8 Ocak 1973 

MEVLÂNA’yım ben!

1 Kuyuyu açmadık, YAR deyip geçmedik, kuldan-kulu seçmedik, açık kapıyı örtmedik. Dileyen gelir, dilediği yerden alır. Gönül tahtımız, cümleye verir.

2 Meyveyi yersiniz, dileyene sunarsınız. Demesinler ‘Ağacından alaydık.’ Dileyen, ağacından alır. Vergimiz ölçü ile olaydı, gününü saatini verirdik. Halbuki vergimiz; şelale misali durmadan akar, dileyen dilediği kadar alır. Söz güne bağlanırsa, neden günde yok da gecede denirse; günde alayım diyen, toprağı sulamaya çalışandır. Bizim vergimiz, kulun ateşini söndürmeyendir. Dergah misali, bendimi yıkayım, öte yakaya varayım diyen; ölçüden uzak kalandır. Öte yakaya geçmek için; kendini yıkamaya değil, yolunu açmaya bakmalı. Dergahta bu öğretilir. Hem etrafa zarar verir, hem kendi dağılır. Kumun yumuşak oluşu, suyu üzerinden aşırır. Güğümde su var ise, taşımak zor gelir. Ne var ki, suyun değeri kaldırmana yardımcı olur. Oymayı O oyar, düzene O koyar, gidenin gelenin kaderini O yazar. GÜL’ümüz gönlümüzde, yolumuz GÜL’ümüzde. Onu bildik, O’ndan dedik, gösterdiği yoldan yürüdük. Uçan kuşta O’nu gördük, esen yelde O’nu duyduk, sevdik her güzeli, güzelde O’nu bildik. ‘Güzelsin.’ dediğin, güzelliğini O’ndan alır. Senin gözünde O görülür. Anlatılmayan tek şey, sevgidir. Mümin kulun gönlünde, sevgi vardır. Sevgiyi tarif etmek, çöldeki kumları tek-tek saymaktır. CAN’lar BİR oldukta, AŞK’ı bulurlar. Çirkini-kötüyü sildikte, YAR’e varırlar. Sözün yerine gelsin, gönlün HAK önünde eğilsin.

3 “Yetimin gönlünde, neden O vardır? Yetim, ALLAH’ını ana bilir, baba bilir. Dünyada sığınacak, sadece O’nu bulur. AŞK’a düşmeden bulur. ‘Yetimim.’ diye ağlayan, dövünsün hatasından dolayı. Onun için yetim kulunu seviniz, yetim kulunu övünüz, özelliğini görünüz. Yetim kulunu kıran, tez kırılır. Çünkü onun önünde duvar yoktur, yolunda taş yoktur. Gönlümüz, yenmediğimiz nefsimize boyun eğmesin. Meydanda kurulan kazanda, elimiz eksik kalmasın.” dedi, HAZRETİ HATİCE sözü aldı: 

4 “Gönüllerle kaynaştık, yavrumuzla halleştik, geldik kucaklaştık. Sözümüzü ona, gönlümüzü ona bağladık. Geldim onunla, buldum seninle. Ağlamak değil, gönüllerde bayram gerekir. Aymayı bildiğinden, güne kadar geldiğinden. Sözü ancak günde aldım, sanılmasın senden uzak kaldım. Yerden özü, GÜL’den tozu, gönülden azı; görmeden buldum. ‘Ne demek?’ dersen; gönülden azı dediğim, gönlümün vergisine, yetimin analığına, seçildiğim kulun sayısı azdır. Elim-elinle, gönlüm seninledir, CAN’ım CAN’ınla, cümlemiz CANAN’ımla. Elim gelsin, gönlüm bulsun, cümle ile BİR olsun. Unutmayın, gönlüm yavrumdadır. Gönlünüz O’na uydukta, hep BİR oluruz. Uymak, BİR olmaktır. Güzellikte güzellik vardır. Umduğunuz gibi, EFENDİMİZ’in Selamı ile geldim. O’nun sözünü verdim: “Uyumayın, gönülden dağılmayın. Cemiden, yüzümü değil ÖZ’ümü arayın. Saçımı değil, yazımı tarayın.” dedi, bana öyle izin verdi. “Onlar ileyim beni bilirler ise, onlar ileyim ‘ALLAH’ım.’ derler ise, onlar ileyim bilseler-bilmeseler, onlar ileyim deseler-demeseler, onlar ileyim yansalar-yanmasalar, onlar ileyim sönseler-sönmeseler. Dünyaya geldiklerini bilsinler, bildiklerini unutsunlar.” Unutmakta selamet vardır. Bilmekle bulunmaz, çünkü bilmenin hududu çizilmez. Bildiğini unutan, yeni bilgi arar. Her aradığında, yeniden ‘ALLAH’ım!’ der, yanar. YUNUS ALEYHİSSELAM yoldaşlarından birine: ‘Bildiklerini anlat ki, bilgime ekleyim.’ dediğinde, ‘Ben senden öğrendiğimi, sana mı vereyim.’ der. YUNUS ALEYHİSSELAM: ‘Ben onu dün biliyordum, bugün yeni doğdum.’ Doğuş, yenileniştir. Bir bildiğini, bir daha tekrarlarsan; geriye dönmüş olursun. Halbuki dönüş yoktur. Yeniyi yola verdik, selamımız ile gönülden aldık. ALLAH’ıma emanet olasınız. Yavruma, yolu NUR bağlaya.” dedi, HAZRETİ HATİCE selamladı.

5 Almayı vermekten çok dilersen, O’nun yolundan uzak kalırsın. Sarhoşluk; lütfundan, sevgisinden, O’na olan AŞK’ınızdan. Gerçekte sebep aranmaz. KABE’yi yapana, niye yaptın denir mi? Oyunda kağıt çalınmaz, çalındı mı hileli olur. Gayrette, ne senin ne benim payım vardır. Nasibin, sana ayardır. ‘Namerde muhtaç oldum.’ diyen yanılır. Aslında namert dediği, onun sevap kapısıdır. Kulun nasibini, ne sen ne de namert verir. VEREN sadece YÜCE’dir. Kulun geçmişte düştüğü hata, gelende onu, namert dediği kulla karşılaştırır. Onun için, hiçbir olayda hata aramayın. Her olay, oya misali işlenir, gene işleyen kulun önüne serilir. Kul eğer sebep arıyorsa unutmasın, o oyanın başını kendi başlamıştır. Ne olay oyasına başlayın, ne örtü önünüzde serilince şaşırın. ‘Söz bize mi?’ demeyin. Sözün özelliğine bakın. Cümleyi aynı özellikte görün.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH