29 Ekim 1972
MEVLÂNA’yım ben!
1 Yüz onbir’in yüz’ünü verdik, on bir’ine düğüm attık. Gülenin yüzüne,
diyenin sözüne; niyazımızı kattık. Cemde SIFATI’nı, CEMAL’de ZATI’nı gördük. Varlıkta
bulduk, dirlikte erdik, sedef kakmalı rahleye serdik.
2 YUNUS’um der ki: “Gönlünü ver, ne olursa olsun; elini ver, ne gelirse
gelsin; yönünü vur, nereye giderse gitsin. Unutma ki O’nun olmadığı yer
yoktur. ‘CAN’ım.’ demeyen, CANAN’ını bilmeyendir. ‘CAN’ım.’ dedikte, benliği
değil; CANAN’dan gelen, O’ndan olan her yaratılandır. ‘Oyumu kime versem?’
diyen, yumuşak yol bulamaz. Çünkü kaderine yol açmaya çalışır. Halbuki
kader çizilmiştir. Gönülde olan her düğüm, ‘ALLAH’ım.’ diyene
çözülmüştür. ALLAH’ım sana yol açtı ise, geleceğe şüphe ile
bakma. ‘Öyle mi olsa, böyle mi dönse.’ deme.
3 HAZRETİ ALİ der ki: “Damda akıntı var ise, oluğunu
düzenle. Damı aktarmak, akıntıya karşı koymak demektir. ‘Hatalı mı?’
derseniz; hata, zamanını bilmemektedir. Rahmet yağarken, dam aktarılmaz. Rahmetten
önce tedbirini al ki, şikayet sende kalmasın. ‘Takdire, tedbirin faydası
var mıdır?’ derseniz; ‘Damını zamanında aktarırsan akmaz.’ demedim, ‘Senin
şikayetin olmaz.’ dedim. Göğün altında mıyız, üstünde miyiz? Kainatın
içindeyiz. Kainatın vergisinde, kulun payı nedir? Kainat senin için, sen cümle
için yaratıldın. Senin payın, kainatın yöresidir. Kainatı madem çevreliyorsun, payına
el atmış oluyorsun. Senin olmayana el atabilir misin? ‘Kainatı seviniz.’
dediğim odur. Senin olmayanı sevebilir misin? ‘Yalnız ben miyim yaratılan.’
dersen, ‘BİRLİK.’ deriz ya. Sen yaratılanı sevdiğin an, O’nunla BİR
olmuş oluyorsun. O’nunla kainatı sarıyorsun. Sevmeyi deneyen, sevilmeyi
düşünmemeli. Kemerde darlık olmaz, ölçüyü bulmuş isen; olayda zorluk
gelmez, ‘ALLAH’ım.’ demiş isen. Asmayı diken, vereceği üzümü bekler. ‘Danışmak
yersiz mi?’ derseniz, sen katkını ver. Çünkü sana verilen ÖZ’üdür. ÖZ’de güzellik
değil, olgunluk vardır. Sen ona emeğini kat, olgunu güzellikte cem et.”
4 HAZRETİ YAHYA EFENDİ der ki: “Gemiyi denize bırakma, seferden
çekti isen. Seferde olmayan gemi; sahilde kalafata çekilir, gelecek olan
yolcuya hazırlanır. Geminin kaptanı değişsin mi? Değişmesi;
ne senin, ne benim takdirimdir. Meyveyi yemezsen, tadını bilemezsin. MEVLÂNA’dan
yol aldın, başkasını dilemezsin. Unutmayın günde ondan güzel yol veren
olmaz. ALLAH’ım İZİN vermez. Kaygunuz olmasın, ‘Gelmez mi?’ denmesin.
GARİB’in göçüne kadar gelir.”
5 HAZRETİ OSMAN der ki: “Göçte elem edilmez, gönül ile bulana olmayan
sorulmaz. Konuk olan her kul, gidişe uymalı, gelene EYVALLAH demeli. Gamdan
bakma, CAN’dan geçme, CANAN’ın VERGİSİ’nden kaçma. Çünkü kaçmak
yersiz. Oyalanmadık düzende, yersizlik görülmez.”
6 HAZRETİ MERYEM der ki: “Tepsiye konan, kulun eline gelen
nasibidir. Dilerse buğdayı aşı, dilerse derya taşı kor. Burada kulun
gayreti şudur; taşı yiyemezsin, ezersin döversin, emeğini
katarsın.”
7 HAZRETİ AYİŞE der ki: “Gözümde NURU ile öğündüm, ayrılıkta
dövündüm. Göçümde kavuştum, dövündüğüme yerindim. Kulluk, hatasızlık
demek değildir. ALLAH’ım gözyaşını, ağlayasın diye vermiş.”
8 HAZRETİ HATİCE der ki: “Yörenin töresine uyunuz. Hatayı bilmekte,
huzuru bulunuz. Güneşte leke arayan, gözünü kendi örtsün. Koyuna namert
diyen, kendini taştan taşa atsın. Kulluk; yolun yolcusu oldukta, olana
uymaktır. Olmuşa dert demekte değil. Geçende unutulan, ‘Dert
değilmiş.’ denilendir. Gecemiz kutlu olsun, cümleyi mutlu etsin. Bilenle
bilmeyenin günahları af olsun. Şefaat dilendikte, umduğunuz sizleri
bulsun. Gülün dillerine, men dilleriniz takılsın. YARATAN, yarattığı
kulları kıyamete derlesin. Cümlesi ile BİR olsun. AMİN.”
MEVLÂNA’yım!
9 Okşanan sizler, sevinen bizler. Doğuştaki gibi bulduk,
‘Şükür ALLAH’ım.’ dedik. Hatalar serildi, ‘ALLAH’ım.’ dendi, AFFI’na
sığınıldı. SIFATI’nda, af edilen her kulun adı bulundu. Suyun
akışında, yolun gidişine meyil görülür. Hiç akan suyun, ters
döndüğü görülmüş mü?
10 LOKMAN der ki: “Görmeyen gözde NUR aranmaz, akmayan terde zehir bedende
kalmaz. Göğün kubbesi, gönlün KABE’sine denktir. Ter, bedenin zehrine
kapıdır. Teri az olanın, gözyaşı çok akar. Az terleyende, çok gözyaşı
görülür. Ona ağlamış denilir. Aymayı bildikse, hatayı
bulduğumuzdan; sevmeyi bildikse, YARATAN’ı bildiğimizden. Düzenini bulur,
her olay yerine oturur.”
ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH