14
Mart 1973
MEVLÂNA’yım
ben!
1 Hasrete düşmedik, çünkü ayrı
kalmadık; HAK ADI’ndan başka şeyi sarmadık; namekan olanı, yolundan
almadık. Namekan, mekanı olmayan.
2 HAK YOLU’nda bedenden sıyrılan, yumuşak
yol dileyen her kuluna; ‘Nasibin, sıyrılmak olsun’ derim, O’nun yolunu önüne
sererim. ‘Elinde mi?’ derseniz, dilimdedir. Dilime getiren, gönlümdedir. Gönlümde
olanı, hudutsuz veririm. Daha önce verdim, güne kadar AŞK’ımın döndüğünü
söyledim. Çözüle-çözüle gider, sanmayın biter. AŞK’ım kainatı milyon defa
sardı, kulları onu çözer durur. Ağacı dikersen, fidanı beklersin; çekirdekte
aradığını, ağaçta görürsün.
3 (t: İki sorum vardır. YÜCE müsaade buyurursa,
MAVLÂNA HAZRETLERİ’nin bizlere açıklamasını rica edeceğim.) (MEVLÂNA
HAZRETLERİ) Sorunuzu alalım.
4 (Çeşitli yerlerde bir çok kullara ALLAH’ımızın
lütfu olarak yazı vermektesiniz. Bu yazılar gerek üslup, gerek kafiye
bakımından değişik özellikteler. Bu nasıl olmaktadır?) Onu
daha önce verdik. Ay misali. Ay bir tektir, penceresini açan her
kul görür. Her kul zevkine, hilkatine uygun gönlüne yatırır. Ay elbet bölünüp,
ayrı-ayrı her yuvaya girmez. Ona bakan görür, izini O’nun ile alır. Postumuz
bir kuldadır, yolumuz O’ndan verilir. YÜCE’den veremeyen var mıdır? Bakan da,
gören de, söyleyen de YÜCE’den. Her şair şiir yazar, andaki hevesine
göre. Güneşin vergisini, kimden aldığını biliriz; kime verdiğini
bilir miyiz? Alana verir. ‘Olmuyor’ denende olum ararsan, yorumdan uzak
kalmış olursun. ‘Olacak’ diyebilir misin, olacağa hükmedebilir misin?
Ne MEVLÂNA, ne BEKTAŞ, ne HACI BAYRAM VELİ. ALLAH’ımdan gelmiş
PİR olmuş her kulu, tek KİTAB’ın sahibidir. ‘Sahip’ dedim,
yanlışlık yok. KİTAP kuluna verilmedi mi? Madem öyle, her kul onun
sahibidir. Eğer sahip olayım derse; ALLAH’ımın ADI’na mı yazıldı, kulunun
yoluna mı? Yolumuz hep birdir, ADEM’den bu yana, ‘ALLAH’ım!’ dedikte. Almazsan
soralım mı, ‘Neden vermedin?’ diyelim mi? VERGİ O’nun, GÖRGÜ O’nun, yorum
kulunun. Her kul alır, gönlünce yoruma verir. Radyoyu açarsan, sade sen
dinlemezsin. Her kul açar; kimi şarkıyı, kimi türküyü dinler. Kimi batıya
döner, onunla hoşnut olur. Çeşitli yazılar öyle alınır. İstasyon,
postumuzu serdiğimiz yerdedir. Orada hepsi vardır. Ne var ki, yolunu
seçtik, yürüyüşe çıktık, el-ele verdik gidiyoruz. Sorguyu alalım.
5 (PEYGAMBER
EFENDİMİZ bir Hadis-i Şerifinde; tedbir, takdiri bozar
buyurmuşlardır. Bunun açık manası nedir?) ‘Tedbirde hata etme’
demektir. Ne var ki takdir edilen, tedbir ile bozulmaz. Neden bozulamaz? Çünkü
seni tedbire götüren de, takdire yer verendir. Sana
tedbiri VERDİ ise, takdire uyduğundandır. Söylenen Hadis-i Şerif,
RESULÜMÜZ’ün yaşadığı günde, tedbirden uzak kalan kulları HAKK’a
davet için söylenmiş sözü idi. Günümüzde de sözün değeri aynıdır. Ne
var ki, takdir edilen yazı bozulmaz. Kulun vazifesi, HAKK’ın
EMRETTİĞİ’ni yapmaktır. Kapını açık bırakma ki, gelenden
şikayetin olmasın. O zaman, gelen de HAK’tandır. Gönül kapını kapa demedim.
Gönül kapın kapanmasın. Yürümedik yavruya, MELEKLER kucak açar, yürüyenin önünden
kaçar, onunla koşmaca oynar. Neden denir, ‘bırak düşsün’? Sen
korumaya kalkarsan, yanılırsın. Ne var ki tedbirden uzak kalınmasın. Bebeğe
gülmeyi öğretin ki; hep gülsün, GÜL’den geldiğini bilsin, VEREN’den
nasibini alsın.
6 “Cümleye selam
olsun.” dedi, YUNUS’um geldi:
7 “Bahar olsa gelseler, düğün
dernek kursalar, düz yolu bilseler, ‘YUNUS nerde?’ deseler. YUNUS’u nerde ararsın,
toprağı ne ile bellersin? Belledik-gülledik, deste dedik yolladık. Gönülle
de andık, sohbet ile de bulduk. Düğün dernek dedik, çoluk-çocuğu
kolladık. Elbet YÜCE’nin EMRİ’ndendir. YUNUS’u ne bildiniz, nerden nereye
yolladınız? Olumunu sordunuz, NURU’ndanız elbet. ‘Yolumuza gel’ dedi isek, yolumuzu
gözetenleri sevindirelim. Sevinen ile sevindiren olalım. Kuşlara yolu
soralım, ‘Mihmandar olur musunuz?’ diyelim. Onlar bize ne derler; ‘Gönülleriniz
yok mu?’ EYVALLAH.” dedi, YUNUS’um yürüdü.
8 Cahil dedik, kitap verdik, kitaptan
okuduğunu sorduk. Cahil olan kitaptan okusa, ne alır? Sadece satıhta kalır.
Gelen-gideni bilir, göçen-duranı. Kitabı eline değil, gönlüne akıttık. Cümle
ile BİR olduk. ‘Mürşit?.’ deneni verdim. Aranan nedir? Yolda
gidilenin hakikati. Öğreten kim, öğrenen kim? Dünya gününü bilip de
göçen, hakikati bulan. Dayandığım YÜCE’dir, açtığım gece. Günü her
kul bilir, geceyi gören açar. Dünya kulu ancak, günü verebilir. Geceyi idraki
çözemez. Geceyi; HAKK’a yürümüş, dünyadan göçmüş, geceden çıkmış
olan bilir. Öylece verir. Yol münasip olsun, gecemiz hayır bulsun. Selamet
HAK’tandır.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE
İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH