18 Şubat 1972

MEVLÂNA’yım ben!

1 Yeşil fistan giyenden, sözü destan diyenden, hoş sohbeti sorandan, koyun postu serenden; selam getirdim. Selam olsun sizlere, yolum düştü düzlere, YUNUS EMRE gözlere. Selam ile geldi. Yuyan olduğum kullara. Bedeni dinleyen, yumuşak yol dileyen; her kulun yuyanıyım. Rahvan atın adımı.

2 Muradın ne ise olsun, adını YUNUS’um desin, ‘Rahvan.’ densin, yazımız düzelsin. Hata bizden densin, (Rahvan kelimesini iyi okuyamadığımız için bu düzeltme yapıldı) Rayda giden şaşmaz, şaşsa da düşmez; el hatası olanda, söz edilmez.

3 Halkına zulmeden şahın, başı er geç düşer. Her zulmün sonu, kahır ile biter. Zalim olan, kendini kuvvetli görür. ALLAH’ım güçsüze YARDIMCI OLUR.

4 Huyda güzel aransın, yaprakta gazel taransın, sohbette söz her kula düşsün. Karar cümle ile verilsin. Hoyrat olanın sözü, hayrete düşürmesin.

5 Kanarya sesi ile, şahin gücü ile tanınır. Kanaryada güç ararsan yersiz, şahinde ses duyarsan hayrete düşersin. Onun için, gönülde olanı değil, görüntüde olanı onaylayın.

6 Rüyada ‘Hayır.’ densin, yorumuna yol açılmasın.

7 Sözümüz yol içindir. kayın ağacında gölge, selvide boy, gülde renk-koku. Suyun sesine, neyden gelen nefesine; sen de yanasın, ben de. Camdan bakana, elden tutana, yakaya GÜL takana; selam dedik, geleni selamladık. ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun. Güne kadar camdan baktı, günde yakaya GÜL’ü taktı. Hoşnut olduk, ‘Geldin.’ dedik, ŞEMS’in selamını getirdik. “ Huyumuz, huyuna denk.” dedi. Yumuşak yol dileyen, yürümeye niyet kuran; neden yürümesin? Yanılmayın, ‘Mizacı uymaz, yolu almaz.’ demeyin. Yolu alan yürüdükçe, mizacı da yoluna uyar. Mümin olanın, sohbete uyanın; yolu da verilir, el-ele yürünür. Samanı suya salsan, akıntıya takılır, gidişe yol alır. Unutmayınız ki, sizler saman da değilsiniz.

8 Ağaç olduk dallandık, dalımızda bol yaprak edindik. ALLAH’ım cümleden RAZI olsun, kayguları silsin. Sebep aranmasın, huya yorulmasın. Cümleye derim, kaygu edene söylerim. Sebepsiz sohbet olmaz, sözümüz gazele dönmez; ney nefessiz üflenmez, mey hevessiz alınmaz; her heves, AŞK’ından olmaz. ALLAH’ım, AŞKI’na düşürsün, meyhaneyi aratsın, meydanhanede toplasın, topladığı has kullarına cümleyi katsın.

9 Koltukta oturan, ‘Yerim sağlam.’ demesin. Yerde olanın, gönlü serdedir. “YOLUMU ALMAYAN, KULUMU BİLMEYEN, BENİ ANMAYAN; KOLTUKTA DA OLSA, TAHTA DA KURULSA; SAMANDAN AYRINTISI YOKTUR.” DER, ALLAH’ım.

10 Kul kula köle olmaz; ne var ki kul kulu, köle de bilemez.

11 Senden olanı paylaş, ne var ki gönül rızası ile. ‘Sonu mu?’ diyen, yarını düşünen; yemini artırmaya bakan ata benzer elbet. ‘Sende var olan, bende de olsun.’ dersen; nasibine isyan etmiş olursun. Samana benzeyen, her suya takılandır. Her suya takılan, birikintiye de takılır, dumanı bedene mal eder. Geçenden yol almak gerekmez, çünkü yol geri gidilmez. Yolun gidişi, daima öteyedir.

12 Somun alan katık arar, nasibi ne ise onu bulur. Suya baktın mı, yaban gülü yakaya taktın mı, gülün kokusunu aldın mı? Sorumu bilene, suyumu içene. Sebep sormadım, olayda hatalı kul aramadım. ‘Her kul ‘Hata bende.’ dese, birer ölçü paylaşsa; söz uzamaz, mevzu kalmaz, gönül kırılmaz.’ dedim, sözü bağladım.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH