29 Ocak 1973

MEVLÂNA’yım ben!

1 Gönüller dolu, her kulun yolu. ALLAH’ım SEN’den geldik, öyle döndük. Cümle için duacı olduk. Güldük SEN’inle, ağladık SEN’inle; gördük SEN’den, bildik SEN’den; diledik SEN’den, aldık SEN’den. Aramadık başka kapıdan. Cümleyi hoş gördük, selam olsun sizlere dedik.

2 “Seçmeden alma, görmeden sorma, çözmeden dürme.” dedi, YUNUS’um söze girdi:

3 “Seçmeyi dilersen, çiçekten ararsın; çözmeyi dilersen, ULU’dan sorarsın; dürmeyi dilersen, yardımcı istersen, sözüme uyarsan; huzuru bulursun. Güzellik her çiçekte. Ne var ki çiçekte, her böcek olmaz, arıdan başka böceğe vermez. Almasa, kader yazılmasa; sözü edilemez. Kaderin dışına çıkılmaz. Kaderin kötüsü de olmaz. ‘Nasıl olmaz?’ derseniz; olaylar, su üstüne çıkan tafraya benzetilir. Tafra; lüzumsuz eşya, lüzumsuz tavır, lüzumsuz bilgi. ‘Güğüm dolsun, kalem yazsın, dil söylesin.’ denir, her olayın gönle yatanı istenir; uymazsa, kadere söz edilir. Olayın iki yüzü olmasa; dünya düzenini bulmazdı, kul tadını almazdı. Çünkü kul dünyaya, temeli ile gelmez. Güvercin uçurdu isen; haberini bekle, beklemeye sabrını ekle. Kayıtta olan silinmez, olaylar kul niyeti ile bölünmez. ‘Her yazılan ALLAH’ımdandır.’ deyip, hatalı yola gidilmez. Kaderi kul değiştiremez. ALLAH’ım en uygun olanı yazar. Kul dumanı, kendi gönlüne kendi koyar. ‘Olaylara üzülmemek mümkün müdür?’ denir. Eğer olaylar olmayacak ise, sabır ne için? Ağlanmayacak ise, gözyaşı ne için? Ağlamayı dahi O’nun için verirsek, O’nun ile karılmış olmaz mıyız? Senin-benim YARATAN’ım, O değil midir? O cümlenin YARATAN’ı değil mi? Olmuşu O’ndan bil, olacağı O’ndan bekle. Kulunu suçlama, yolunu taşlama. Dünyayı sana-bana, kainatı cümleye. Cümleden maksat; canlı-cansız, tenli-tensiz. Ayrılık, dünya yaşantısındadır. ÖZ’de hep BİR, gözde sadece NUR. Yoldan gidene desen dur, sana diyeceği şudur: ‘Neden?’ İşte o nedeni sormayan kazanandır. Meşeyi devirmeden, kütüğü çevirmeden; yerini bilemezsin, kökünü sökemezsin. Suyumuz aktıkça; gelen alır, dileyen başında kalır. ‘Salih yolu, sefil kul bilir.’ demeyin. Kulun görgüsünde EVLİYA daima fakir-sefildir. Fakirlik, dünya malından sıyrılmadadır. ‘Benim.’ deyip mal etmemek. Senin olan, senin ile gelir. Seninle gelmeyen, nasıl senin olur? Seninle gelecek olan, sadece AŞK’ındır.”

4 YUNUS ile bir oldum, ‘Sözün daha yok mu?’ dedim. “Sözüm çoktur, gönüller aldıkça; her kul, AŞK sazını çaldıkça. Benden alırlar, unu değirmene götürürler, hamur yapar yoğururlar. Deyişim yapıya kapı olsun, her dileyene açık kalsın. Zengin olsam sofra açsam, kaç kulunu doyururum? AŞK’ım desem sözünü etsem, kainata duyururum. Aslında doyuran da O, giydiren de O. Nerden gelsen, nerden bitsen; O’nun toprağındansın, O’nun yaprağındansın. Maviyi giydiren, yeşili sardıran, kırmızıyı sorduran kimdir? ‘Olmadan veremem.’ denmesin, olan paylaşılsın. Eksilen görülmez, ALLAH’ım veren kulun elini boş bırakmaz. Sabahı bulan, geceyi dilemez. Günün en güzeli doğuşadır. Al yuğandan elini, düşün dünya şerini. ADEM’de görmedin mi, HAVVA’da duymadın mı, İBRAHİM’e sormadın mı, İSA’ya bakmadın mı, MUSA’dan almadın mı, MUHAMMED’e uymadın mı? Öyle ise, “Kimi kimden ayırayım, hangi kulu kayırayım?” der mi YÜCE ALLAH’ım? ALLAH’ın verdiği her olayda, BÜYÜKLÜĞÜ’nü görün. Gönlünüze uymasa da, size hoş gelmese de; her olayı görür, sanmayın uzak kalır. Gönlünü yokla, O’nu orada bulacaksın. Kulun tek hatası, O’nu sadece düştüğünde idrak edişidir. ALLAH’ım kulunun hatasını AFFEDİCİ’dir. İdrak ettiği an, bütün hatalarını siler.

5 Aynayı gördük, kainatı gönüllere koyduk. ‘SIRAT KÖPRÜSÜ’ne köşkü kurduk.’ dediniz, sözüme girdiniz. ‘SIRAT KÖPRÜSÜ’ne koyun ile girilir.’ denirse de, ben gönül ile yürüdüm. MUSA sarayı terk etti, İSA kainatta noktayı buldu. HAZRETİ MUHAMMED; çölü yol etti, kumu bir etti, ADEM’den bugüne ALEM’i bağlattı. Düğüm o’ndadır. ‘Ondan gelmeyen?..’ denmesin, her gelen o’ndandır. Aynayı dedik, aynada kainatı gördük. Sildiğin her nokta, yürüdüğünü gösterir. Adadığın da, ödediğin de senindir. Olacakta hile aramazsan, ödediğini düşünmezsin. Yanmayan odunu atma, kuvvetli ateş onu da yakar. Gönülleri yokladım, demet-demet çiçek topladım.” MEVLÂNA’yım geldim, güzellikte huzur vardır dedim.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH