13 Ekim 1972

MEVLÂNA’yım ben!

1 Huzur sizlerle olsun, gönüller AŞK ile dolsun. Güğümden söz edilse, ‘Doludur.’ denilse; günün kaygısı bitmez. Ayrıntı kulda değil, kula VEREN’in VERDİĞİ’ndedir. Gayrette hata aranmasın. Gurbetten gelenden, haberi verenden. Gönül yolundan aldık. Selamet gününe kayıt kondu.

2 Sahraya çıkan, çölde kalmayı düşünmez. Eğer hatasız çıktı ise, sahrada kalmaz. Onun için kayguya yer yok. Yolun gidişine, girişte elbet söz edilir. Yolu bitişte, sorguya elbet yer yok. Kaygular silinmeli ki, yürüyüş hatasız olsun. Günümüz hayır, gelenimiz hayır. Dumansız arandıkta, gönülden kaygu silinmelidir.

3 Çam dalına mendil bağlasan, ‘Geçen görsün.’ desen; görgüyü bakandan beklersin. Ancak çamdan öteye gidene, söğüt dalını suda görene; doruğunu gösteremezsin. ‘Kuşakta hata var.’ dersen, ‘Belin ölçüsünü yanlış aldın.’ derim. Çünkü hata; ne belde, ne kuşakta. Kulun gayreti ordadır. Ölçüde yanılma oldu mu, darlık görülür.

4 Güvercinde kanat, dağılmayı önler. ‘Ne demek?’ dendi. Güvercin kanatlı olduğundan, haberi ilettiğinden değerini alır. Kanatlı olmasa, serçe misali gözden silinir. Soğukta sıcak aranır, güzellik sıcakta bilinir, sıcağı bulmayana acınır. Acıyan YÜCE olsun, kuluna dayanacak gayret versin. 

5 Cemden camiyi bulamazsın, camide cemaate uyamazsın. Cemaatten ayrı kalamazsan, cüzide olmayı dene. Amade olduk, söze girdik. Cemaat, uyulması gereken topluluktur. Ayrılamazsın. Ne var ki kendini bulmayı denersen, yalnız kaldığında da bulursun. Cemaatten kaçmaya lüzum yoktur. Cemaat gördürür, yalnızlık oldurur. SIFATI’ndan ZATI’na varmak.

6 YUNUS’um der ki: “Kaybolan her eşyamda, gözümü yumdum. ‘ALLAH’ım, SEN’in olan SANA geldi.’ dedim. Geleni de emanet bildim; gözümle sevdim, elimle okşadım, kundak misali sardım. YÜCE’nin YÜCELİĞİ’ni her VERDİĞİ’nde buldum. Cümlenizin günleri kutlu olsun, hayır olanı gördürsün, sende O’nu buldursun. Sormadığınız her olay, sorgusu kapandığı içindir. AŞKI’na düştükte, borcuna dalmaktan korkma. Ne var ki, AŞK’ından kor olmak gerek. Yanmaktan öte. Kül, korun örtüsüdür; kor, külün görgüsüdür. Kuyu yolun gidişine değil, duruşuna hizmet eder. ‘Kordan öte nedir?’ dendi. Kordan öte küldür. Koyun kuzuyu verirse, kuzu yolunu alır mı? Koyun kuzusuz kalır mı? Keramet beklenmesin, ‘Kuluna mahsustur.’ denmesin. Kainatın yaratılışı, her olayın dürülüşü; kerametten uzak mıdır? Kendi doğuşunu düşünsen, kerametin içinde olduğunu görürsün.”

MEVLÂNA’yım!

7 Cehil elde, gül solar. Gülün soluşu, kökün oluşundan değildir. Gölün olduğu yerde, sinek boldur. Sinekten maksat, zararlı yoldur. Ne var ki ‘Zararlı.’ deyip de kayguya mı düşelim? Yol bilen ‘Zarara düşerim.’ demez, ALLAH’ımdan başkasından beklemez. Kucağın alabildiği karpuzun, nasiplisi çok olur. Gecenin oluşuna değil, sabahın gelişine bakınız. Korukta, üzümü görünüz.

8 Yuyanın yuğduğunu, dumanını dağıttığını bilmez misiniz? Hastalıkta ölümü aramayın. Ölüm geldikte, dünyayı sildikte; hastayı iyiyi aramaz, kaydı silineni bulur. Niyeti kurmanı beklemez, niyeti bozanda da gelmez. Arap yolunda durmaz, AZRAİL’den güzel MELEK olmaz. Gidenden şikayet gelmez. O’nun HUZURU’na varan, dönmeyi düşünmez. O hata, sadece dünya gününde olur. Gidişte hürriyeti buluş vardır. Her kul ‘Kuş olsam, uçabilsem.’ der. Göçünde, bu dileğini olmuş görür.

9 Sohbetten aldığımız, birer kaşık çaldığımız yetersiz midir? ‘Geçen günde sohbetimiz uzardı, her kul çeşit soru sorardı. Günde azaldı.’ dersiniz. Azalan, sohbetin değerlendirilmesidir. Boş havuzları doldurmak için, bol su gereklidir. Havuzlarınızı doldurduk, çiçeklerinizi suladık. Sizler dolan suları harcadınız mı ki, ‘Daha çok.’ dersiniz? Sular harcanmalı ki; duruya kalmasın, sinekler üzerine gelmesin. Kendi bahçenin yettiğini, komşuna da ilet. Su ne kadar gelirse, o kadar harcanmalı ki; yenisi gelsin.

10 Sevginin ölçüsü, bırak sende kalsın. Sevgi ne resimde, ne heykelde aranmasın. Gösteriş değil. Sevgini resme heykele gösterdiğinde, ALLAH’tan başka sevgili bulmuş olursun. Putlara tapanlar da, putta yarattığı buldular da sevdiler. Sen de aynı hataya düşme. Resim, ressamındır. Sevdiğin ressam olsun, resim ressamı unutturmasın. Sevginiz gönüllerinizde kalsın, sergiye konulmasın. ‘Neden?’ derseniz açalım. ‘Güzel.’ dediğiniz, sevgi ile haykırdığınız; sizden başkasına güzel görünmeyebilir, onda huzursuzluk yaratılmış olur. ‘Sen sevdin beğendin, ben niye görmedim, aynı aşkla sevmedim.’ der, mahzun olur. Çiçeği sev, sevginle kal; ağacı sev, gölgesinde kal; kainatı sev, yolunu al. Unutma, arının iğnesi olsa da, verdiği bal. Her kulun gördüğü hal. Sende olan sende kalsın, kainat sevgine şahit olsun. Cümleniz mutlu güne uysun, umduğunuz gibi olsun.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH