19 ekim 1972
MEVLÂNA’yım ben!
1 NUMUNESİZ YARATTIĞI’nda, her kulunu GÖZETTİĞİ
görülmez mi? Eşine rast gelinmeyen her olaya, ‘RAHMETİ’nden.’
denilmez mi? Eşitlikte görülen, TEKLİK’te silinir, her olay O’ndan
bilinir.
2 Güçlük senden midir? Hiçlik benden midir? ‘Serazat olsam.’ diyen, hiçlikten kaydını silendir. Serazat olmak; hem
kainatı, hem ahireti silmektir. Olmayana gönül koymaktır.
3 Sunulan her bardakta, DERYA’nın RUHU vardır. Bir yudum dahi olsa, kuluna
kardır. Yamadan geçmeyen, yeniyi seçmez. Yeniyi dilemeyen, eskiyi atmaz. Eskiden
maksat, ağa balık takılmasıdır. Deryaya niye gidilir? Suyunu görmeye, yüzmeyi
bilmeye. Balık niye çekilir? Dünya haline. Derya hem açı besler, hem toku. Aç
balıkta, tok HALİK’te bulur. Demir atmış gemide beklenmez.
4 YUNUS’um der ki: “Yolumu bulalar, gönlümü alalar. ‘Yiyeyim.’ diyenin,
karnını doyuralar.” Mana verildi, YUNUS’um sevindi. Açın yeri olmaz.
5 ADEM geldi selam verdi. “YUVA’nın damında, odanın camında, GARİB’in
gözünde oldum. Niyazına, niyazım ile katıldım. Yuyunca her kulu bulursun, gördüğün
her yolu bilirsin. ‘Kaftanı sırtına aldın mı, dünyayı tek mi buldun?’ diyenlere
sözüm. Dünyaya tek gelmedim. ZATI’nda olduğumu bilerek geldim, SIFATI’na
gülerek katıldım.”
6 ZATI’nı bildikte; TEKLİK değil, kül olduğunu görürsün. TEKLİK,
O’dur. Kül olmak, ZATI ile SIFATLARI’nda birleşmek.
7 Koyun derlenir, kuzu melenirse; güzelliği artar, toprağı kar
örter. ‘Örtüye ne hacet.’ dersen, rahmetine söz
etmiş olursun. Rahmet dahi, mevsimine göredir. Karlarda-buzlarda dereler
akmazsa, deryaya çıkmazsa; çamur olur, çamur kula zahmet verir. Sen kara katlan
ki, çamurdan kurtulasın.
8 Aymayı bilen, olmayı dileyendir. Koşuya giden at, kazanmaya
çalışandır. Aşık yolcu olursa, yolu değneği bulur. Kuşun
yuvasına gelen, yumurtasına tamah edendir. Yumurtayı yese de, midesini sustursa
iyi. Duvarı aşsa da, doğruyu bulsa yine iyi. Her attığı adımda, zararı
görülür. Çünkü niyette, olan yoktur. Umulduğu gibi elbet gelmez. Ne var ki
her kulun niyeti, hayra olmaz.
9 ‘ALLAH’ım.’ diyen kul, niyette hayır görür. Aşmadığın
duvarın ötesinde, ne olduğunu merak etme. Zaten kul olarak hüküm
veremezsin. Çünkü buradaki güzeli, beden ile idrak edemezsin. Binanın güzelliğini gölgesinden bilebilir
misin? Bir kitabın gölgesinden, kitabın içinde yazanı çözebilir misin? Dünyayı
sevdi isen, SIFATI’na AŞK ile bağlan. Daha önce dedim, sevgi ayrı aşk
ayrı. Sevgi gönlün alabildiğince, AŞK CAN’ın verebildiğincedir.
10 Doyum olmayan kainatta, açlık yerilmez. Göğün kubbesine ip
gerilmez. Gönlünde sadece ALLAH olan kuluna, dünya emaneti verilmez. Verilse de
bilmez. Bilmez, çünkü ‘Sahibim.’ demez. SAHİBİ’ni bilir, O’nun ADINA
harcar, kendine değil.
11 Geceyi perde bilsen, gönlünü O’ndan ayırsan; gündüzün bitmediğini
görürsün. ‘Yeğ.’ dediğin her olayın çözümünü, O’ndan bilesin. ALLAH’ıma
emanet olunuz. Cümleniz dünyayı çiçek bahçesi biliniz. Gül bahçesine gönül
koyunuz. ‘Orda durak verelim, dünyadan sıyrılalım.’ deyiniz.
12 “Asmaya torba hazırla. Salkımları yerleştirelim, üzümleri
böceklerden koruyalım. Varsın bir bardak olsun, bize kendimizi buldursun.” dedi,
LOKMAN selam gönderdi.
13 Mayısta olduran, güzde gördürülür. Güğüme doldurulan, susuzlukta
giderilir. Geçenden geleni çıkarma, gecenin örttüğünü unut.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH