28 Eylül 1972
MEVLÂNA’yım ben!
1 Meyveler olmadan, destiler dolmadan, kuzular melemeden; gönüller
erdiğini bilmez. Yollar kulundur, kullar O’nundur. Ununu elemeyen, bebeğini
belemeyen; geliştiğini bilmez. Su katılmadan, un hamur olmaz. ‘Yüzeyim,
sathında kalayım.’ dersen, boşluğu kainatta ara, gönlünü doldur.
2 Gönlünü doldurduğun nedir, oldurduğun meyvedir. Zahirde göremezsen,
aslında ara. Asaletten maksat, feragat olmalı, feragat nefsinde dolmalı. Öyle
dolmalı ki, nefsini yok etmeli. Mayası yoğrulmayan, yolunu dilemeyen
kuldur. Güneşi dilemeyen kul görülür mü, kainatta döşek kurulur mu? Mümin
olan bilir. Kanımıza değil, gönlümüze hükmedelim. YÜCE’nin
EMRİ öyledir. Bedende mucize ararsan; damarını gördün mü, yudumu
yutağa verdin mi, bedeni kuma serdin mi?
3 Kuyuya ses versen, sana döner. Gönlüne verdiğin ses, seni iter. Müsaade
olundu, kucağa bebek verildi. Cümleye. Duyanın aldığı, alışta
verdiği; günde silinsin, her olay tektir bilinsin. BİRLİK’te ÖZLÜK
vardır. ÖZLÜK dönüşe değil, sadece gidişedir. Suyun
verdiğini düşündün mü, kaybolduğunu gördün mü? YÜCE’nin VERGİSİ
öyledir. Dumana yol veren; dumansız kalır, olayların açıldığını öylece
görür. Şüphe; kulun kömür halidir, yandığı an dumanına yol verir.
4 Keramette asalet arayan, salahiyette ubudiyet umar. Açalım. Kerameti kendinde bilen; ‘Salahiyeti elime
aldım, kulluğunuza hükmettim.’ der. Kerametin de asaletin de ALLAH’ımdan
olduğunu unutur. Gaflet odur. VERİLEN’e sahip çıkmak. Utulmasın ki
sana VERİLEN, senin değil cümlenindir. Cümle ile, seni de SEVDİĞİ
için VERDİĞİ’ni unutma.
5 Gölgeden murat, ağacın gölgesi ise; ‘Güneşinden uzak olmam ALLAH’ım.’
Gölgeden maksat, zindan ise; kurtarıcım sadece SEN’sin, zindancının anahtarı
değil. Gazelde rengi gördün mü? Ölüm yok. Varlık darlığa girmez, varlık varlıktan
ayrılmaz. Varlığa katılan, varlıktan çözülmez. Onun için dünyaya, tekrar-tekrar
geliş olamaz.
6 Düğün dernek kurulur, gönüller öyle yoğrulur. Cümlenin ULULAR’ı
orada olur. Günden geldi ise, ben buradayım, çünkü aranızdayım. ‘Beden nerde?’ derseniz, bıraktığım yerde.
Yeni beden aranmaz, tekrar geleyim denmez. İdrak odur ki, dünyada olana
uymaz. Neden? Çünkü O’nu bulduğundan. Olayda yanılma oluşu, gelenlerin
deyişindendir. Gelenin deyişidir. Hata, sözü gelene bırakmamaktadır. Sorulan
sualler, öyle cevaba yer hazırlar. Daha önce dedim, dünya ile ahiretin özetini
verdim. Hayal ve hakikat. Hakikati bulan, tekrar hayale döner mi?
7 ALLAH’ımın EMİRLERİ, KUR’AN’da verilmiştir. KUR’AN ile
kainatın sırrı derilmiştir. Ne var ki anahtarı, HAZRETİ MUHAMMED
ALEYHİVESSELLEM EFENDİMİZ’e verilmiştir. Sırrına sadece o
vakıftır. Gerekeni kuluna bildirmiştir. Ümmet-i MUHAMMED’in Şefaatçisi
olduğu için, sırrının anahtarı o’ndadır. Bilinmeyen çözülmeyen kulundadır.
Kuluna verileni kulu bilsin, bildiğine uysun. ‘Anahtar bulup çözeyim, sırrını
ben de öğreneyim.’ diyen; sırrında darlığa varır, kulluğundan
sıyrılır.
8 Kayıtsız verilir, sadece KUR’AN’a inanılır. Çünkü ÖZ ondadır, göz
ondadır, kainat ondadır, ahiret ondadır.
9 Camcıya cam ısmarla, pencereni örtsün. ‘Cam pencereyi örter mi?’
dersen; gözün görsün sadece, rüzgar seni sarsmasın. Cam CAN’ın örtüsü. Örtüden
maksat; kayguyla kesintisi, dünyadan sıyrıntısı. Cam olduğunda evine
hırsız girmez, neden? Camı açamaz mı? Açmaya belki açar; amma sen camı koyarsan,
korkuyu silersin. Camı koymadıkta, hırsızı içerde bilirsin. Cam evet.
10 YUNUS’um der ki: “Yamamazsan yenini, giyemezsin eskini, düşünmezsen
VEREN’i, göremezsin DEREN’i. VEREN de o, DEREN de o. Toprak senden almadı ki
sana versin. Verdiğini söylemezsin, söyleyemezsin. Sen onu elledin, sen
onu belledin; o seni yine de, derledi topladı, kucağında büyüttü. ‘Nasıl
büyüttü?’ dersen, gönül yapını besledi. Gülü ile sümbülü ile, bağrındaki
üzümü ile.”
11 MEVLÂNA’yım bilinir, çağırdığıma yolum açılır. Unutulmasın, ALLAH’ımın
EMRİ’dir. O’ndan izinsiz olmaz. Gelişim O’nun EMRİ iledir. Cümleniz
adına duacıyız.
12 ULU’sunu soran ile, gönlünde uygun yorumu bulan. Evet gelişe
çağırdım, adımı verdim. Evet verelim
(Resim
verilir)
13 Duana uydum, ‘ALLAH’ım İZİN.’ dedim, resmimi verdim. Konuğunuza.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH
salahiyet: yetki
ubudiyet: kulluk