|
27 Eylül 1972 MEVLÂNA’yım ben! 1 Yuğmadan ekmek olmaz, buğday değirmene varmaz; kolda yenden şikayetçi olan, fistanı bedene almaz. 2 Seherde gün başlar, günde kul YM niyeti açar. Niyetin en uygunu, ‘SEN’den gelene uydum ALLAH’ım, her olayda SENİ buldum ALLAH’ım.’ demek gerekir. Olgunluk, gelenin hayır olduğunu bilmektedir. Dağın ardını merak eden, aşmaya çalışır. Görmeyi dilersen, yürümeyi öğren. Güzel olan her şeyde, O’nu buldun. Güzel değil dediğinde, niye O’nu aramadın? Eğer O’nu güzelde-çirkinde, hayırda-şerde ararsan; sonsuzluğu, yaşadığın günde görmüş olursun. 3 Ehlinde salih olana, kahrında selim kalana; duvarlar açık gelir. Sathında kalandan, berhava olandan, gaybubetin ahadetine düşenden; gönlümüz silinmez. Her kulundan, şüphede dahi kalsa geçilmez. Gelen gelsin, yolum sorsun. Cevabımız YÜCE’dendir. Gelen de unutulmasın, YÜCE’nin EMRİ ile gelir. Kendi kendimizi bulmamız da gereklidir. Sathında kalan dedik, sözümüz açık. Ahadiyet; HAK ADI’nı dilde, dünyayı gönülde belleyen; yani HAK ADI’nı sergiye koyan. 4 Vurgunda aldığım benim değildir, neden? Çünkü vurguna gitmediğimden. ‘Ne demek?’ dendi. Adıma söylentiler yapıldı, kuyuya fistanım atıldı. Varsın diyen desin, ALLAH’ım benimle olsun. 5 Ol gamdan azade, kaydına güven. YAR gönlünde oldukça, yolun O’na gittikçe. 6 Gölgeyi severim, güneşten sakınmadan. Güneşi severim, bedenden yakınmadan. Yamayı gönlümde denemedim, çünkü yamaya delik açmadım. Gamdan heves diledim, heveste AŞK’ı buldum. Yedirdiği lokmada, yetirdiği hırkada; O’nu gördüm. Alacağım vereceğime karşı çıksa, kainat borcum kalırdı. Varışta gördüm ki, AŞK’ım borcumu ödemiş, YARATAN’ım, aciz kulunu yanına layık görmüş. Kullarına hizmete göndermeye niyetimi kabul etmiş. ‘Şükür ALLAH’ım.’ dedim, huzurunda secdeye vardım. Merak edildi, binadaki secde soruldu. Secdeden maksat hürmettir, secdeden maksat sevmektir, O’nun ile bir olmaktır, O’nda kül olmaktır. Secde odur. Göndermediğim mektup, sende kalır. Yerinde açan çiçek, havayı bulur. Yönünü bulan kul, yardımcıya mahal görmez. Yumuşak olanın, yolunu bulanın; dünyadan kaygusu kalmaz. 7 Kayıtsızlık ondandır, değişen huydan değil. Mektup soruldu. Göndermeyi dilersen, elden çıkarırsın. Uygun gelmeyen, seni sarmayan; dışarı vurulmaz. Göndermediğin mektup nedir? Mealini beğenmediğindir. Kendinde hoş görmediğin halin, sende kalandır. Onu yok et ki, seni rahatsız etmesin. Gözetlediğin nedir? Görmen gerekmeyen. Görmen gerekeni gözetlemeye ne hacet? Sana verilenden öteyi arama. ALLAH’ım hangi kuluna vereceğini bilir, kulundan ne cevap alacağını da bilir. Değişenin, kulun gönlünde olamayacağı bilinsin. Çünkü gönül olduğu gibi kalmış, kalışta bulmuş, varışı hazırlamış. Ne sana ne bana, ölçü vermek düşmez. ALLAH’ım verdiği ölçüde yanılmaz. Seçilen kul, ölçülen kuldur. Kaidenin dışına çıktığına hükmetmek, yanılmaktır. ALLAH’ımın ölçüsünü verdiği kul; gönül yolunda, kaidenin dışına çıkmaz. Ne demektir denirse, gönül bedeni sildi demektir. 8 Merdivenin sorgusu. Geçti merdiven kaygusu. Yolun gidişine, yönü
buluşuna vardırır. Biz merdiven gidişini, çoktan geçtik. Dünyayı
silmek, olana uymak, ‘ALLAH’ımdandır.’ demek; düzlükte kalanın özgüsüdür. Ölmeden
ölmeyi dileriz artık. Gelişin özelliği, sözünün güzelliği; YUNUS’umun
yoluna çiçekler serpti. Yaseminde kokuya dayanmayı, menekşede rengi
bulmayı denedi. 9 “YUNUS’um geldim, yasemin dalına elimi koydum. ‘YARATAN ALLAH’ım; kokuyu verdin, en güzelini derdin.’ dedim, menekşeyi boynu bükük gördüm. Yaseminin dalına, menekşenin haline gönül koydum. Öylece efkarlandım, sonra uyandım. ‘Demek.’ dedim, ‘Ne tırmananın, ne yerde sürünenin güzelliği kaybolmaz. Sürünse de aslından vermez.’ Sevgimde hata buldum, ayırdım diye kendimi suçladım. Olgunluk, ayırmadan sevmede. Olgunluk, hatalı olsa bile övmede, övülecek güzelliği bulmada. ‘Hata sende değil, bendedir.’ demede, kendi körlüğünü duymada. Eğer ben körlüğümü duydu isem, gören göze sahip oldum demektir. ALLAH’ımın LÜTFU’na erdim demektir. ‘Güzeldir.’ dediğin güzelde, güzel görmediğin çirkin midir?” YUNUS’um selamlar. 10 YM olsun, cümle güzelin en güzelini bulsun. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH salih: elverişli,
iyi, uygun, yakışır. yetkisi, hakkı olan. dinin buyruklarına uygun
harekette bulunan.
|