26 Şubat 1972
MEVLÂNA’yım ben!
1 ‘Suayı olduran, kainatı bildiren, şarkı
diye okutan nedir?’ desem; söz dersiniz. Özüne inmeyi deneseniz, AŞK’ına
şahit olsanız, her yanan ocakta alevin dilinden alsanız.
2 Yangın odun ile başlar, kömürde neticeyi bulur. Hatalar küle
benzer, küllenmese eşelenmez. Hummalı olmak demedim. Humma ateşin
üstüne kül atmaya benzer. Yedekte olan at, hızını alamaz, koşayım diyemez.
Yedekteki at, kulun çektiğidir. YAHYA PEYGAMBER der ki: “Yedeğe
gelmeyin, varsın lokmaya mahrum kalın. Somunu alayım diye, yedeğe gelen; kula
köle olandır.”
3 Kavun yenmeden bilinmez, su içmeden tadı alınmaz. Kanmayı
kurtuluş sayma, hatanı başka kula yüklemeye çalışma. Cümleye
derim. Derdini demek için, mekan arama, kul önüne durma. Derdini DERECEK, gönlünü
GÖRECEK, düğümü ÇÖZECEK; sadece ALLAH’ımdır. AŞK’ımı BİLEN de O,
kainatı VEREN de O, sebebini HALKEDEN de O. O’ndan geldik, O’ndan aldık, O’na
döneceğiz. Neden elden medet dileyeceğiz? SOMUNCU der ki: “Gelenden
aldım, somunu saydım, ‘Cümleye yeter.’ dedim. YUVA’ya açtığın yola, yazıyı
verdiğin kola, cümle için aldığın nasibe; ben de katıldım. Layukal olmadan, zahirden
bilmeden, suyun akışına çöpü katmadan uyanlar ile beraberim. Çiğdemde
yaprağı, yaseminde toprağı arama. Yosmada saygıyı bekleme. Yudum alsa,
ele baksa, yün alıp bükse; uyandı deriz, dönüşü kutlarız.” der, SOMUNCU
cümleyi selamlar.
4
Vardık SÜLEYMAN kuluna, selam verdi cümlenize, gönül verdi hamlenize.
“Güneşe duralar, gölgeyi sileler, güzelliği öyle göreler.” dedi,
cümlenizi selamladı. “ALLAH’ım
cümlenizden RAZI olsun.” dedi.
5 FENARİ geldi: “Cehaletten gömlek misali sıyrıldılar, şah
ile çobandan ayrıldılar, dumansız gökte yıldızları derdiler.” dedi. “ Gömülü
olana dünya gözü ile baktılar. Gönüllerde MOLLA’nın fenerini yaktılar. Şah
ile ÇOBAN’ı soranın, ÇOBAN’a ferman verenin; gün gelende, ‘Gel fistanlarımızı
değiştirelim.’ dediğini bilir misiniz? Şahın zannı, ÇOBAN’ın
fistanında. Gafil bilmez ki, gönlünün destanındadır. Şah, her akçe ile alınanı
alır. Alınamayan, sadece gönüldür. ALLAH’ım cümleden RAZI olsun, gelişinize
ALLAH’ım tez izin versin.”
6 “Çarşıya çarşıt, yedeğe
karşıt aranmaz, sergiye her dile gelen konmaz, kuyuya yaban ördeği
atılmaz. ‘Çarşıdan fistan alayım, yedekte olana vereyim.’ desen, hak
yerini bulmuş olur musun? Vereceğini kendine denk görür müsün? Aldığını
kendi sırtına da vurabilir misin?” dedi, VEYSEL KARANİ söze girdi: “Gölgeyi
yedekte olan için düşünmedim, hata ile yoğrulmadım, yamalı fistana
sarmadım. Kayguya ne hacet sizlere? VEYSEL adım, hudutsuz AŞK’ıma yol
aradım, hak olandan ayrılmadım. Yürüdüğüm yol, ordan oldu, sizlerde de onu
gördüm, ‘Yolum uğrağı olsun.’ dedim. Geliş gönülle de olur.”
MEVLÂNA’yım ben!
7 Konuya ad veren, bir suya bağlanandır. Bizim bağımız,
deryaya. Yetemeyen bizden olmaz, tütemeyen bizden gelmez. Yumuşak olduk
sardık, MEYDAN yere serdik, cümle ile derdik, selam olsun sizlere dedik.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH
layukal: anlaşılmaz, akıl ermez,
akıl ile idrak olunmaz