2 Ocak 1973

MEVLÂNA’yım ben!

1 Kandiller yansın, sohbetimiz açılsın. “Onbir’den birinin adı verilsin.” dendi. YÜCE’den EMİR alındı.

2 Sohbetimize gelen, yoldan katılandır. (t) Özellik yoktur, güzellik vardır. YUVA’nın özelliğini, önceki yazımızda verdik. YUVA’nın özelliği, güzelliğe uyulmasındadır. YUVA’da olanların onbir’e katılmaları, konuya dahil değildir. Olmuş kulların, olacağı gerekmez. ‘Verilen vazife nedir?’ dendi. Güne kadar madde olarak yaptığın vazifeyi, manaya yöneltmek. Kafesin konduğu yerde, yerden uzak kalmalı. Yerden uzak kalan, zarardan masundur. Çünkü kuş, kendisini korumayı bilemez. Vazifenin, temeli de tavanı da yoktur. Anda eline verilen, gerekene sunulur. ‘Gücüm yeter mi?’ denmesin. Daha önce dedim. O’na dayandık, O’ndan EMİR aldık, gücümüz de O’ndandır. Onbir’in birini verdik, günü gelende ikinciyi de veririz. ‘Aramızda onbir’e layık yok mu?’ denmesin, sakın ola ki araya ikilik konmasın. Onbir, yüzbir, binbir; hep BİR’dir. Mertebenin ölçüsünde değil, verginin ölçüsündeyiz. Senin vazifen yok mu? Cümlenin vazifesi vardır. Her kul mimar olamaz, bina kuramaz; her kul yargıç olamaz, kul nasibine söz ettiremez; her kul şair olamaz, gördüğünü diyemez. Her kul, meşrebince vazifelidir. Sizlerdeki vazife; kulun yolunu bulmak, YUVA’ya yönünü çevirmek, YUVA’ya gelenleri eğitmek. Onbir’in vazifesidir. ALLAH’ımın YOLU’nda, zorbalık yoktur, sevmesini öğretelim. ‘Anıldığımız yerdeyiz.’ dedik. ‘Hata yapar mıyım?’ deme. Olduğumuz yerden verdiğimiz, daha önce belirtildi. Kendini ALLAH’ıma bağla. Göreceksin; kendini içinde bulacaksın, ‘Bunu diyen ben miyim?’ diyeceksin. Yaprağı çevirdiğinde, kapadığın yaprağı unutacaksın. Unuttuğun üzerinde durma. Dediğin alanın olsun, ne var ki hiçbir övüntü sende kalmasın. Çobana azığını verdik, sürüye kuşağını sardık. Sürüden kaygumuz yoktur artık. ‘Çoban kim?’ derseniz, ÇAKIR’a sorun; GARİB! Azığı veren, YÜCE. YUVA’nın olumunda görülen, gönüllerde verilendir. YUVA’nın özelliği. Çobanın azığından başka nesi olur bilir misin? Kavalı olur. O da ÇAKIR’dır. Bilirsiniz kaval, çobanın sözcüsüdür. Kaval elde bir işe yaramaz. Üzülmek değil, uçman gerekirdi (ÇAKIR’a) Daha önce dedim ya, kafeste değil nefestedir. ‘Çobana yakın olayım, varsın biti olayım.’ dedim, dünya günümde duacı oldum. CAN’ımın dileği; CANAN’ımda olmaktır, yarattığında bulmaktır. Duacıyım cümlenize. YM. Sevinciniz büyük olsun, müjdeler.

3 Zalimde görülen zulüm, alimden gelen ilim; O’nun şerhidir. Zulmün eğittiği, ALLAH’ımın öğüttüğüdür. ‘Zalimin hatası nedir?’ derseniz, (Zalimliğe niyet kurması dendi) Elbet. Zalim, kulundan değil mi? O da kuludur. Ne var ki, zulmüne son verdiği yerde kulluğu başlar. Unutmayın ki FİRAVUN, HAZRETİ MUSA’ya babalık etti. Babalık hakkından değil. Onun zulmeti, HAK YOLU’nu yanlış bilişindendi. Yemediğimiz aşın tadını bilemeyiz, sözünü edemeyiz. Görmeyene rengi tarif edemezsin. 

(Resim verildi: TURGUT REİS)

4 Gününü deryada geçirdi, adına REİS denildi, adı ile ADI’na bağlandı. Evet. Dünyada yalnız kaldı, yalnızlıktan gocunmadı. ‘HAK ile beraberim.’ dedi. Denizde-karada-havada, hep YÜCE’yi bildi. Kurtuluş, bildiği anda başladı.

5 Cümlenize selam olsun, gecemizde sohbetimiz bağlansın.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

6 Söz az oldu derseniz; ÖZ’den verdik, vazifeleri bildirdik.