|
2 Haziran 1972 MEVLÂNA’yım ben! 1 Kucak dolusu selam ile, HAK’tan kelam ile geldim. Sohbetlerinizi dinledim, ‘Kuşaktaki darlık.’ dedim, gönüldeki varlık bildim. 2 Denen ile görülen aynen ise, hataya yazılmaz. Denen ile görülen arasında kasıt var ise, ALLAH’ım af etsin. 3 Varlığımız; derlenen çiçeklere, toplanan ballara benzer. Benden alınan
bal misalidir. Balı alan sahip olan GARİB’tir. GARİB’ten alan, balı şerbetleyen sizlersiniz. Kiminiz sulandırır,
kiminiz karıştırır, kiminiz sunar. Vazife taksimi aslında
hepinizdedir. Ne gariptir; size bal veren arı, değerini bulmaz. Kendini
savunmak için kullandığı iğnesinde, hata görülür. Hiçbir kul ‘Bana
bal verir, koruyucusu olayım.’ demez, iğnesinden sakınmak için öldürmekten
çekinmez. 4 Mümin ‘Yolcuyum.’ der, mürşit ‘Hancıyım.’ der. Hancıyı yolcu
bilir, yolcuyu kolcu bilir. MÜRŞİT-İ
KAMİL, kolcudur. Kolcudur; çünkü herkesin ne olduğunu, ne
aldığını, nerde durduğunu, nereye gideceğini bilir. Fani MÜRŞİT-İ
KAMİL; ölmeden ölen, varmadan bulan, bedeni bir yana koyan, sadece
gönlünde olana uyan, kainatı dar bulan, sonsuza gönül salan, ‘Saldım gitti,
soranı itti.’ diyendir. MÜRŞİT-İ KAMİL, gönül yolundan
çağırır. MÜRŞİT-İ KAMİL’in kapısını çalan, geri dönmez.
Çünkü çağırılmayan dönmez, gelende şüphe olmaz. 5 ‘MÜRŞİT-İ KAMİL’i, nasıl bulalım?’ dersiniz. Sizler nasıl buldu iseniz. Her dileyen aynı AŞK’la dilesin, bulmaktan şüphesi olmasın. Gönülden dileyen bulur. Yola çıkan yürür. GARİB beni nasıl buldu? Nerden çağırdı? Sadece ALLAH’ımdan AŞK ile diledi. ‘HAK YOLU’nu gösteren.’ dedi. Niyazı kabul oldu. Ne var ki bana demedi, cümle ile dedi. Cümle gönlü uyanlar, ‘ALLAH’ım, yolum.’ diyenleri sebep halk edildi, meclise çağırıldı, çağırılan geldi. 6 Almak istediğiniz bir mal için, dükkana gidersiniz. Kalabalık ise, sıraya girersiniz, alacağınıza talip
olursunuz. Paranızı verdikte, sahip olursunuz. Burada da aynı. ‘ALLAH’ım.’ dediniz,
yoluna talip oldunuz. Gönül akçenize göre, sahip oldunuz. 7 ‘Bal kovanı.’ dedik, verileni söyledik. Daha önce dediniz, bilene-bilmeyene anlattınız. Anlatış elbet reklam değildir. Sadece aldığınız balı, şerbet yapıp sundunuz. Onlara da ikram ettiniz. Tadını bulan, kovanını sordu, ‘Ben de baldan alsam.’ dedi. Unutulmasın, balın da çeşidi olur. Kimi gülden, kimi türlü çiçekten, kimi çamdan, kimi candandır. Bizimki gül ile karışık can balıdır. 8 Sorunu yazımızın başında verdim. Gözde hata var ise, görgü de kısıtlıdır. Volkan nerden gelir, nerde akar, neden aktığı yeri yakar? ‘Yakmasa.’ diyemezsin, yakması gerektiği için. Yakması gerekmese; volkan akmaz, aktığında taşmaz. Uslanan her beden, gönüldeki dumanı uzaklaştırandır. 9 Olanda hata arayan, kulunu suçlayan; sadece suçlu kendidir. 10 Aslanda kuvvet, yapısından mı? Yapıda olsa, fil daha güçlü olurdu. Çevireyim denen her yaprak, geçen günü devirendir. 11 Sorgusu edilene, HAZRETİ İBRAHİM “Selam.” dedi, kaygularına ortak oldu. 12 Aslında kaygu yersiz, kul hayır olandan habersiz. Şerre değil hayıra yorsun. 13 ALLAH’ıma emanet olunuz, selamette olduğunuzu biliniz. ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|