27 ekim 1972

MEVLÂNA’yım ben! 

1 Güç diledik, ‘ALLAH’ım.’ dedik, yumuşak yolunda yürüdük. Kumun elendiği, kulun belendiğine şahit olduk. Merdivenin çıkışına, yumuşak yola varışına sevindik. Seyredenle bir olduk, seyrine gönül koyduk.

2 ‘Kumun olduğu yerde, güneş parlaktır.’ dedik, günün aydınlığını, gecenin karanlığını misal verdik. Günü veren, geceyi derer. Gecede günü bulan, kulunu sever.

3 YUNUS’um der ki: “Aktarmadığın heybeyi, sokakta bırakma. Suyunu dolduran, gününü hayır ile dolduran, olmamışa sırtını dönen; gönlünü AŞK ile doldurandır.”

4 Kamil kulun kapısı açık olur; her dileyen gelir, her dileyen bulur. Olmayan; olgunluğu bilemez, bilse de uyamaz. Cemde artana söz edilmez. Meltem hoş gelirse de, fundalıkta görülmez. Fundanın dalı yere eğilmez. Kul yamayı bulmuş ise, yırtık gezmez. Hata yırtmakta ise de, tamiri kolaydır.

5 Kuşun öttüğüne değil, gittiğine bakınız. Gönülden yandık, hep ADI’nı andık. Aymayı bilmeyene; hoş sohbet ettik, yoluna ışık tuttuk. 

6 Celadet sulha eşittir, güzel güne beşiktir. Sorguda yer bulmasın, yemeniye ayak uydurmasın.

7 Meyhanede danışan, yolun gidişine uyamaz. Uymadıkça, kulundan bilemez. Bilse ki; VEREN O, ALDIRAN O, kulunun yüküne YARDIMCI OLAN O. 

8 Oynamadığın kağıtta, oynadığını aradın mı, aradığını buldun mu? Bulmak, olana uymaktır. Cem ettiğin bağda, verimi bulursun. Yakmadığın kömürde, nasıl ısınırsın? Günün olmayanına, gece ayak uydurmalı; güne, doğru yürümeli.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH