3
Şubat 1973
MEVLÂNA’yım
ben!
1 Yolumuz birdir dedik, söze girdik.
Cümlenize selam olsun. Sohbete katılan, her yola atılan.
2 Dünyanın dönüşünden sorguyu
bulanın danıştığı olsa, çizgiye ne hacet kalırdı? Yazılan bozulmaz, kul
düzene katılmaz. Düzeni kurayım dese, günü gününe uymaz. Olayın yolu böyledir. Kınadığın
olay seni bulur. Çünkü olan, kulun elinde değildir. Mescitte kılınan namaz
ile, KABE’de kılınan aynı mıdır? Meyveyi yersin; çekirdeği saklarsan, fidanından
mahrum kalırsın.
3 Musiki, ALLAH’ımın vergisi
değil midir? KUR’AN’ı okurken mi, dinlerken mi kendinden geçersin?
Makamsız okunan KUR’AN, kula vazifeyi hatırlatır.
4 ALLAH’ımın EMRİ’dir: “ALDIĞINI
VER.” DER. Kendine mal ettiğin her vergi, senin zimmetindedir. Elbet kulun
kuldan, ne alacağı ne vereceği olur. Vergi, nedir? ALLAH’ım her
kuluna, hazinelerinden dilediğince verir. Kiminin bilgisini, kiminin
görgüsünü, kiminin sevgisini. ALLAH’ımın bahşettiğini paylaş ki,
sana huzur versin. ‘Bilginin paylaşıldığı olur mu?’ derseniz, elbet
olur. Doğruyu bilen, en güzeli verir. Aynayı eline alan, kainatı
görürse; kendini kulundan saysın. Seni-sana bulduran, seni-senden; önce sıyırır,
sonra ayırır, tekrar döndürür. Dönüş, buluştur. Güzellik, sohbete
girmededir. Yazı ile de olsa, söz ile de, hatta göz ile. Gönüller hoşnut
oldukta, dünya huzur ile dolar. Neden? Kul öyle gördüğünden. Dünya kulun
gördüğü gibidir. ‘Nasıl?’ derseniz; kulun gönül yapısı neyi arıyorsa, ona dünya kapısı öyle görünür. Dünyanın
eşitsizliği olmasa; çeşitsizliğinden yakınırdınız, olmayandan
sakınırdınız. Dünyanın zevkini; ne yemede, ne giymede, sadece sevmededir
bilesiniz. Nasibin kıtlığı görüntüdedir. Verdiğin de aldığın da,
O’nun değil mi? Gelişte olduğunu, dönüşte
götürebiliyor musun ki senin olsun? HAZRETİ YUSUF der ki: “Gidişe karar
verdinse, dönme; ‘Dönüşte hayır var mı?’ deme. Hayır olan yazılandır.”
ALLAH’a
ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH