4 Nisan 1973 

MEVLÂNA’yım ben! 

1 Huzurun olduğu yere değil, bilindiği yerden geldiğime, cümleye selam dediğime şüphe yoktur. Yolumuz-gönlümüz-cümlemiz, BİR’dir. BİR’de huzur vardır, GÜL’ün olduğu yerde gönüller hoştur. ‘Gelelim.’ demedik, gönüllerle BİR olduk. Geliş, ayrı oluştadır. Bizde ayrılık yoktur. ‘Gülü dikeninden ayıralım mı?’ derseniz, gerekmeseydi ALLAH’ım gülü dikensiz yaratırdı. (İnanan ve inanmayanları mı kastetmektesiniz) Hayır. Güzel olan, kul tarafından çirkin görünen. Gül güzeldir, her kul bilir, inkarı yoktur. Dikeninden şikayetçi olur. Şikayet edilen, beğenilmeyendir. Halbuki ALLAH’ım yersiz yaratmaz. Öyle ise kula şikayet düşmez. Velev ki eline batsa, kanını akıtsa; her olay layık olduğu yeri bulur, her kul olaylarda kendine düşen payı alır.

2 Sedefi bulan, böceğin kabuğunu atar, sedef bu değil der. Huyun en güzeli, var olan her yaratılanı güzel görmektir. Ayağına giyeceğin pabucu, dar almazsın, alırsan giymezsin. Niye? Ölçüne uymadığı için. Yenini dar yapma, gönlünü dumana atma, nefsini maddeye satma. Gezdiğimiz yerde aradığımız nedir? Olmasını dilediğimiz. Olmasını dilediğini, hiç düşündün mü nedir diye? Her olan dileğin arkasından, Başka bir dilek vardır. Onun için, olmayan dilek kula kardır. ‘Nasıl olur?’ derseniz, her olan dileğin arkasından, üç dilek gelir. Ne sonu bulunur, ne başı bilinir. Onun için; dileksizlik, huzurun en büyüğüdür. ‘Dileksiz yaşanır mı?’ derseniz; dilesen de bir, dilemesen de. Nasıl olsa O’nun dediği olacak, O’nun yazdığı görülecek. Öyle dedikte, huzura varılacak. Onun için derim; gezme ile arama ile değil, gönlüne koyma iledir. Diyeceğimiz şudur; ‘ALLAH’ım SEN bendesin, acaba ben nerdeyim?’ Kul nerde olursa olsun, ALLAH’ım ondadır. Kul O’nu ne kadar bilirse, o kadar yakınındadır. Cenneti arayan, O’nu dileyendir. Cehennem korkusu, kulu kendinden uzaklaştırandır. ALLAH’ım sende oldukta, cehennem korkusu neden? Yanmayan odun, kömür olur mu? Kömürü yakmazsan, alev verir mi? Önce yanalım, sonra bulalım. Sorguyu yolumuzdan silelim, yargıyı gönlümüzden çıkaralım. Ne sorgu ne yargı, bize düşmez. HAZRETİ OMAR der ki: “Yargıya memur edildim, madde ile maddeden sorguyu buldum. Mana ehline KUR’AN’ı verdim, kendi yargısını kendisi yapsın diye. Çünkü mana ehli, madde ile yargılanmaz. Mümin olan bilir. YUNUS’um gelir, sözümü alır.” “Toprağı belledim, kuru dalı derledim, ağaç olur dedim bekledim. Elbet olur, çiçek verir, gelen kullar meyvesini alır. ‘Ben yiyeyim.’ demedim, onun için ekmedim. Gelen alsın, alan bilsin, ondan sonra gelene sunsun. Yeşeren her dalda, meyve dolar. Her meyvenin çekirdeği, bir ağaca örnektir.”

3 CAN’ımız CANAN’da, gözümüz CEMALİ’nde, güzellik her gördüğümüzde. Ne var ki, her gördüğümüz sadece SIFATI. Aradığımız, ZATI. SIFATI’nı bilelim ki, ZATI’nı bulalım. Peçeyi açarsan, simayı görürsün. Ne var ki simayı görebilmek için, helali olmak gerekir. ‘Zorlayım açayım.’ dersen, yargını düşün. Cümlenin saygısında; O’nun görgüsü vardır, O’nu bilenin sevgisi vardır. Sevgi sonsuzdur elbet. Ne var ki hududu, gene de çizilmiştir. Sevginin dönüştüğü yerde, AŞK başlar. Sevgi ölesiye kadardır, AŞK varasıya. ‘Vardığımız yeri bilsek.’ der, her kulu bilmeyi diler. Bilmeyi dilersen, sormayı sil derim. ALLAH’ıma sorgusuz varan bulur. Yeşeren her dal, gelen seneye kurur. Gelen senede, yeniden yeşerir. ‘YA ALLAH!’ diyelim, söze nokta koyalım, sohbet ile açalım. Aramayı dileyen, eline kandili alandır. ‘Kandilim yansın.’ diyen, yağını doldurandır. Dinmeyen ağrıda, aradığımız nedir? Cefa mı, sefa mı? ‘YA ALLAH!’ dersen, sefadır, ‘Hey ALLAH!’ dersen, cefadır. YA ALLAH; verdin, alırsın. Hey ALLAH; neden çektirirsin? Senin ALLAH’ıma soracak sorun var mı ki? Onun için dedim, kulun olmayan dileği kardır. Celp edilen suçlu, suçunu inkar ederse, hakikati kim bilir? Elbet ALLAH’ım. Hiçbir suç çözülmeden kalmaz. Dünya çözgüsü değil elbet. ‘Verdiğim gitti, beni aldattı.’ dersen, hakikaten aldanmış olursun. Çünkü senden giden, senin değildir. ‘Benim kazancım, nasıl benim olmaz?’ dersen; her kul yalnız kendi için değil, cümle için çalışır. ‘Kazancım.’ dediğin, gitti diye üzüldüğün; senin değildir. Bunu diyebildiğin gün; hakikati bulmuş, huzuru almış olursun. ALLAH’ıma emanet olasınız, cümlede ALLAH’ımı bilesiniz, kul hakkında, asla yargıya düşmeyesiniz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH