22 Mart 1972

MEVLÂNA’yım ben!

1 Hoş gördüm, huzur diledim. Olandan, kulun kulu suçlu çıkardığını gördüm. Kul kula suç yüklemese, olaya sorgu vermese, yuvadaki vazifeyi, kullar paylaşsa; ne huzur bozulur, ne yaşantı zehir olur.

2 Akıllı olanın karıştığı görülmez. Ananın verdiğine, baba karışmaz; babanın verdiğine, ana ses etmez. Sen varken suç oldu ise, örtüye mi versin? Sen kulağını örtsen, daha uygun olmaz mı? Can sıkıntısından değil, üstünlük kaygusundandır. Babanın olduğu yerde ses edilmez. Niyeti içerisinde. ÇAKIR, huzurda kendi payını da ara. Hiçbir evlat, gelin kaynana tabiatına giremez. Girdi ise suç evlatta. Anayı suçlamaktan ise; evlada suçunu hatırlatmak, hatayı kökünden koparmaktır. Her olayın başında... 

3 Yapraksız ağaç olmaz, yapraksız ağaç gölge vermez, yaprağı olan ağaçta, kuru dal olmaz.

4 Hata; kabul edildiği yerde, düzenini bulur. Yüküne yer verdiğin rafta, düzen ararsan; elini yorarsın. Olgunluk; suçlu aramak değil, hatanın kökünü bulmaktır. Hatanın kökü yavrudan değil, senden başlar. Toprakta su bulmayan fidan, gelişimi geç olur. Gelişiminde suyu bol alanda, değişen olaylarda sabır gerektirir. Münasebeti anada kalmadı. Daha önceki yazılarımız okunursa, verdiğim görülür. Ananın yavruya verdiğine karışılmaz. Elinde olanın diline verildiğini sanmak yersiz. Söz olacağı getirmez, nasip olandan öteye gidilmez. İsyanın, dilinde olanına sözümüz olmaz. Hatırda kalanın, gönüle yattığı görülmez. Yazılandan öteye gidilmez.

5 ‘SAHİB’im olan.’ dedik, ALLAH’ımın ADI’na geldik. Cümlenizin yolunda selameti aradık. ALLAH’ımdan dileğiniz olsun, isyanınız değil. Yumuşak yol dilediysen, yolun açık. Yolda taş aradıysan, bizden gelmez. Evlat terbiyesi dayak ile olmaz. Bayramı kutlamak için, türlü zahmete girersin. İmtihan olduğunu bildiğin halde, aksine düşmen hata değil midir? Her kulun hatasına, yumuşak yolun taşı denir. Daha önce verdim. Karşındakinde değil, hatayı kendinde ara ki, düzeni bulasın. Hiçbir kul EVLİYA dahi olsa, ‘Ben düzenimi buldum, her şeyin üstünde oldum.’ demez. Bu hatadan uzak kal. ‘En doğruyu düşünürüm.’ demek, hata değil midir? Onu derim ya. Her kul düşüncede kendini haklı görür. Dünyanın düzeni, zaten bundan bozulmaz mı? 

6 Ölüm kararını veren de, haklı belge ile verir. Bazen de haklı belge ile bozar. Takdirini biraz da, karşındakine yönelt. En güzelini bulmuş, huzura varmış, ALLAH’ımın EMRİ'ne uymuş olursun. Bağırmayı haklı demedim ki. Düzen en başından bozuk. Karşındakine hak tanımayı. Anlaşılmayan olay, açılmaya mahkumdur. Daha önceki sohbetlerimizde, yavruya verilecek terbiyeden söz ettik. Suyun yüzüne, saman çöpü gibi çıkardık. Gönülde olanın, söz ile denilenin yerini, öz verdik. Huyunu veren misin? Suyunu alan mısın? Kainata salan mısın? Sabrın ölçüsünü ALLAH’ıma veririz, kulda gönül ararız. Sabrını inkar eden kul aradım, bulamadım. ALLAH’ımdan, SABIR ADI’na geldim. Söz benden olaydı, senden özür dilerdim. 

7 Huzuru gönülde arayalım, sözde değil. Sen dilediğinde bağırmaz mısın? ALLAH’ımın kulu vardır. Kulu da hep birdir. Ana hakkı öndedir. Babada kan hakkı, anada CAN hakkı vardır. Doğum niye anaya verilmiştir? Neden ana seçildi? ALLAH’ım seçiminde yanılmaz. Baba gönül alabildiğince sever, ana canın verildiğince. Evet. Canını seve-seve verebilir. 

8 Gönülden diyelim, günlük olayın tozunu silkelim. Duvarsız bina olmaz, sıvasız duvar kalmaz. Çıkan duvar çatıyla örtülür. Yola bakan tarafa, kapı açılır. Duvar örülmüş, kapı açılmış, yola bakılmış. Söz ALLAH’ımın EMRİ’ne kalmış. ‘OL!’ diyende olacak, gün kuluna gülecek. İçene ‘Sarhoş.’ deme, bir kenarda kalacak. Ne sana, ne ona zarar vermeyecek. Huyundan uzak kalmaz, günde kötülük vermez, çünkü ALLAH’ım müsaade etmez.

9 ‘Kulun özelliği olmaz.’ dense de, müstesna kuluna ALLAH’ım söz ettirmez. Cümleye derim. Müstesna kul hatasız mı olur? Elbet olmaz. Onun hatası, kul gönlü kırmaz.

10 Kulun dumanı var ise, hata kendindedir. Müstesna kulun dumana verilecek sözü, sadece ALLAH’ımın ADI’dır. Ne sözü kulundan alırız, ne de özelliğine kayırma yaparız. Yanlış hüküm verilmesin, yargıda hataya düşülmesin. Ben benden verse idim, taht kurar tahtta otururdum. YÜCE’nin EMRİ ile geldim. ‘Sözlerim ile sizleri kayırdım.’ dersem, hata olmaz. Hata görülende, ancak sevgiliye ‘Hatanı düzelt.’ denir. Alan, bilir. Elbet. ‘Sitemler de sevgiliye.’ dedi, sitem bize geldi.

11 YÜCE’nin VERDİĞİ’ni deyim: “İÇİNİ, KUL DEĞİL BANA DÖK.” Unutma ki dilden değil, gönülden alırız. Dile düşen, sergiye konandır. Gönülde huzursuzluk var ise, ‘ALLAH’ım sana havale ettim.’ de. ‘Hatalı isem beni, hatalı ise onu ıslah et.’ Hataya isim verme sen. Hata sende mi, bende mi diye arama. Söz açık. 

12 Yürüdük yol aldık, hala hatayı kulda aradık. Camdan bakma uzak gelir, mum yakma sönük kalır. Eğer aydınlık istersen, olaya gün ışığında bak. Sana. Ona dedim, duvarın örüldüğünü. Gönlünün dumanını at da olaya öyle bak. De ki ‘Olay hak.’ Hak olanın adına isim verdin ya. Gitti-geldi, sordu-kaldı dönüşe, HAK ADI’nı bağladı oluşa. Söz açık, oluş senin. Müspet değil midir? Elbet söz açık.

13 Yolda yolcu arayan, yolcu ile azığını paylaşandır. Paylaştığın görülür, HAK ADI’na söylenir; zahmeti olsa bile, mürüvveti kutlanır. Kul kulu korudu ise, ALLAH’ım ADINA’dır. Kulun kula borcu, söz ile de ödenmez, ÖZ ile de. Adına almışsan, cemiyete uymuşsan; şakası dahi hoş gelmez. MEVLÂNA bir eş seçti, eşi göçende öbürünü düşündü. Aramız asla bozulmaz. Sözümüz dilimizde, AŞK’ımız gönlümüzde, gönlümüz ALLAH’ımızda. Verdikleri sevgilimiz. Dedim ya. Aşmayan görmez, düşmeyen vurmaz, vurmayan bilmez. Aştık geçtik, zahmete ALLAH’ım ADINA katlandık. Kayguyu silelim, LA HAVLE’yi dilden gönülden düşürmeyelim. Söz, senindir. Ben, hiçim. KUDRETİ’nin verdiğini, hiçliğim ile bildim. KUDRETİ’ni hiç olduğum için bildim. Hiç olmasaydım, KUDRETİ’ne ortak koşmuş olurdum.

14 “YM aldım, yoluna vardım, ‘Adını verelim.’ dedim. Gönül yolundan aldığım günden, yanına vardım, selamını verdim.” dedi, ALLAH’ımın EMRİ ile, yumuşak yolu ile geldi; suyunu güğüm ile verdi. Oğul VELED. Müstesna kulundandır ALLAH’ımın. MEVLÂNA’dan aldığını, ulemadan bildiğini esirgemedi. ‘Babama sırtımı dayayayım.’ demedi. Yolunu aldı, fenerini kendi yaktı, etrafına baktı. DEDE’n kalan adı. Evet. Gelen günde resmini verecek, yavruyu sevindirecek.

ALLAH’a ısmarladık.

LAİLAHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

ALLAH cümlenizden RAZI olsun.