22 Ekim 1972

(YUNUS EMRE ziyaretinden sonra)

MEVLÂNA’yım ben!

1 Huyludan huy alanın, huysuzdan yol soranın yardımına; sen mi, ben mi gideriz? Elbet ALLAH’ım gönlüne göre verir. Huysuzdan yol sorsan da, onu yanıltır doğruyu göstertir. Kuşun gittiği yerde, bülbülün öttüğü yerde YM olur. Çünkü kuş, yolunu hatasız tayin eder. Olmadık yolun gidişine, ayak uymaz. Cümlenize selam olsun, ALLAH’ım RAZI gelsin.

2 YUNUS’umun yolu açıldı, güzel günü seçildi, düğün dernek kuruldu, niyazlar yerini buldu. Her sevinen kulun ULU’su oraya geldi. Her sevinen kul ile, duacı oldu. Gördüğünüz kalabalık kadar, görmediğiniz kalabalık da sizlerle idi. ‘Daha çok olsaydı, hayır dağıtılsa idi.’ demeyin. Dağıtılan nasip kadar. Nasibi olan içindir. Onu sizler tayin edemezsiniz.

3 YUNUS’um der ki: “Geldiler gördüler neyi? Gönüllerdeki KABE’yi. Her yavrunun gönlünün, bir KABE olduğunu unutmayın. Dünyanın en güzel olayı budur. ALLAH’ımın “OL!” dediğine uymak, O’nun yarattığını bilmek, O’nun verdiğini paylaşmak, sevmeyi bilmek. Güzel gördüğün nedir? Sevmeyi öğrenmek. Sevmeyi öğrenmeseydin, oradaki kalabalık seni sıkardı. Aymayı bilmek, KABE’yi gönülden aramaktır. Yol üzerine sözümü deyim. Yazılı kitapları okumak, ALLAH’ımı öyle bulmak; ayı leğende görmektir. Aradığını gönlünde bul ki, ayı gökte kendin göresin, görüp de eresin.

4 Ne okuyan, ne yazan, ne söyleyen, ne gezen; taklide gittiği müddetçe, sadece özette kalır. Oku da, yaz da, söyle de, gez de. Hatalı olsa da bir sen bil, bir de ALLAH’ım. İkiniz BİR olun, öyle doğruyu bulun. Kulun kulla birliği, yaratır ikiliği. Çünkü kul kuldan aldıkta, ALLAH’ımdan sormaz. Hatasını ALLAH’ım görücüdür bilmez. Kuldan sorar, ‘Hatamı düzelteyim.’ der. Yanlış da olsa, varsın olsun. Yeter ki kul, ALLAH’ım ile dertleşsin. Cümlenizden ALLAH’ım RAZI olsun. Gönülleri hoş etmek, tekrar-tekrar nasip kılsın.”

MEVLÂNA’yım!

5 Koşmayı dilersiniz, yürümekten geçersiniz. Yürüdük güne kadar, elbet koşacağız, kuş misali uçacağız. Gönülleriniz yıkandı, HAK YOLU’na girildi. Selvide boy, söğütte soy arandı. YÜCE’yi gönülde bildik, O’dur diye O’nun yarattığını aradık, gönlünü hoş ettik. Unutulandan değil, anılandan olduk. Olmayanı demem. Kaderin sözü edilse, diyeceğim şudur. YAZAN’ın YAZDIĞI’nı bozamam, öyle bir düğüm ki çözemem. Olayları böyle bildikte; sorguya yer kalmaz, düğüm çözmeye gayret edilmez. Gölgeye yürümek, güneşe hazırlıktır. ‘Neden?’ derseniz; güneşin varlığı, siler her darlığı. Gölgeden güneşi müşahede edersen; güneşte yürü, yan. Önce kavrul, sonra savrul. Kovuk sadece çobanı gizler. Çoban kovuktan kainatı gözler. O kendini öylece kainatta görür. Kovukta olduğunu unutur. Çünkü beden ile, gönül ayrılmıştır artık.

5 Meyhaneciyi sordum, ‘Bağda.’ dediler. YÜCE’nin VERGİSİ’ni dermeye, dünya halini dürmeye gitmiş. Üzümleri OLDURAN’a, kendi emeğini katmış. Aldığını, YARATAN’ın YARATTIĞI’na satmış. Satmayı yeterli bulmamış, dileyene sunmuş. ‘Sen de benim gibi sarhoş ol.’ demiş. Serde hoşluk var ise, gönülde boşluk vardır. Boşluğu AŞK ile dolduralım, CAN’ı CANAN ile buluşturalım, gönülleri kavuşturalım. Giden ile gelenden sorguya, dünya halinde yargıya düşmeyelim. Kainat senin dünyan gibi yüz bin dünyayı, yüzer bin de yıldızların her birini içine alabilir. Yetmeyen, ALLAH’ımdan değildir

6 Sorguda hata görülmez. Kul, düşünce ile bulur. Düşünür-düşünür, düşüne-düşüne bilgisini oldurur. Olgun bilgi, buldurur. Cümleniz ALLAH’ıma emanet olunuz. Düğünden maksat nedir? Sevinen gönüller değil mi? Sevinen yalnız onlar mı? Bizler de sevindik. İki alemi birbirine bağladık. İkinin bir oluşu, düğün değil midir? O düğün, senin gönlün ile oldurulursa; senin düğünün olur.

7 Mümin olanların düğünü, HAK ADINA’dır. Marifeti dilersen, ehlinden ol; kerameti dilersen, men edilenden uzak kal. Men edilen, sorguya düşülmeyendir. Şeriatı daha önce verdim. ‘Ehlinden ol.’ dedim. Hazma verdiğin aşa, aş katarsan ne olur? Daha önce aldığının dahi zararını görürsün. Daha önce aldığın faydalı idi. Üzerine kattığın an, önceki faydalıyı da zarara çevirmiş oldun. Onun için aldığını hazma ver. Kuru ekmek de olsa, üzerine aş katma. Baklava börek de olsa. Önce ekmeği hazmet, ondan sonra yeni aşa niyet et.

8 Hiçbir zaman, tarikatın doğrudan doğruya bulduracağını düşünmeyin. Ayı leğende seyretmeyin. Ay, göktedir. Bunu kim olsa bilir. Göstereni ne ararsın? Başını kaldır da gör. Minderi neden dilersin? Rahat olayım diye. Misafiri neden oturtursun? Gönlünü hoşnut edeyim diye. Her olay öyle olmalı, her kul konuk bilinmeli.

9 ALLAH’a ısmarladık. Kovuk ALLAH’ımın VERDİĞİ’dir. Kul, yeğ başına olsa bile, ALLAH’ımın İZNİ oldukta bulduğudur.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH