgusu olmaz. Derya misali. Deryaya ne atsan, hak ile paklar; kainata
çıkan, derdini kalede saklar. Tekrar kaleye dönmeyeceğine göre, dert ondan
uzak kalır. Evet. Sözün bağlantısına.
3 Dağda bağı aramazsın, bağda ayağı sakınmazsın, ‘Suda
gözüm görmez.’ dersen, gönülden kaçınmazsın. Gölde nehir sorarsan, ‘Yol al.’
derim, yoluna rehber olurum. Nehirde gölü ararsan, alabalığa gönül
koyarsan; ‘Aradığını bil.’ derim. Kulun ölçüsü ne sende ne bende. Her
gelen, YÜCE’nin emrinde. Gelişe uyana, ‘Hoş geldin.’ derim.
4 Yolunu açan sebebi senden sorsam, ‘Tesadüf.’ dersin. Asıl olan, tesadüfe
bilmeden uyan kuldur. Sepet misali örülür, dilersen sepete boncuk da konur. Sebebin örülüşünü verdim.
Konuğumuz uysun, olandan yakınmasın, komşuda olan hataya bakınmasın, ‘Hata.’
demesin. ‘Olan oldu, ALLAH’ım öyle diledi.’ denende; çözülüş görülür. Hatayı
çözeyim dersen, üzerine yürürsen; karışık iplik misali, daha çok
karışır, ayağına dolaşır. Kenara çekilirsen, ‘ALLAH’ım SANA
havale edildi.’ dersen; olayın çözülüşü, seni şaşırtmasın. Kayguyu
dünya malından kaldır. ‘Kaybım.’ deme, senden olanı unutma. Konuğumuzun ULU’su,
GANİ HAZRETLERİ’dir. Nasip dilediyse, dileği olduysa; ‘Doğuştandır.’
derim. Kamayı eline alan, tuttuğu odunu kesmez. Odun, kama ile kesilmez. Ne
var ki; oyarsın, işlersin. Odun kesmek dileyen, baltayı ele alır; yontmak
dileyen, kamayı ele alır. Mümin olan bilir. NUMAN der ki: “ Ham olan denmesin, hamlık
gönüle yakıştırılmasın, bedende olana gönülden ölçü vurulmasın.”
5 Kaynayan kazana elini koyamazsın. Giden sürüyü geri çevirme, çevirmeye
çalışma. Güzellik, sürünün gidişini temaşadır. Gölgeyi yapraktan
değil, topraktan bilesiniz. Taşa sert diye söz etmeyesiniz. Bilin ki
derya, onu da eritir, kuma karıştırır. Eriyen taş, kumdan ayrı kalmaz.
Kuma karışanda, zaman-mekan aranmaz. Kumun dediğini, bile-bile
sorarsın.
6 Güğüm dolduysa, ele geldiyse; ‘Nasibim.’ de, ‘Gayretim.’ deme. Aynayı
eline verdim, manayı günde gösterdim. ‘Nasıl?’ deme, bekle gör.
7 Nefsini bilen değil, onu çiğneyen. Cemiyete uymak güzel. Verileni
almak, hatayı etrafta değil kendinde bulmak; hepsinden güzel. Hiç
kuşların mücadelesi görülmüş mü? Yanılmayın, dediğim kuş dağ
kuşu değil, yayla kuşudur. Suyun aktığı, yerin
aşındığı görülür, dert mi? Aşınan yerin, parlaklığı da
görülür. Binanın küçüğü de, büyüğü de kulu barındırır. Önemi
görüntüde midir, yoksa kuruntuda mıdır? Kaygu. Kul kayguda ise, binanın görüntüsü. Elbet
dünya kulu kuruntusuz kalmaz, gaflet onu bırakmaz. Elbet hata olmasa, kul
doğruyu bulamaz. Onun için derim, kulda hata aramayın. Kulda aradığın
hata, seni geriye götürür. Hatayı bilirsen, doğruyu ararsın. Unutma ki,
iş yerine kasa alan onu doldurmaya çalışır. Elbet boş kağıt
değil. Madem ki gönüllerimiz de RUHLAR’ımızın kasası; onu altın ile
dolduralım, değerini bulduralım.
8 Kağnıyı motor ile geçen, geçtiğine sevinmesin. Duvara da
vurabilir. Önce yönünü bul, gideceğin kapıyı bil; ondan sonra ne ile
gidersen git. O zaman gönlündeki kasaya güvenebilirsin. Dünyaya uyana medeni
diyen, yolunu kendi bulmuş mu? Kuyudan su bekleyen; elbet eteğin
açmaz, suyu doldurayım demez. Komşuda pişene, gönül koyulmaz; hayrete
düşene, ‘Neden?’ denilmez. Her kulun hayreti aynı yolda olmaz. Kul vardır
tesadüfe hayret eder, kul vardır tesadüf diyene hayret eder.
9 Mideye değil, bağırsağa önem versin. Mideden elin
çeksin, bol-bol nar yesin. Narın tatlısına, yediğinin tazesine baksın.
10 Sohbetimiz söze de yer verir. Kuşun uçtuğu yerden, atın
koştuğu yerden selam getirdi. Kaideye uyulsun, selamlar yerini bulsun,
her yaprakta cümlesi anılsın, cümlesine gönül konulsun. Ayrı olan gayrıdır. YAHYA
HAZRETLERİ der ki: “Sondan evvelki gün unutulsun.” Her kula denir. Sayfayı
devirdi isen, bir daha çevirme. YÜCE, geceyi günün olayına kapak diye örter. Kula
“SONDAN BİR EVVELKİ GÜNÜ UNUT.” DER. Unutulmayacak, sadece YÜCE’den
gelen EMİRLER’dir. Günü açtığın an anacağın, güne
kaydedeceğin; O’nun ADI olsun. O’nun ADI ile günün başlasın. ‘Kaderim
değişir mi?’ dersen, yazılan bozulmaz. Unutulmasın ki her kuluna, ALLAH’ım
en güzelini YAZAR. Kul kaygu ile günün tadını bozar. Cümleniz ALLAH’ıma emanet
olasınız.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH
(Resim
verilir)
11 Kaideyi bilenden, düzenine uyandan, kandilin verdiğini, YÜCE’ye
yürüdüğünü söyleyenden. Bilseniz adını, bulsanız kaydını. Uydum dediğinize.
Suyun akışını, kulun bakışından bilen; her yarattığını, ‘Merkezinde.’
diyen. Konuğumuza verdim, selamını getirdim. ‘ALLAH bilir, bekle gör.’
dedim. Sözün başında verdim. Eline aynayı aldın. Verilen alındı, selamet müjdelendi, ALLAH’a
emanet edildi.