|
11 Ekim 1972 MEVLÂNA’yım ben! 1 Yumak olmadan örülmez, dünyaya gelmeden görülmez, ZATI’ndan SIFATI bilinmez. SIFATI’nı göreceksin, düğümünü çözeceksin; ancak ZATI’na öyle varacaksın. 2 Zulmün getirdiğini, sevap götürmez; sevabın getirdiğini, zulüm silmez. Kahilde günah ile sevap aranmaz. Meyanında, kendini arıya çıkaran, çevresini arıtan. Kumun taştan arınmış hali, aymayı biliş hali. 3 Kendini bilenin; günaha düştüğü, sevaptan kaçtığı görülmez de, onun için aranmaz. Kul hatasız olmaz. Hatasızlık aramak, en büyük hatadır. Gamdan uzak kalalım, günümüzü bulalım, mübarek ramazanınızı kutlayalım. Güzelin en güzelini görelim. Yaprakta balık, gölde keklik aramayalım. Koyuyu açıktan sormayalım, açıkta koyu aramayalım. 4 Güğümün doluşunu, gayretin oluşunu ALLAH’ımın SEVGİSİ ile ölçme. Kucağın, selam ile dolu. Hummalı olmayanlardan, cümlesinden, şehit babandan, cümle ULULAR’ınızdan, dualarınızı alanlardan. 5 Güçlük gidende değil, gitmeye hazır olmayandadır. Kuyuya ses verme, gücenmeyi huy etme, gocunmaya niyet kurma. Huyunun da kaydına, şüphe ile bakma. Kaşığın elde ise, gönlün YAR’da ise; ‘Kaşığa ne gelecek?’ deme. Gelene ‘EYVALLAH.’ dendiğinde; arının balını, üzümün şarabını kaşığında bulursun. 6 Meşede güç ararsan, kaydına yazılmış olduğunu görürsün. Her ağaçta yaprak olsa da; dut atlas verir, söğüt kuşları korur. Kuğuya ‘Gölden çık.’ desen çırpınır. Duvarın ötesinde olan senin değildir. Senin olmayanı ‘Nedir?’ diye düşünme. ‘Benim olan kainattır.’ dersen, kainatı kendinde bulursan; duvarları saymazsın, toprağı ölçmezsin. VEREN’in VERDİĞİ, kuluna layık gördüğü kadardır. Kulun dünya mülkü, gönlünün ölçüsü değildir. Kimine dünya mülkü, kimine kainat yükü verir. Kainatta yükünü bırakan, varışa hazır olur. ‘Aczimde kainatın suçu vardır.’ diyen, kendini ikide bulandır. Meyanında. Çevresinin dolayı. Aczini kendinde ara, kainatta bulma. Kainat ne acizdir, ne aciz bırakır. Sadece ‘Kainatta noktayım.’ diyen, kendini bulur. Eğer o noktanın içine, kainatı sığdırabilmiş ise. 7 Kainatı noktanın içine sığdırmak nedir? Her yaratılanı
karşılıksız sevmek, hatasını silebilmek, güzelliğini görebilmek. Havuza
su doldurduğunda, ‘Suyu göreyim, bahçemi sulayım.’ dersin. Günleri geçti
mi; suyun rengi döner, içine böcek dolar. ‘Varsın böcek de nasibini alsın.’ diyebiliyor
musun? Güne kadar yazdıklarımız, havuz misali dolduruldu, harcaması gerekmedi, neden?
Bol-bol verildiğinden. Bağımız da sulandı, çiçeğimiz de. 8 Toprağı genişletmek gerek. Evet, çevre genişledikçe algı da genişler. Arz ve talep, bunun ölçüsü değil midir? Havuzumuzdaki su harcansın, yeni gelecek suya yer açılsın. ‘Nasıl?’ deme, olacak bizlerden hazırlanır, bilmez misin? 9 “Çaya ayak koyduk mu, soğuk diye kaldık mı, kayda niyet kurduk mu?” dedi, YUNUS’um geldi. “Yelden sakınmam, selden kaçınmam, koğuşa girenden sorguya düşmem. Yelden gelende, zahmetini görmem; selden dönende, rahmetini bulmam. 10 Selin aktığı, damına taktığı nedir? Rahmetidir. Neden O’ndan
gelenden sakınayım, ‘Ne olur?’ diye bakınayım? ‘Benim.’ demediğin, O’nundur.
O’nun olan her şey senindir, çünkü senin içindir. Akan dam aktarılır, yolun
gidişine baktırılır. Sen bakandan olasın, baktıran O’ndan. ‘O’ndan olsam,
baktırsam.’ deme. Baktırdığı isen, SEVGİLİSİ’sin.
SEVGİLİSİ olmak, O’nda seni bilmektir. 11 YAR benimdir, YAR benim gönlümdür. YAR’imi gösterenden, ALLAH’ım RAZI olsun, Cümlesi O’ndan alsın.” dedi yürüdü. 12 ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun, gönlünüz aydın günün müjdesini alsın. Ayınız aydın olsun. ALLAH’ım huzur versin. Yerli yerinde, ağaç kökünde, yaprak dalında kalsın. ALLAH’ıma emanet olasınız. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|