25 Nisan 1972 (Mevlit Kandili)
MEVLÂNA’yım ben!
1 Hürmetimiz SIFATI’na, AŞK’ımız ZATI’na, yolumuz GÜLÜ’ne, günümüz
Doğuşu’na kapı açar. Açılan kapıda cümlenizi Kucaklar. Kumunun
elendiği yerde değil, sahile vardığı yerde; cümlemiz
buluşur, o’nunla kucaklaşırız. Kalbimiz o’na bağlı. Yolda olanı
geçtik, hataya yer aramadık, raf bulalım demedik. Çünkü görmemeyi, duymamayı öğrendik.
Öğrenmeyen; yolunu dilesin, dilediği gibi alsın. Hataya günümüz
kapalı. Yumuşak kul olduk. Taş olanı taş kırar, onu da ufalar.
ALLAH’ım ufalamaktan aciz değildir. HATASIZLIK, ALLAH’ıma mahsustur. Af
dilemek kulluktur. Hata olmasa, af dilemeyi KUR’AN yazmazdı.
2 Güzel aldık yolumuzu. ‘GÜL’üm.’ dedik, GÜL’ümüzden Şefaat diledik.
Gayretimiz, yolumuzda gerekli olanı verdi. Hummalı olanda huzur aransa; dünyayı
siler geçer, huzuru kuşta arar. ‘Neden?’ dersen, ‘Sonsuzluk onundur.’ der.
Aslında sonsuzluk kulundur. Elbet kul olduğunu bilirsen, dünya küçüktür
dersen; suda balık avlamaya değil, sonsuzu bulmaya çalışırsın. Kuyuda
renk olmaz, çünkü sonsuza bakmaz. Deryanın rengi, sonsuzdur dengi. Günümüzün
yerine koyduğu, AŞK ile tüttüğü; kaderi ÇİZEN’in, sözünü
edenin dengine verdiği görülür. Sözümüz açılır, kaderi
YAZAN BİLİR, gönle alan görür.
3 Kuğuyu göle salan, martıyı deryaya veren, YÜCE değil mi? Her
olay yerli yerinde. Kuşa ‘Uç.’ diyen, tavşana ‘Kaç.’ diyen; kendi
ortada kalandır. Yalnız kaldığında, doğruyu bulandır. Kul vardır
kalabalıkta, hatalarıyla yoğrulur; yoğrula-yoğrula doğruyu
bulur. Kalabalıkta doğruyu bulmak, elbet en makbulüdür. Ne kadar kalabalık
ise, o kadar hata çoktur. Yakışanı sen değil, YÜCE seçer. Gününde
verdim, olacak dedim. YUVA’yı gelen açık bulacak, gelenlerde cümlemiz bir
olacak. Gönülle anılanlar da, yoluna düşenler de gelir; cümlesi duacı olur.
El-ele verilir, gül bahçesine girilir. En güzeli önünde, başımız dizinde, gönlümüz
gönlünde, dalımız elinde. Duamızı edelim. Yoldan dileğimiz kalmadı artık. Çünkü
yolu katettik, AŞK’ın varlığını öğrendik, gönüllerde çıraları
yaktık.
4 Kayıkta değiliz, gemiye girdik. ‘Kaptanını ALLAH’ım tayin etti.’ dedik.
‘Fırtınaya-dalgaya durulur.’ dedik, baktık. Korkuyu geminin önüne değil, arkaya
attık. Hep sonsuza baktık, sonsuzlukta yıldızlar ile bir olduk. Yıldızlar
gecenin süsü denir. Sonsuzu bulan, gecede uyanır. Uyanmak nedir? Aydınlığı
bulmaktır. Gönülde yaktığın ateş, öyle aydınlatır ki; karanlığı
bilmezsin, yolundan çıkmazsın.
5 ‘Hata.’ dendi. Hatayı PEYGAMBERLER dahi yaptı, çünkü onlar da kul idi.
Dilenen yerden getirdim, dilendiği yere götürdüm. ‘Şefaatin cümlenin
üzerine olsun. Yanılan da sana sığınsın, ALLAH’ımın AFFI’na mazhar olsun’
dedim, duacı oldum. “Yaratılan her kulda, gösterilen her yolda; ALLAH’ım
vardır.” Dedi, cümlesine niyazını bol Verdi. Cümlesinde, cümleniz görüldü, Aşkı
ile yoğruldunuz.
6 Yumuşak yol ile vermeyi, açık demeyi dene. Gizlilik yok. Olgunluk,
meyve misali gününü bekler. Her meyve tadını güneşten alır.
7 CAN ile cini karıştırana de ki; ‘CAN CANAN ile, cin şeytan
ile.’ CANAN ile oldukça, cinde ne aradın? Şeytana uymakta ne buldun?
Şeytanı andığın, hatana ortak tuttuğun müddetçe; kork.
ALLAH’ıma emanet olunuz.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH