20 Haziran 1972 

MEVLÂNA’yım ben!

1 YM diyelim, sözde yönü bulalım, her olana uyalım, kuyuda su yolda kul bilelim, ‘Olmazsa.’ demeyelim. Koyuluk, açıklığa gider. Koyuluk karada demedim ki. Mavinin de koyusu, yeşilin de koyusu olur. Her renk açıktan koyuya gider. Gönülde olanın oluşumunu, hayır oldukça açılır. Önce kesifleşir, sonra açılır. 

2 Denir ki: ‘İlk aşk koyu olur, yol alan çabuk yürür. Gittikçe açılır, çünkü ufuk genişler.’ Ağırlaşma ondandır. Önce RUH bedene hükmeder. RUH olgunlaştıkça, bedenden hükmünü kaldırır. Kendi aleminin derinliğini bulur. Ondan sonra bedende; ne sorgu arar, ne yargı. Adeta yarı mecnuna döner. Aslında mecnun denmez, ‘Aşık.’ denir.

3 Oynamadığın oyun, sana tatsız gelir. Oynadıkça alışılır, gün geçtikçe bıkılır, yeni oyun aranır. Dünya günü öyledir. Yeter ki dünyaya gelişi bilip, dönüşe uymaya çalışasın. ‘Gittimi, gelmek yok.’ diyene de ki; ‘Gidenin demedim. Bedeni sıyıran olacağım, yumuşak yol bulacağım, kandil ile yağ misali, yandıkça yanacağım.’

4 Kaşığa gelmeyen aşa, el uzatma; olmayan söze, dil uzatma; dünya gününü, zehir etme, açmadığın kapıdan, girene sataşma. Yemin olmayan yuvada, huzur olur. Huzuru her kul, kendi yaratır. Neyi yolsuz diyelim? Neden kulunun hakkına söz edelim? Aşılmayan dağda ne arayalım? ‘Olmuyor.’ demekle, şüpheye düşmekle; kul sadece kendini aldatmış olur. ALLAH’ım olmayacağı sana yol diye vermez. Açmayacağı kapıya sürgü koymaz. Açacağı kapıya, sürgü dayanmaz. Varsın kuvvetli olsun, yeter ki ALLAH’ım “OL!” desin. 

5 Güğüm susuz kalmaz, güğüme göldeki su girmez; manada mantık aranmaz, düşene yol sorulmaz. Neden? Yolu bileydi kendi düşmezdi de ondan.

6 Kaçmayı düşünmek, düşmana yamayı göstermektir. ‘Neden?’ derseniz, kolay sökülür de ondan. DOST’u, dost diye bilen, “KÖTÜ.” dediğinden uzak durandır. Yamaya el uzatan, kulun hatasına dil uzatana benzer. 

7 Meyveyi yiyen, gönlüm ferah diyen; rengin koyusuna değil açığına talip olsun. Sözümüz günde bağlansın, ‘Cümlenize hayır duamız verilsin.’ diyelim. ALLAH’a ısmarladık.

8 Niyazını aldım, resim diye verdim. YM denildi, verilene uyuldu. Aslında atmosferi nedir? Kul ayıramaz, bedende zanneder. Onun için yaşadıkça yanılır. ‘Atmosferi nedir?’ derseniz, kulun verdiği hava demek yerinde olur. Sizin anlayışınıza göre. Çünkü AŞK sadece O’na olandır. Kulunki bilinçaltında kula duyulan. ALLAH’ımı bulduğu andır. Düşündükçe çözülür, AŞK’a düşen her kul, sadece şekil üzerinde yanılır. 

(Resim verildi: HAZRETİ ALİ ve eşi HAZRETİ FATIMA)

9 Doğruyu idrak eden, ALLAH’ımın NURU’ndan olduğu için sevgisine düşen, O’ndan geldiği için hürmette kusur etmeyen HAZRETİ ALİ ve eşi HAZRETİ FATIMA. 

10 Kusursuzluk beklemeyelim, ‘Kusur.’ deyip dönmeyelim. Kusur gördü isek, kusurun sebebini arayalım. Yoksa hataya ‘Hata.’ demek, en kolaydır. Ne var ki seçilen, yolun en zorlusu. HAZRETİ ALİ’yi örnek alalım. Elbet PEYGAMBERİMİZ örneğimiz. Ne var ki, PEYGAMBERİMİZ’in ilk yetiştirdiği kul HAZRETİ ALİ’dir. HAZRETİ FATIMA’da, bütünlük mevcuttur. Kusur arayan kul, bütünlükte de bulur.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH