|
25 Haziran 1972 MEVLÂNA’yım ben! 1 Hazır ile yazmayız, koyun diye gütmeyiz, sergiye koyup satmayız, Hak olanı haram diye katmayız. 2 ‘O olmaz, olamaz.’ demedim. Nasıl ki radyo olmadan, ses alamazsın; GARİB olmadan, söz bulamazsın. Benden alışıdır, GARİB’in verişidir. Elini tutan olunca, kuzu da yazar. Senin elinden tutan olsa, sen de bakmadan yazarsın. YÜCE’nin EMRİ’dir. Meyveyi olduran, gülü renklendiren, GARİB’in eline yazı vermekten aciz midir? Benden de değil, YÜCE’nin EMRİ ile gelirim. 3 Şükrünüz ahiretinizi aydınlatsın. Serçede kanat olmasa, uçmayı denemez; GARİB’te el olmasa, yazmayı düşünmez. Kanat misali verilir. 4 Komşuda olan, komşuya göründüğü gibi gelmez. Her dolayında, ayrı mana aranır, asla bir bütün düşünülmez. Halbuki her olay, olduğu gibi bir bütün diye düşünülse; söz söze katılmaz, art düşünce yer almaz. Cümle için söyledim. Her kul alsın, kendine yer etsin. Kutuya konulan her eşya, korunması düşünülendir. Gördüğün duyduğun da, mademki kafa kutuna girdi; orda kalsın. Yalnız sizlere değil. Meyhaneye giren, şarap bekleyen; geç geldi ise, şarabı geç içer. Ne var ki, geçlikte sakiyi hatalı bulur. Mümin olan bilir, ham olan gerinir. Ham olmayalım, olaylarda diklenmeyelim ki; zoraki daldan düşmeyelim. Zorluk alamayanın kaygusu olsun. Deryamızı bulamayanların kaygusu olsun. Denize giren, ‘Yüzeyim.’ diyen; ne kulaç atmaktan, ne sırt üstü yatmaktan şikayet etmez. ‘Şikayet ettin.’ demedim. Deryadaki düzeni söyledim. Kimi kürek çeker, kimi yelken açar, kimi şarkı söyler. Gönüllerdeki gaye hep birdir. Müzeyyen kullarının elbet vazifesi daha zorludur. Ne var ki varılacak ufuk zorluğu değil. Gönülleri açar, kul yaklaştıkça bedenden kaçar. ‘Aşamadığın köprüyü yıkma.’ demiştim. Mümin olan bilir, köprüde her kul yürür, her yürüyen adına gelir, adından adımı bulur. Ne senden, ne benden; her gelen YÜCE’nin EMRİ’ndendir. O’nun EMRİ’ne karşı çıkılmaz, “OL!” dediğine ‘Dur.’ denilmez. “GÖR!” dediğine göz kapanmaz. AŞK bağına girildikte, dönüş yapılmaz. Çünkü o bağ, her kuluna açılmaz. Kulun oluşunda hata aranmaz, görünüşe perde çekilmez. 5 Üzümlerimiz erdi, ‘Sunulsun.’ dendi, cümlemiz geldi. Selam olsun sizlere. Dediler ki: “ Bizler de sunalım mı? Selam verip dönelim mi?” 6 ABDÜLKADİR GEYLANİ geldi: “ ‘Sunsun.’ dediler, tasıma
şarap doldurdular, “KULLARIMIN” dediler, YÜCE’den EMİR verdiler. AŞK
ile dolduk dolasıya, dünyayı sevdik ölesiye.” dedi, selamladı. 7 YUNUS EMRE geldi: “Saygıyı sevgiyle, sevgiyi YÜCE’ye. YÜCE’den gelen, erinceye kadar yönelt ki; kendini bulasın, yarattığını ölesiye sevesin.” 8 MERKEZ’im geldi, odaya durdu, “MEVLÂNA’nın postu.” dedi, GARİB’in gönlüne baktı. Kandiline kendi yağından kattı, “Benden de olsun, kul adımı ansın.” dedi. AŞK’ına merkez aradı, “Olduğum yerden, durduğum yere kadar.” dedi. ‘Olduğum yerden durduğum yere kadar.’ demek, kainatı çevrelemektir. Çevre değil, hacim. 9 “Dünyayı oynatmazsan, neticeyi bulmazsın.” dedi ŞEMS’im geldi: “Gönülde AŞK mı dolu, yoksa cümle mi kulu? Elbet cümlesi kulu. Senin gönlündeki AŞK, sadece yağ kandili.” dedi, ŞEMS gönül ateşini yetersiz buldu. Kendi ateşini elbet. Sana söz demek, kulunun haddi mi? Sevginiz olmasa; suyunuz akmazdı, sohbetimiz bulunmazdı. Dostluğumuz ne senin, ne benim, ne de bir başka kulun sözü değildir. Sadece “OL!” diyenin, YOL AÇAN’ın EMRİ’dir. 10 TELLİ salındı geldi, gelin elinden tuttu. “Dumansız gönüllerde, yağsız kandil kalmasın; dileyen kuluna, kapımız kapanmasın.” dedi, duacı oldu. 11 “Resmim için denileni, yerini bilineni söyleyim. Resmi YUVA’ya bırakayım. gelen günde dilerim yerimi orda bilenlere çizerim. YEMEN’den gelip gezende, gördüğümü vereyim, MEYDAN’a aşure kazanı kurayım.” dedi, güğümü elime verdi GANİ HAZRETLERİ. “Buraya verilen, göz ile görülendir, delili yazılandır. Yazdığım olacak, günü geldi çatılacak. Sofralar kurulsun, eller açılsın.” 12 MEVLÂNA’yım geldim, türlü ziyafette buldum, ‘ALLAH’ım.’ dedim, ‘Yolumu sen açtın, GARİB’i sen seçtin, hatan olur mu?’ YÜCE, “OL.” dediği kulda yanılır mı? Gözde NUR, gönülde AŞK, mecliste sohbetimiz eksik kalmasın. GARİB’in yükünden, gücü eksilmesin. ‘Amin.’ diyelim, duacı olalım. Bilelim ki emir; “OL.” diyendedir, “VAKİT, ÖL.” diyendedir. 13 ALLAH’ıma emanet olasınız, yorumunu bildiğiniz gibi bulasınız. “Gülde arı bulan şaşmasın. Arıda iğne var, gülü incitir diye düşünmesin. VEREN’in incindiği görülmez. Ne arı gülü incitir, ne gül arıdan şikayetçi olur. Mümin olmak, ‘ALLAH’ım.’ demekle kalmaz. Verdiklerinde kul bir şey bulmaz ise.” dedi, HOCA NASREDDİN selamladı gitti. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|