|
25 şubat 1973 MEVLÂNA’yım ben! 1 Huzurdan yol alan, gönlünü olana uydurandır. Olmadık kapı açılmaz, çizilmedik yol geçilmez, görülmedik ağaç seçilmez. Yemini yol için düşünsen, yolunu açmaz. Çünkü yola ne yemin, ne zemin gereklidir. 2 Derinlik dersen, anda dalınmaz; çok kapı dersen, çeşit bölünmez; kuyudan su almaya kalkarsan, gönlün eğilmez. Güneş olmasa, üzüm ermez, şarap vermez. Dağda iğde olmaz; çünkü taşa denk gelmez. İğdenin kökü genişliğe gider. Güneşin vergisine, vurgunluğu gösterir, yeşilin renginde beyaza döner. Güneşe vurgun olan kimdir? Mümin olandır. Güzelden daha güzel arayan, toprağa kök salmayandır. Güzelden güzel nasıl aranır? Gülün güzelliği nerdedir? Kökünde-dalında, yaprağında-çiçeğinde elbet. Kökünden yukarı doğru çıktıkça, güzelden güzeli bulursun. Asıl olan güzeldir. Güzelden güzel, onun meyvesidir. 3 Muayyen yol bulup gidilmez, kul
kula eğilmez. Suyu dileyen, pınardan alır, avucu ile içer. Dileyen altın
tasa doldurur içer, dileyen ağzını koyar içer. Sana hangisi tatlı gelirse,
öyle içersin. Biz pınarın başında durduk, altın tas ile dileyene sunduk. Manayı
dersen, ben dünya günümde öyle sunmayı diledim. ALLAH’ımın vergisini, öyle
değerlendirip sundum. YUNUS’um dersen, o da aynı pınardan sundu. Ne var ki
kabı topraktı. Kıymet sunulmadadır, kabında değil. Kabı sadece güzeli, daha
güzel gösterir. Aslında değişen yoktur. 4 ‘Umduğumu almadım, dünya günümde huzur bulmadım.’ diyen; umduğunun ne olduğunu bilmez, çünkü umudun hududu çizilmez. 5 EYVALLAH dedik. Sohbete niyaz ile gelen, OMAR’dan selam getiren YUNUS’uma
söz verdik: 6 “Mümin olan
alır, vergimi bilir, gelen selamet getirir. HAZRETİ OMAR der ki: “Üç boyda, iki
ende duvar örülse, duvarın ötesi dörde bölünse; çizilenin önüne duramaz, çizilenin
ötesine kul ne kadar gayret etse geçemez. Manayı sorana, ‘Ne zaman?’ diyene. ‘Konuk
olsa yola gelse, elini bana verse.’ der, deyişine uyar. Sorulan uygundur. Niyetine
verdi isen olur, söz düzeni bulur. Duvarın etrafında gezme, kapısını ara. Unutma
ki, kapısız duvar olmaz, söz almayan gelemez, eskiyi silmeyen yeniyi bulmaz.” 7 ‘YUNUS.’ dendi, adıma soruldu, arandı. Nerde bulundu? Daha önce dedim, neden yerde aransın? Yolda sorulsun, niyazım sadece gönüllere konulsun. 8 Su başında durdum, kunduz yavrusu gördüm. Eşinir-deşinir, salda durup düşünür. Salın varlığı sorulur. ‘Yuvası.’ desem yersiz midir? Dünyanın halini, kulunun ilmini veren kimdir? Havada uçan kuştan uçmayı öğrenir, kunduzdan suyu tutmayı. ‘Umulan nedir?’ dedim, onu verdim. Olmuşun sözü edilse, dönüş olur. Halbuki kainatta, geriye dönüş yoktur. 9 Müstebit olandan illet, mugayir
olandan zillet eksik olmaz. Her olay, dünyada yerini bulur. Ahrette kul, sadece
yerini alır. ‘Yerini nerden alır?’ derseniz; gönülden, niyetinden. Gönlün
bahçendir, niyetin diktiğin çiçek. Kimi diken eker, kimi gül. Niyetin
senindir, ne var ki amelin olmayabilir. Amelin ile niyetin uymaması, kulun O’na
sığınması ile yer bulur. Eğer kulu daima ALLAH’ına sığınıyor ise;
niyeti uygun olmasa dahi, ALLAH’ım amelini uydurur.” MEVLÂNA’yım ben! 10 Ona de ki: ‘Uymayan
umduğunu almaz, huzurluyum demez.’ MERKEZ’in sözünü vereyim: 11 “Niyaz desin, her gün okusun, okuduğuna uysun. ‘Günüm hayır, yolum hayır; SANA uydum, uymayı HAK ADI’na uygun gördüm. Uyarsam; ADI’na uyarım, SEN’in ile huzur duyarım.’ İHLAS’ı okusun, dört yanına üflesin. Uymayana-uymak, ALLAH’ıma hoş gelir; uyanla- uymak, dünyayı boş gösterir. Dünya mesir sofrası değildir. Unutulmasın, mesir sofrası dahi yılda bir gelir geçer. Düzeltmek kendi elindedir, yolundaki sabrındadır. Daha önce verildi; kaderden kaçılamaz, dönüş kaderi değiştirmez. Uysun, kendini de yöresini de sevindirsin. Yeminini unutsun, zeminini düzeltsin. ALLAH’ım kulunu imtihan eder, sabrını ölçer. Günde vermediği sabır ölçüsünü, başka yöne çevirir. ‘ALLAH’ım.’ der niyaz ederse, O’na sığınırsa; YM olur. Sabredilmeyecek zemin yoktur.” 12 HAZRETİ OMAR der ki: “Oğuldan aldığım, gönlüne koyduğumdur. Olduğu gibi kalsın gönlünün paklığı, aramasın dünyada haklığı. Uyduğu HAK YOLU’dur, (‘Aramasın haklığı’ ne demektir?) ‘Haksızlık yapmasınlar, HAK YOLU’ndan ayrılmasınlar.’ der, isyan eder. Olgunluk odur ki; önce paklayasın, sonra AŞK’ını yoklayasın.” 13 Onun yeri hazır. Aradığın ateş seni yakar. Merak
etme. Onunla dileğince konuş, gönlünden geldiğince konuş. Öyle
bir an gelir ki, ona hazırlanırsın, onu kendi dileğine uydurursun.
AŞK’ımız O’ndandır, yolumuz O’na. 14 Şüphemiz yok. BAKİ OLAN vermezse, sakiyi tanır
mısın? Saki vermezse, sarhoşu bilir misin? Sarhoşu bilmezsen, kendini
bulur musun? ‘BAKİ olandan, sakiyi sor.’ demek; ‘Yolunu O’ndan dile, O’nun
verdiğine uy, sarhoş ile sen de sarhoş ol.’ demektir. 15
Gönülde olan, yolu bulandır; yolu bulan, hale uyandır. Oğula dedim, sorulanı verdim. Güzelin olduğu yerde, kulunu
bulduğu yerde; YARDIMCI’nı gönderir, selameti
buldurur. Sana dedim. Hayır karşımızda olana. ALLAH’a ısmarladık.
|