2 Nisan 1973

MEVLÂNA’yım ben! 

1 Zahmette aramadık, zulmeti görmedik, her verileni silmedik, çünkü silmeye niyet kurmadık. Niyet kurmak olur mu, olan bizden sorulur mu? Selam olsun, ALLAH’ımın ADI cümlenizde kalsın.

2 ‘Zahmet.’ dedik söze girdik. Olanı olmayandan ayırmaya çalışmak, zahmet değil midir? Verdiğini bilmek, YARATAN’a uymak; kulun kulluğunu bilmesidir. Her kul ‘ALLAH’ım!’ der, zulmette O’na sığınır. Çünkü sığınılacak sadece O olduğunu, ancak zulmete düştüğünde idrak eder. İdrake, zulmetten önce varsa; olana zulmet demez, dert deyip dövünmez. Çevreni saran dumanı, gölge verdi diye sevmezsen; rahmete nasıl kavuşursun? Her derdin devası olur, şifa vereceği kulu ayağına getirir. Danışılan olayda, intisap şayi olmaz. ‘EYÜP HAZRETLERİ’ dedikte, sabrına yol verdik. Merbut olduğu suyun, membaı ayrılmaz. Yemin verilen yerde, düğüm çözülmez. Kulun adına, HAK cevap vermez. Çünkü kul, HAK ADINA söze girmez, girmeye gücü yetmez. Minareden ses alsan, kimi anarsın; olmasını dilersen, kimden dilersin; gelmesini dilersen, kimi çağırırsın? Elbet ALLAH’ımı. ALLAH’ım her kulu ile beraberdir. Gezelim dolaşalım, CAN DOST ile halleşelim. Dağılmasın derlensin, soyulmasın terlesin, terden muradı olsun, bünyesinde HAKK’ı bulsun.

3 Sayılmadık destenin sorgusu olmaz; yazılmadık bestenin, şarkısı söylenmez; yumurta vermeyen tavuk, beslenmez; çiçek yok ise, bahçe süslenmez. Her yaratılan yerindedir. Kulun sayılan günü, gülüncedir; dünya sanılmasın, kul kalıncadır. Dünya kıyamete kadar var olandır. ‘Sonra ne olur?’ dersiniz. Size gerekmeyenin olacağı YÜCE’nin bileceğidir. Gölgeyi sevelim, ağacından dolayı. HAZRETİ MERYEM der ki: “Üç denen yerden bir al, ikisinin arkandan geleceğini unutma. Daima bol yapraklı ağaca dayan. Su akarken; durana değil, akana uy.” YESEVİ der ki: “Şahlanan ata gem vurulmaz, çağlayanın önüne durulmaz, toprak susuz bırakılmaz. ‘Bina yapayım.’ dersen, temele önem ver.” YUNUS’um der ki: “Gül dalına mendil sersem, gülü örtmeye kıyamam; mendili toprağa koysam, çamura vuramam. Desen ki, ‘Ya YUNUS, koca kainatta mendil serecek yer mi yok? Yoksa seni söyletecek dert mi çok?’ ‘Şükür.’ dedim el açtım, ALLAH’ım SANA yaklaştım. Ne mendili, ne gülü, ne toprağı incitmeye kıyamadım. Her birinin seyrine doyamadım. Güzeli baktım-baktım sayamadım. Çirkini aradım, bulamadım. Cümlenize selam olsun.”

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

intisap: bağlanma, emrine girme
şayi: herkesçe bilinen
merbut: bağlı