|
14 Haziran 1972 MEVLÂNA’yım ben! 1 Hayır, yolumuz; ADI, dilimiz olsun. ‘Cümleniz aydın güne gönül açsın.’ derim, gönül dolusu selam ile gelirim. 2 Kalbinde KABE’yi bulmuşsan, gönül ile yola düşmüşsen; bedeni yorma, düzeni dürme. KUR’AN’ın yolunu kendine KABE etmişsen, zaten gönül ile gitmiş olursun. Kulunun gönlünü hoşnut etmişsen, KABE’yi ALLAH’ımın kulunda bil. Kırma kulun gönlünü; gönlün kırılmasın, yolun burulmasın, ömrün dürülmesin. 3 ‘YA ALLAH!’ dedik, O’nun ADINA geldik. O’nun ADI olmayan söz bizden gelmez, kulunu irşat etmez. Verilen, O’ndan ise sözümüzdür; sorulan, sizden ise halinizdir. 4 AŞK ile bulduk, AŞK ile dolduk, AŞK ile solduk. Olan yaprak gibi, güneşinde sarardık. Her kul gibi döküldük. Ne sen, ne ben ayrı değiliz. Ayrılık, her kulun gönlündedir, VEREN’de değil. Eğer sende yok ise; VEREN’i değil, kendini suçla ki doğruyu bulasın. 5 Kuyunun verdiği suyudur, suyu eksilmez. Ne var ki nehir gibi
akmaz, dereye dökülmez. Eğer ilmini kendine saklarsan, kuyu misali
kalırsın. Varsın nehire kol olsun, yeter ki ‘Deryaya.’ desin, gönlünü ona
versin. İlmine güvenen, kuyuya benzer. ‘Benim de suyum var.’ der. 6 “Selam sizlere. Elde gül, gönülde nehir; akın bizlere.” dedi, AHMED’im
geldi. HAZRETİ AHMED ER RUFAİ der ki: “MEVLÂNA ile geldik. Manayı
gönül ile, maddeyi düzen ile bulduk. AŞK ile uyduk, ‘SAMANYOLU’nda
buluşalım.’ dedik buluştuk. Ne mutlu bizlere; suyumuz akar, gönülleri
paklar. Ne mutlu bize; kahır çekmeyiz, ‘Neden?’ demeyiz. Ne mutlu bize; yudum SEN’dendir,
HİMMET SEN’dendir, alan gönüldendir. Ne mutlu bize; biz de SEN’deniz, SEN
de bizdensin. Ne mutlu bize; ‘Dünyada söze, perdede göze, ahirette ÖZ’e getir
bizi.’ dedik, duacı olduk. Ne mutlu bize; hepimiz buradayız, YOLUN’un NURU’ndayız.
Ne mutlu bize; gelenin mutluluğu, bizden değil gönüldendir. Bizleri
sevdi iseniz, ‘Yardımcı ol.’ dedi iseniz; ne mutlu bize, selam olsun sizlere.” MEVLÂNA’yım! 7 AŞK’ımız deryada buluştu, derya AŞK ile tutuştu; kandil yağ ile doluştu, ışığında her kul toplaştı. Kandil, VEREN’in VERGİSİ; yağ, kulunun doldurduğu. Ne var ki; ne yağ ne kandil, dünya durdukça dursa; ateş veren olmasa, ne yanar ne ışık verir. DOST, ALLAH’ın ta KENDİSİ; dost, ALLAH’ımın YARATTIĞI hepsi. Taşı ile toprağı ile. 8 ‘Hak.’ dediğin nedir? Dünyaya “OL!” dediği, her olanı GÖRDÜĞÜ, DÜZENE KOYDUĞU. Düzende hak olmayan ne gördük? Nasıl ‘Düzene koyalım, dürelim.’ dedik. Ne sen düzeni bozabilirsin, ne ‘Düzensiz.’ diyebilirsin. Olduğu gibi güzel, verdiği gibi güzel. Övdüğün olsun, dilin bal misali desin ki, ‘Kulunun da, ALLAH’ımın da gönlü hoşnut olsun.’ Seni de hoşnut etsin. 9 ‘Selamet bulasınız, AŞKI’na düşesiniz.’ dedik, duacı olduk. ALLAH’ıma emanet olunuz. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|