|
12 Haziran 1972 MEVLÂNA’yım ben! 1 Hoşluğu gönüllerdeki huzurda aradım, ‘YA ALLAH.’ dedim. ‘Cümlesine sundur, yanlış yolda olanı
döndür, AŞKIN’a susayanı kandır, kanmayanı ATEŞİN’le yandır. Yandıkça
ansın, ‘ALLAH’ım.’ desin, her gelenin SEN’den olduğunu bilsin, kayguyu
silsin. 2 ‘Cömertlik.’ dendiği yerde; kimden alıp, kime vereceğini bilmek gereklidir. Yoksa dünyadan alıp, dünyaya verdiğin; cömertlik değil, O’ndan gelen EMİR’dir. 3 Aldığın, kaynaktandır bilesin, tükenir diye sakınmayasın. KİTAB’ı okumak değil, okuduğunu bilmek lazımdır, verebilmek için. ADI’nı anmak içinse; ‘ALLAH’ım.’ desen, O’ndan geldiğini, O’na döneceğini bilmen yeterlidir. Yanılmayın, ‘İlmetmeyin.’ demedim. Ne var ki varmayı; ilimde bulmayın, gönülde arayın. 4 Kucağında kum taşırsan, hafif gelir, dökmesi kolay olur. Taş taşırsan, eğilip de dökmen gerekir, tek-tek atman gerekir. Her olayın dökümü, verimine göredir. İlmin verdiğini, eteğe dolduğunu; kucağında taşımayı bilmeyenin zararını söyledim. Kum. KİTAB’ı bilerek okuyun. Dökmesi kolay gelen taş. ‘Okudum.’ diyen, aslında sadece ezberleyendir. Onda taş gibi kalır. Onu dahi bilmeden kullanırsa; hem kendine, hem etrafına zarar verir. 5 Gemiyi karşıladık, ‘Sahile varsak.’ dedik, denizin dalgasında kayguya
düştük. Ne yazık, gaflette olduğumuzu bilemedik. Hiç denizin dalgası
durulmaz mı? Denize çıkan gemi, SAHİBİ’ne varmaz mı? ‘Beklemek zor.’
denirse, dünyanın her çeşit meyvesi yenmez mi? 6 YUNUS’um der ki: “Geceyi yıldız mı süsler, söz mü? Dünyanın gecesini yıldız, kulun gönlündeki geceyi söz süsler.” 7 Kaydına baktın mı, yumağı büktün mü? ‘Bu mudur?’ dediğin, yumuşak beklediğin; yönünü bulmuş, gününü, kaydına bakan bilmiş. ‘Neymiş?’ dediğin, kayguyu tepsiye koyduğun; ne sende, ne bende. Bırak kayguya düşende kalsın. Sohbetim; olacağın sözüdür, çalacağın sazıdır. ‘Ney nefessiz.’ deme. Kul gönlünü inletmez, nefes vereni dinletmez, eğer ses O’ndan gelmeseydi. 8 Gönülde olan, yıldız misali parlasın. Kayguya senden başkası düşsün. Aymaya yol buldu, hayrette gün aradı. ‘Olduğu yer mi?’ dedim. Olmuş, söze gelmiş. ‘Söz geri döndü.’ demeyin. Yerini buldu. Kumun yolunda, camdan değil, CAN’dan gelecek. 9 Konuğum olduğunu, gönlünü açtığını bilmesem; kayguna
gülerdim. Gününü almayana dert etmek; olmamış meyveyi ağacın altında
beklemeye benzer. Dünyanın derdi bu olsun, ‘Varsın üç gün sonra gelsin.’ desen
yeridir. Bende söz, sende saz olsun. Dinleyen olsun. Oğul da müsterih
olsun. Umduğu gibi olsa güzel, umduğundan ötesini bulacak. Günü bende,
huzuru oğulda olacak. İzin olsa, sorguya yer vermem. İZNİ’nde
yargı olmaz, gün ile ölçü bulmaz. Mekanda
huzur, gönüldeki güneşle olur. Hatayı almayan, doğruyu bulmaz. Hatada
durmayan, hak olanı bilmez. Senin değil; YÜCE’nin GÖRÜŞÜ, O’nun VERİŞİ’ni
derim. Kuldan alıp kula vermem, VARLIĞI’nı yolumdan ayırmam. 10 Güçlük düşünülmesin, ‘Geç mi kalır.’ denmesin. Ne geç, ne de güç
olacak. 11 Aymayı almazsan, doymayı bilmezsin; aşını ocağa koymazsan, tencereni kaynatmazsan, ‘Yuvam.’ diyemezsin. Çünkü yedek aş, sayılı günde gelir. Sayını aştımı; ne sende ne bende, ne gelende söz olur. Denmesin ‘Olmaz mı, günün gelişi dönmez mi?’ Dedim; ne geçlik, ne de güçlük olmaz. 12 Yola bakan ile, GÜL’ünü kokandan sorgu aradım. Gücünün
yetmediğini, ALLAH’ıma havale ettiğini gördüm. Sorguyu ne senden ne benden etti; sadece ‘ALLAH’ım.’ dedi, O’na
el açtı. Düşündüğü gibi olacak, elin boş dönmeyecek. 13 ‘MEVLANA CELALEDDİN RUMİ’ dendim, öyle anıldım; gönüllerde, adım ile yer buldum. Ölmeden öldüm, sormadan buldum. Neden soraydım, O’ndan gelene karışaydım? VERDİĞİ hayır ise, VERMEDİĞİ şer olsun. Gönle uymayanda, neden uygunsuzluk görülsün? Verdiği sinek dahi, mademki gereklidir; varsın sıtması yaksın beni. 14 Söze saz karışır, kul sohbette görüşür, gönüller sohbet ile oluşur. Benzemeyen ağacın, meyvesi karışmaz. Ne var ki karışsa bile, tadı bir olmaz. 15 Geçtiğin yolda iz arama, sevdiğin kulda gözünü sorma. ‘Sevmediğim
kul.’ deme, sevmesen de sözünü etme. ‘Sevmesem olur mu?’ demeyin, sevmeye
çalışın. Dünyada her olaya karışın. Yanılmayın, ‘Karışın.’
demekten maksat; her olayı tabağa koyun, temizlenen pirinç misali, iyi ile
kötüyü, yenecek ile yenmeyeceği ayırın. 16 ALLAH’ıma emanet olun, gelen günde selamet bulun. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|