13 Temmuz 1972

MEVLÂNA’yım ben!

1 Kimden geldiğimiz değil, NURU’ndan olduğumuz malumdur. ‘NURU’yuz.’ dedikte, kimlik O’na hululdür. Cümlenizde aynı tevekkülü gördük, dilde aksi olsa bile.

2 ‘ALLAH’ım.’ dedik, şükre durduk. Çünkü gönülde olanda, NURU ile paklanmış niyet gördük. 

3 Kulunu suçlamayın, ‘Ayrı koydu.’ demeyin. Ayrı koyan, perdedir.Bir perdeden öbürüne geçişte, tevakkuf olur. Perdeyi açtık, yeni bağı dolaştık. Yeni yetişen bağın, verimi bol olur. Tevakkuf, üzümün tat alması içindi.

4 Bugün sözümüz açtık, cümle ile kucaklaştık. Sorunumuz dünyadan olmasın, bağda hünkar söz almasın. Girdiğimiz bağ NUR bağıdır. Orda sınıf olmaz, hünkar o bağa girmez. Bu bağa giren, bedende fakir, gönülde zengin olur. Fakir bedende sorgu mu kalır bugüne kadar? Olacağın O’ndan, geleceğin O’ndan, gideceğin O’ndan olduğunu verdik. Bundan sonra ‘Öyle mi, hayır böyle mi?’ demek yersiz değil midir?

5 ‘Cahil kalmayalım.’ dersen; yazılanı bir oku, bir daha oku, bir daha oku. Her düşündüğünün cevabını orada bulacaksın. Yazımız bir olsun, sohbetimiz üç. Bunca yazımız kaç sohbete girdi? Unutmayın, her sohbetinizde aranızdayız. Sohbetten gaye, dünyayı çözmek değil, ahreti bulmaktır. Sunduğum şarapta bulduğunuz tadı, ben de aradım; ‘Kulları hep taze şarap diler.’ dedim. Ne var ki, geçen günleri aramanızda, verileni okumanızda hayır gördüm. Yumuşak olmayı öğrenmek, bundan sonra yersiz. Yumuşak olmak; ufalmak, kum olmak. Dünya sorgusu, kumluktan uzak kalmaktır.

6 Gününü doldurdu, göçünü bildirdi. ‘ALLAH’ım buldurdu, buraya kavuşturdu.’ dedi, huzuru göçenden aldı. Gelenin sorgusuna, saygısı kolaylık verir. Kaynamayan kazanın başında durmadı, göçü huzur ile oldu. Göçtüğü an ‘Şükür ALLAH’ım.’ dedi. Huzurda olduklarını bil ki, huzura varasın. Kalan var mıdır? Silinen kar mıdır? Silmek senin elinde olsa, her geçen günü silersin, ‘Yeniden yaşayım.’ dersin. Selamlarınızı aldım, dileğinize ilettim. ‘Toprağımı NUR içinde buldum, KUR’AN’ımı tamam edip geldim.’ dedi.

7 Cümleden ALLAH’ım RAZI olsun; arıdan balı, üzümden şarabı eksik etmesin. Her kuluna bağından nasip versin. Bağın dışında kalınmasın, ‘İçine gireyim ALLAH’ım.’ densin. Bağımız yetişti, üzümler kopuştu, sinekler üşüştü. Ne var ki üzümlerimiz, sineklere değil, güğümlere doluştu. Sinekler nasip almasın mı? Sıktığımız üzümleri onlara bırakalım.

8 Yudum-yudum verdik, bugüne geldik. Günümüzde bardakla sunacağız, her dileyeni doyuracağız. Sorusuz gün bekleyin, sohbetimize söz eklemeyin, ‘Kısa oldu.’ demeyin. Öz alın, tez görün, bir söze üç sohbet edin. 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

hulul: girme, sinme, geçişme,
tevakkuf: durma, duraklama, eğleşme,