16 Kasım 1972

MEVLÂNA’yım ben!

1 Bülbülü yuvada, leyleği havada görürsen şaşma. Gülde bülbül ses verir, gönülde AŞK’a yol açar. Yol geçer, kul seçer, çiftçi biçer, gelen göçer. Gelişten göçe kadar, kul yolunu seçer. Hangi ULU’nun yolunu seçeyim diyen şaşar. Çünkü yol ULU’nun değil YÜCE’nindir. ‘Örnek alayım, öyle olayım.’ diyeceğin tek varlık HAZRETİ MUHAMMED’dir. Her ULU, o’nun bir tek Vasfı ile yolunu bulmuştur. O bütün Vasıfları’nı bünyesinde toplamıştır. Her bir ULU, o’nun Yolu’nun tozunu tamamlar. Diyete değil, niyete değer verin. ‘ALLAH’ım.’ dedikte her kul BİR olur; kalbini o’na bağladıkta, her kul PİR olur.

2 Gününü bilenin, yolunu alanın görüntüsünde keramet aramayın. Yol aldıkta, güzelliği gönüllere doldurdukta ne gördük? Taşı da sevdik, toprağı da, kurumuş yaprağı da. Demek ki gönüller oluşmuş, AŞK ile doluşmuş. Her gidişte görülen, oluşta duruluştur. Durulmaktan maksat, damıtılmış AŞK ile karılıştır. Deniz dalgalandıkta, kumu çöpü birbirine karışır. Duruşta, her şey yerini alır, deniz yine katıksız kalır. Onun için hatalardan, deniz misali sıyrılmaya çalışınız. Hatasızlık, sadece ALLAH’ıma mahsustur. Kul oldukta, hatayı bedene mal etmemek gereklidir. Yani ‘Ben yaptım, ALLAH’ım öyle istedi.’ değil. ALLAH’ım senin hata yapmanı istemez. Sana doğruyu göstermek için, hatayı yapmaya izin verir.

3 Gezmede-görmede, sevmeyi öğrenmeli. Hatada, örtmeyi öğrenmeli. Senin, görüp hatayı demeye yerin olmamalı. Çünkü ALLAH’ım hatayı görür. Hatayı yapanın niyetine göre verir. Çünkü o hatayı yaparken, niyetini sen bilemezsin. Ne bilirsin, iyi niyetle mi kötü niyetle mi hatayı yaptığını? (Sohbete girilir) Bohçayı açtınız, gene açtınız, sözü birbirine dolaştırdınız. Sona başı, başı sona bağladınız. Ucu elimizde, etek belimizde, niyet halimizdedir.

5 Dalı ele aldın, öne doğru tuttun. Karşıdan gelenin gözüne girdikte, niyetin iyi olduğunu söylersen; ben mi inanayım, gözü çıkan mı? Niyetin, mantık ile düğümlenmeli. Hata görüldükte uyarmalı. Dalı elinde götürene, ‘Ağam dal uzun gelir, karşıdan geleni dürter.’ demeli. Eline koluna hata yüklememeli. Yemeniyi giyene, ‘Yolun uzun.’ diyene arkadaş olursan; sen mi kazanırsın, onu mu kazandırırsın? Soruyu verdim. 

6 Yolcuya eş olanın, yolcuda HAKK’ı bilenin, yolda HAKK’ı arayanındır kazanç. ‘ALLAH’ımı bilirim, VERDİKLERİ’ni severim. ALLAH’ım da beni görsün, LÜTUFLARI ile LÜTUFLANDIRSIN.’ dersen, hatalısın. İnkara gitmiş olursun. ALLAH’ım; her kulunu YARATIR, YARATTIĞI’nı LÜTUFLANDIRIR. Sen onun dışında gördü isen kendini, ALLAH’ım seni AFFETSİN. ALLAH’ım ULULAR’ı ayrıca LÜTUFLANDIRMAZ. Onlarda olan, kapalı gözlerinin açılışıdır. ‘ALLAH’ım.’ diyelim, kulluğumuza duacı olalım. Kulluğumuzu bilelim, BİLDİRMESİ’ni dileyelim. Gözü açık olanın yolunu değil, sadece KUR’AN’ı rehber alalım.

7 Ben size geldi isem, yolunuza arkadaş oldu isem; benim kazancım, sevincimdir. Yolda gidene, yolda kalanı hatırlattı isem; sevincim sonsuzdur. Yolda giden kim? ‘ALLAH’ım.’ diyendir. Yolda kalan kim? Dünyayı mekan bilen. Benim verdiğim, sizler; sizin verdiğiniz, yüzler.

8 Sizlere, gönüllerinizde daima sorgu halini alan bir merakınızı açayım. (Niçin sizin aleminizde gece ve gündüz yoktur?) Gece ve gündüz, dünyaya mahsustur kainata değil. Dünya kendi gölgesinden gölgeyi bulur. Kainatın gölgesi yoktur. Kainat ışığını güneşten değil, YÜCE’den alır, O’nun NURU ile aydınlanır. Dünya maddeyi, kainat manayı besler. Kainat ALLAH’ımın “OL.” dediği, her YARATTIĞI’dır. Madde olan her şeyde gölge mevcuttur. Gölgesizlik manaya mahsustur. Çünkü ALLAH’ımın gölgesi yoktur. O’nun sadece NURU vardır. O’nun YARATTIĞI isen, neden kendini sevmezsin? O’nun YARATTIĞI isem, neden beni sevmezsin? O’nun YARATTIĞI ise, neden onu sevmezsin? Sen beni-onu sevdi isen, neden gölgesine katlanmazsın. Madem ki gölgesizlik dileğin; gölgeyi dilemeyen, gölgesizliği bulamaz. Dünyayı sevmeyen, ahirete uyamaz.

9 Kayığı buldu isen batmış gemide, eğer yanındakine yer verirsen kulu olursun. ‘Canımı kurtarayım, önce ben atlayayım.’ dersen, CAN’ına pazarlık etmiş olursun. Çünkü kayığa; önce de binsen, sonra da binsen, hiç de binmesen yazın ne ise onu göreceksin. Ne var ki niyetine göre, heybeni dolduracaksın. Her hadisede, değeri olan teslimiyettir. Olmuş için, olacak için.

10 Gelelim sohbeti dilenene, yolları alınana. HACI BAYRAM dedi ki: “Duaları aldık, elden-ele ilettik. Nazanda nazlanana, ‘Yolun açıktır, gönlün seçiktir.’ dedik, cümlesini selamette bulduk. Goncayı yakaya koyan, dikenine uyandır. Her olay gülün dikeni misalidir. Her ULU’nun yolunda, ‘Selam.’ dediniz durdunuz. Her olayı hayıra yordunuz. ALLAH’ıma şükürler olsun, olana uydunuz.”

11 ‘Kimden geldi, nerde durdu, kim vurdu?’ demeden, sorguya vermeden; duacı olunuz. Kimliğe değil, varlığa önem veriniz. Çünkü kimlik dünya malıdır, varlık ahiret malıdır. Varlık, sonsuzlukta BİRLİK’tir. GÜL’ün Birliği’ne eşittir.

12 Olmuşun sorgusu, masala benzer. Verilen, sözü edildiği içindi. ‘Sözde hata olmasın, kuluna söz edilmesin.’ diye verildi. (TELLİ BABA olayına dair) ‘Hatalıyım.’ demeyin, hatayı gönle mal etmeyin. Her kul meraka düşer. Hata olsa verilmezdi, çünkü burada hata olmaz.

13 (GÜL BABA) ‘Yol üstünde yatanın, yaşantısı nedir?’ denileni vereyim. Ne var ki sadece masaldır. Bugün içindir. Varlık; onun kendisidir, yaşantısı değil. Gülde buldu, bülbülü dinlemeden; goncayı sevdi, rengini bilmeden. Dikenini belledi, her yaprağını telledi. Cümle aleme, gülden salladı. Her dileyene; dikenini aldı, gülünü verdi. Belki dikeni şikayete sebep olur diye, kendine mal etti. ‘Gül bahçesinde mi idi?’ derseniz, gönül bahçesinde idi. Her gördüğü bahçeden gül isterdi. kucak dolusu gül ile gezerdi, her dileyene sunardı. Ne var ki kucağını; bir gün, bir an boş gören olmadı. ‘GÜL BABA.’ diyene güldü, gülüşünde güller açtı, sözün özetini seçti.

14 Gülü maddede aramayın. Gülden maksat; gülümsemek, dilinden GÜL’ün sözünü etmek. ‘Dikenini kendine mal etti.’ demekten maksat, acı sözü dilden çıkarmamak. ULULAR’dan dilemek; vasıta kılmaktır, mektubunu postaya vermektir. Var HUZURU’na, kendin gönülden dile, verme elden ele. ‘Hatalı mı?’ derseniz, dedim ya niyete göredir. Siz ULU’ya havale ederken de, ALLAH’ım sizinledir. Ne var ki, aymayı bilmeyen kulları o yolda aydırır ALLAH’ım. ULU’ya giden kul, aslında gönlünü ALLAH’ıma bağlar. Niyazı oldukta, ULU’nun verdiğini zanneder. ALLAH’ım VERİR. Ne var ki, ULU’yu da kuluna sevdirir, onu her an kuluna hatırlatır. 

15 Dilenen O’ndandır, alınan O’ndan. Yapılan hatalar da gene O’ndan. Ne var ki kulun niyetine uysun.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH