2 Kasım 1972
MEVLÂNA’yım ben!
1 Hasıra yol gerekmez, çünkü yürümez. Elden alırsan, yola gidersen
götürürsün. Huzur vereni bilirsen, O’ndan beklersen; huzur senin olur. Aşmadığın
duvarın ötesi, senin merakına yol açar. Meraka yer vermezsen, huzur senin olur.
Gönlünde olanla, gününe dolanla dost olursan; huzur senin olur.
2 Varmadığın dağın gidişi olmaz mı? Yola çıksan oraya
varılmaz mı? Dileyip de varılmadık gidiş yoktur. ‘Serhat
Semerkant’ta mıdır?’ dersen; sen nereyi düşünür isen, nerede dayanır isen,
nereden bekler isen; serhat oradadır. ‘Geçitten uzak kalmayım, açılışta
bulunayım.’ dersen, yersizdir. Bulunman icap eden yer senindir. Ne ondan ne
benden, kayıp sadece gönül kırığındandır.
3 Yoluna dağılmasın. Gönüller KÂBE’dir, HABİB’in Nuru’ndan. Bedeni
yıksan da, olma gönül yârinden. Bedende sayılan verginin yarısını, nerde
buldun, kimden aldın, kime vereceksin ki senin olsun? Sen dahi sende
değilsin. Benimseme bedenini, dünyaya bağlamasın. Bağlandıkça O’ndan
uzak kalırsın.
4 Gemiyi buldun, elini verdin. Düşünme fırtınayı. Fırtına götürse
de, derine batırsa da; deme ‘Kurtulmak nasıl?’ Kurtuluşu
O’ndan bil, selamet yolunu bul. Kahrına mesnet sorma. Nerden
gelir, nereye gider? VEREN O ise, ALAN da O olur. Çünkü her şeyin SAHİB’i
O’dur. Senin kaderinin dahi SAHİB’i olduğunu unutma. Ona dahi sahip
çıkma. Kaydına yazılmayan, kaderine kazılmayan; senden değildir. Cesette ne ararsın, CAN olmayınca? RUH’ta ne
ararsın, AŞK olmayınca? Yanarsan O’na yan, AŞK’ın SAHİBİ O’dur.
Dönersen O’na dön, RUH’un SAHİBİ O’dur. OLDURAN O, DOLDURAN O, DÖNDÜREN
yine O. Kayguya yer yok.
5 Koyunda huy var, renk yok; çiçekte renk var, huy yok; kul da renk de
var, huy da var, eğer kul ise. Ne koyun olalım renksiz, ne çiçek olalım
huysuz. Huy, yerini hazırlama; renk, çevreye uyma; koyun, kayda itaat; çiçek,
görgüsüz gösteri; geçit, mertebe.
6 YÜCE; bağı verir, üzümü oldurur. Senin gayretin, şarabı
oldurur. Ne koyunda, ne çiçekte gayret yoktur. Geldiği gibi gömülür. ‘Oymuş.’
desem yersiz, kul olmadığı için sorumsuz. Kul olmayan kullar da öyledir. ‘Geldik
gördük, sevdik bulduk, döndük kavuştuk.’ dedik. Kul olmayan kulların diyeceği
şudur: ‘Geldik, boşuna döndük, dönüşte ‘Ah.’ dedik yandık'. ALLAH’ım
AFFINI, bilmeyenlerde dağıtsın; bilen kul bilmeyeni eğitsin, şuursuz
gelene şuur versin.
7 “Meyhaneye girdim, yumuşak yoldan yolumu açtım, akan selden
rahmetini diledim, ‘Cümlenin üzerine olsun.’ dedim. Zahmetini dünyada bilsin, kendini
öyle bulsun; güneşte yansın, ağaca el uzatsın.” dedi, YUNUS’um geldi.
8 “Zambak; toprağı değil kulun gözünü süsler, gönlünü besler. Neden?
Yaratılıştaki güzelliğinden. Her yerin yuğanına el uzatılmaz, her derin kuyudan su çekilmez. Aynayı ters
tutarsan, karanlıkta kalırsın. Aramadan bulunmaz, gücenmeden barışılmaz, danışmadan
öğrenilmez. Yuyanını bilen, başka kapıya dalmaz. Deryadan geliş
olmaz. Deryaya sadece gidiş vardır. Aradığın kapı, senin gönlünde. Orayı ara, orayı sula, orayı besle. Hatasızlık
arama, ‘Hatalıyım.’ dersen AFFI’ndan geri kalma. O’ndan af dile. ‘Yolumu SANA
çevirdim, geçen günü devirdim.’ de, AFFI’na sığın. Şerbeti kardı isen,
sunmaktan geri kalma. Kainatın verdiğini, kullarına serdiğini, santim-santim
ölçtüğünü, hatasızlığı kendine mal ettiğini bilmez miyiz? VERGİSİ,
senin gördüğünün olduğunu sanma. Senin gördüğün, şahit
olduğun; sadece ONSEKİZBİN ALEM’in bir perdesidir, eğer o
perdeye layık isen. Gördüğünüz dünya, asıl olanın gölgesidir. Binanın
gölgesinde, ne bulursunuz? Binanın güzelliğini gördükte, dünya sadece
şekildir. Eşyanın aslı, RUH’udur. Ceset de, RUH’un eşyası
değil mi? Asıl olan nedir? Elbet RUH’tur. Ne var ki RUH da gelişe
bağlıdır. Huyunu aldı ise, eşyanın yerini bulabilirsin. Huyunu
almayan eşyaya, yerini veremezsin. Huydan maksat, her eşyanın
yapısıdır.”
9 Masa aş için, döşek uyumak için. Eğer gerekli yeri
yoksa, eşya olmaktan çıkar. HABİBİ O’ndan bunu dilemiştir. Eşyanın
aslını bileyim, hataya düşmeyeyim diye.
10 (Kanser için ilaç)
Bilinir, görülür, yakın günde derilir, cümleye verilir. Gene de ölüm kapısı, sanmayın
kapanır.
11 Menekşenin renginde mi, kokusunda mı yumuşaklığı? Yapısındadır,
çünkü bütün güzelliğine rağmen başı öndedir. Menekşenin
yapısında has kulunu gördüm. ‘O’ndan?’ dediğim günde döner mi, kader dün
başka bugün başka yazar mı?
ALLAH’a emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH
serhat: sınır boyu,