14 Aralık 1972
MEVLÂNA’yım ben!
1 Hal ehline zevk, HAK YOLU’dur. HAK YOLU’nu dileyene, gönlümüz YUVAMIZ
açık. Dileyenden uzak kalmadık. ‘HAK YOLU’na gideyim.’ diyen; gelenden yakınmaz,
sohbetten uzak kalmaz. Diledi isen gel, gene gel, gene gel. Gelmeyende gönül
yoksunluğu arama. Gönüllerimiz hep birdir. Gemiye gelenin, deryaya dalanın,
sahilden sesi zor alınır. Ne var ki, gönüller hep birdir.
2 Hal ehli nedir? ‘Her olana uydu.’ denendir. Yalnız ‘Uydu.’ denen,
senden-benden değil, YÜCE’den gelen KARAR’dır. Hal ehli odur ki; ne geçmişi anar, ne gelecekten umar. Halde
hali yaşar. Sahilde ise deryaya bakar. Deryadan aradığı kalmaz, çünkü
aramaktan bulmaz. Olduğu an, noktada küldür. Zevk, kulun
maddeden sıyrılıp manaya perde açtığı merhaledir. Yani sohbetler. Kâl. Evet.
Kâl, halin ötesidir. Dünyadaki kulun, en yüksek mertebesidir. O da sadece bir
kuluna nasip kılınmıştır. RESULÜ’ne. “KALEMİ VERDİM ELİNE.”
denen AYET odur.
3 Kamuya uy ki, dışında kalmayasın; duvar çevresinde dur ki, kapıyı bulasın. Ayda gördüğün, güneşin
gölgesidir; yollarda aldığın, gönlünün hevesidir. Eğer yol dilemezsen, gidişe
bakar mısın? ‘Varır mıyım?’ deme, çıktığın yoldan şüpheye düşme.
Elbet gününü bilirsin, yardım dilediğin an alırsın. Yanımızda olana. ‘Olmaz.’
dense de, söz kuldan gelmez. Bilseler, ‘Olmaz.’ demekten sakınırlar. Çünkü
olacağı olmayacağı, YÜCE BİLİR. O’na dayanan kulunu, her
türlü GÜCÜ ile KORUR. ‘Her türlü GÜCÜ nedir?’ dersen, en başta SABIR.
4 Oymayı almazsan, doymayı bilmezsen; gönlünün
genişliğindendir. Duyulan özlem, fidanın tazeliğindendir. Neyden
ses alan, meyde hevesini döker. Her kul, ulusunun AŞK’ını çeker. Ta ki AŞK’ı,
noktaya gelip bir oluncaya kadar. Noktaya gelip bir olmak nedir? Noktadan
başlayıp, kainatı sardıkta, varacağın nokta yine aynıdır. AŞK’ın
sana, şimdi kainatı sardırmada. Ta ki başladığın noktaya
geldikte, ULU’nu YÜCE’nin GÖLGESİ göreceksin, onda kainatı bulacaksın. ‘Hepsi
bir nokta imiş.’ diyeceksin. BİRLİK’e orda ereceksin. Çünkü ne
sen O’ndan ayrı, ne O senden gayrıdır. O’ndan gelmedik mi? O’nu bulmadık mı? SIFATLARI
ile var olmadık mı? Aslında ZATI ile var olduk, SIFATLARI ile varlığımızı
bildik. O’na dönmedik mi? Demek ki O’ndan ayrı değiliz, ve O’ndan gayrı
değiliz. Elbet sözüm açıktır. Her evde elektrik yanar, ayrı mıdır? ‘Ayrı
memleketlerde, ayrı fabrikalar.’ derseniz, hangi güçle çalışır? Onun için
her yaratılanı O’ndan bildikte, O’nun ile BİR olmuş olursunuz.
5 Kaşığa aşı kattıkta yediğin, midenin aldığı
kadardır. Aşını ölçüne uydurmazsan, YM olmaz.
6 YUNUS’um der ki: “Sözü alayım, yağmurda saçağa
sığınayım. Gezmede yürümede, gördüğümü gönle akıtayım. Saçak altına
girdim, sığınan yavruları gördüm. ‘Güzelin en güzeli sizler misiniz?’
dedim. Ben onu öyle görmek istediğim için gördüm. Hata arasaydım, ‘Burnu
akar.’ deseydim; hatayı kendim yapmış olurdum. Olanı olduğu gibi
görürsen, her olanda güzellik ararsan; kendini bulmuş olursun. Ayvada kurt
var dersen, atılır mı? Temizlersin elbet. Kulun hatasını da örtersin.” dedi YUNUS’um
selamladı.
7 Gönülden geçen, sorguyu seçen OMAR’ın selamını getirdim. ‘Nasihatini
beklerim.’ dersin. Danıştım, dedi ki: “ ‘Yaparım.’ dedi mi dönmesin, zorluğa
düşse de yılmasın. Yanındayım bilsin.” Çünkü kolayın sevinci de küçük olur.
Elbet. Hiçbir başarı el bağlamakla kazanılmaz. Yalnız, başarı. HAK
YOLU’nda olanın, HAK’tan gayrıda gözü kalmaz. Nerde olursa olsun, kimden
gelirse gelsin; HAK ADINA el attık, O’ndan GELEN’i bildik. Geçlikten-güçlükten
sakınmayız, ALLAH’ım cümleden RAZI olsun, gönlünde olan sana uysun. Selamları
aldık, ‘ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun.’ dedik.
8 ‘Katkıda bulunsam, huyuna göre gitsem.’ dersin, kendini yoklarsın. Huyunda
suyunda değil. Elbet gayretin boşa olmaz. Günün yarısı bitti ise, öbür
yarısı vardır. Hepsi bitti ise, yarını vardır.
9 YUNUS’um der ki: “Günleri saya-saya, baktım havada aya. Ayda gördüm, güneşte
buldum; gidişte gördüm, varışta uydum.” Şimdi sendeki hal odur. Gidişte
görürsün, varışta bulursun. Sana, evet. Sahtelik yoktur. ‘ALLAH’ım.’ diyen kul, O’ndan
GELEN’i inkar etmez. Yanmayan ocak, tütmez. ‘Hatalarım.’ deme, hatasızlık ALLAH’a
mahsustur. ‘ALLAH’ım.’ dedikte, AFFI’na sığındıkta; hatalardan uzak
kalırsın.
10 Oynamadığın oyunda, kayıp olmaz, kazanç da olmaz. Meyhanede mey
almayan, sarhoş olmaz. Sarhoş olmayan, meyin tadını bilmez. Meyden
içelim, sarhoş olalım. Oluştan maksat, gönülleri dolduralım. Sende
olan, bende olan, onda olan AŞK değil mi? Gönülleri dolduran AŞK
değil mi?
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH