10 Mart 1972
MEVLÂNA’yım ben!
1 Neyden bulan, HAK’tan olandır; yolu bilen, yumuşak gelendir. Yol
dilersen, sahilde yürü derim. Cümlenizi selamladım.
2 Gönüllerden alırım, her dilekte dururum. ‘ALLAH’ım.’ der, dileyenle
duacı olurum. Olmasını dilediğini, şüphesiz ALLAH’ıma havale et ki; en
doğru yolu bulsun. Yoğurt kaşık ile, ayran bardak ile içilir.
OMAR der ki: “Gönlünü ALLAH diye açan, kainatta doğruyu seçendir. Çünkü ALLAH’ım
yardımcısız bırakmaz, ‘ALLAH.’ diyen kulunu yanıltmaz. Olacak şahit
istemez.”
3 Güzelde çirkin bulmaya değil, çirkini güzel bulmaya çalış. Hata
her kulun yanıltısıdır, ne var ki mümin kulun yolunun dönüşüdür. Hataya
bakmayan, kendinde aramayan, karşısında olana yüklemeye çalışan; bilmeden
karşısındakinin yolunu açmış olur. Hataya suçlu arama. Kendini hatalı
gör ki; karşındakine de, kendine de huzur vermiş olasın.
4 Sohbetin tadı olur. Acı olmasın, tatlı gelsin, her kul
gülebildiğince gülsün, gönülde huzur bulsun. Gülenden güldürenden, ALLAH’ım
RAZI gelsin.
5 Çiçekler açtı mı, otlar yetişti mi; günün rengi değişir,
dünya her renge bürünür. Baharın güzelliği ondandır. Baktığında her
rengi görürsün. Olmadan olmayandan geçilir, olacak geç gelse de beklenir. Aydan
güzellik bekleyen, yıldızda çiçekleri derleyen, hangisinden geçer? Güneşten
hiç geçilmez. ‘Yıldız olmasa da ay doğmasa da, güneş yeterli.’
denilir. Elbet yeter. Ne var ki kainat; hepsini birbirine halka misali eklemiş, cümlesi
dünyayı süslemiş, karanlık geceleri aydınlatmış. Karanlık geceler
nedir? Gaflet. Ayda gördüğünü, yıldızda arayan, gökyüzünde SAMANYOLU’nu
tarayan; gönlünü ALLAH AŞKI’na dolayandır. Kapalı bina görende, merak
uyanır, ‘İçini görsem.’ denir. Yol arayan; ne kapalı binada olanı görür, ne
de merakına verir. ‘Görmek gerekse idi, kapısı açık olurdu.’ der. Cennet
bahçesi denir, çiçekleri merak edilir. NUR ile yıkanan, her tomurcuğu NURU’ndan
olan çiçeğin; rengini versem, zaten alamazsınız. Dünyaya gelen renkler, buradan
aksedendir. Güneşten alır, dünyaya verir. Yalnız renkler dünyada, en
solgun halini alır.
6 Atmosfere ne gidersin? Kendini bilir misin? Damarına akan kanı, dünya bilginle yapabilir misin? Şaha
giden, önünde diz çöker, ‘Dünyanın sahibisin.’ der. Dünyanın sahibi demek, küçük
gelir. Koşuyu ne sen, ne ben kazanırız. Neden? Koşucu değiliz de
ondan. Koşuya varmak için, önceden çalışmak gerek. ‘O’na gideyim.’
diyen, gitmeye hazır olandır. Kendini hazırladın mı? Cümleye. Koşudan
maksat, RUH’unu değil, önce bedenini hazırla, dünyayı huzurla. Yamanı
söküğüne göre dik. Sonra gönlünü; dilediğin yönde ‘Yürüsün.’ de, koşuya
hazırla. Yamayı nereye dikersin? Fistandaki açığa. Açık olan yeri bilmek, hatayı
görmektir. Hatanı bilirsen, meziyet örtmektir. Hatasına bilip de ‘Ben böyleyim.’
diyen, söküğünü büyütendir. Gün gelir öyle büyür ki, örtecek yama bulamazsın.
7 Huşu ile niyaz ettik, kulu hayır yola ittik. Doğum ile
ölümde, ‘YAZI’dan çıkılmaz.’ dedik. ‘Öyle olsa, böyle gelse.’ denmesin. ‘Olayları
hazırlayalım, en doğruyu bulalım.’ demek yersiz. Çünkü her beden, olacaktan
habersiz. Yazılan yazılmış, deftere çizilmiş. Sen onu
değiştiremezsin. ALLAH’ım hiçbir olayda YANILMAZ. Akan sudan göle
düşer. Olacağı değiştiremez. Yağda balı arama, balı
ateşe koyma, onun pişmesi HAK’tandır. Tazı koşar, tavşan
kaçar, kaçamayanın vakti gelmiştir. Vakti gelmeyen, yuvayı bulmuştur.
Aymayı bilen, dumanı silendir, olana uyandır. Ağacı diken, büyümesini
bekleyendir. YUNUS’um der ki: “Dağda ağacın boynunu küçük gördüm, ne
var ki yaprağı daha bol. Konuyu derdim, olanı verdim. Dağda
yetişen ağaçta, yaprağı saydım. Veriminde ne aradın dersen; ayvada
çiçek, çiçekte böcek gördüm.”
8 Umduğun gibi değil, gördüğün gibi bilesin, kaygudan
uzak kalasın. Koyun ile kuzuda, sevgiyi göresin. Kuzuyu koyundan ayırma, ayırırsan
sesinden şikayetçi olma. Cümleye. Eğer dünyanın huzuru dersen, önce
etrafındakilere huzur ver ki, sana da huzur gelsin. Yolum olsun, göçte bulsun
dersen; dünyadan yolunu hazırla. Her kul varışta, dünyadaki barıştan
yol alır. Söze yer verenden, ALLAH’ım RAZI olsun. Ağamın dünyası da, ahreti
de aydın olsun. HAK YOLU’na söz verişine, ‘ALLAH’ım.’ dedik, biz de duacı
olduk. Akşam değil duamız her an. Suyun aktığı yerde, söz tatlı
gelsin, bal ile yensin.
9 Açta toku tanımak zor gelir, tokta açı bilmek ar gelir. Aslında ne
biri zordur, ne öbürü ardır. YM diyelim, sözümüzü bağlayalım. Dünya
vergisini dedim.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH