13
Nisan 1973
MEVLÂNA’yım
ben!
1 YUVA’nın temelinde, cümlenin
amelinde; toplantı vardır. Var olan her şey, boşluğunu doldurur.
Her kul, gönlüne uymayanı lüzumsuz der kaldırır. Yemeniyi ayağına giyen,
yola niyet kurandır. Bina temelsiz olmaz, temel çamur bırakılmaz. Açılmadık
kapıdan içeri girilmez. Olmadık olay, ‘Nasıl gelecek?’ diye sorulmaz. Gayrette
hüner görülse de, netice nasip olanındır. Oynadığın oyunda, alacağın
ile vereceğini düşünürsün, kendi gayretini yoklarsın, düşen
taştan kulu sorumlu tutarsın. Unutulmasın, olaylarda sorumlu olmaz. Geçeni
düşünmezsen, geleceği danışmazsan; olacağı
değiştirir misin? Sözüm; alanın, sahip olanındır. Zehirde aranan,
ölümün sorgusudur. Ne var ki zehir denen, ölçüde kalırsa, panzehirdir. ‘Nasıl
olur?’ derseniz; bedenin yatkısını, VEREN’in katkısını düşünürsen
bulursun. Dumanın zararı nedendir? HAK’tan uzaklaştığın an, duman
kulu uyarır, o zaman zehir panzehir olur.
2 Yaprağın destesini,
şarkının bestesini; ‘Güzeldir.’ dersiniz, yaprağı dalından
sıyırırsınız. Dalın kalışında, cürüm kimindir? Eğer yaprağı
gerekli olduğu için sıyırırdı isen, dalın sorgusu kalmaz. Sadece
hoşlandığın için yaprağı sıyırırsan, cürmün günü gelir seni
üzer. Her filizde ağacın gövdesini düşün, ağacın gölgesine
sığınacak olanları düşün, cümleye VEREN’i düşün. Cümlenin içinde
sen var isen, niyazın cümle oldukta kendin de içindesin. Önce cümle. Sen cümle
ile kaimsin. Sayı, misal verdik. Meyvesi bol ağaç, sahipsiz olduğu
görülür mü? Müsterih olasınız, kayguyu gönülden silesiniz.
3 Olumun KURUCUSU’na, KUR’AN’ın
KORUYUCUSU’na; ‘ALLAH’ım!’ dedik, seyrine daldık. Bal dilde, GÜL elde, AŞK
gönülde olduğunca; kulun yeri sohbet sofrasıdır. El-ele yürüyelim, her
kulu koruyalım, kumu taştan eleyelim, cümle için dileyelim. Masanın dört
ayağından birini kesmeyelim, ayağı sakat olanın arkasından
koşmayalım, ‘Kulağın duymaz.’ diyene şaşmayalım. VEREN’i
bilelim, ‘Olmaz.’ demeyelim.
4 Mescitte, namazın gönül ile
kılınanı makbuldür. KABE’yi tavaf etsen namazda hatanı sildiremezsin. ‘HATA
nedir?’ denirse, kulun hayretine düşen namazdır. Sabırdan beklenen nedir?
Sabır, ALLAH’ımın SIFATLARI’ndandır. Sana da nasip kıldıysa; kulun
vereceği mükafatı değil, ALLAH’ımın vereceğini düşün. Kulun
verdiği mükafat, günde sevindirir; ALLAH’ımın verdiği mükafat,
göçünde sevindirir, ebedidir.
5 “Eğmediğin başın, secdeye varsın, un ile suyu karsın,
şerbetini katsın, cümleye dağıtsın.” dedi. Alan bilir. Hepiniz denir,
alınan yanılmış mı olur? Yeşerirse tarlalar, kullar der ‘Geldi
bahar.’ Baharın getirdiği, sellerin götürdüğü, kulunun ‘Nasip.’ diye
beklediği; her an niyaza durduğudur. Verirse alacak, kul açlıktan
kurtulacak. YÜCE TANRI’m, yarattığı her kulunu gözetmiş. ‘Olmasa.’
diye beklemek, yersiz değil midir? Salih kulunun niyazı neden makbuldür.
Cümle ile dilekte bulunur. Sorulanın yargısı yapılmaz, katımından şüpheye
düşülmez. Güneşin vergisi nedir, nerdedir? Suların vergisi nedir,
nerdedir? Güneşin vergisi, hayatın sergisidir; suların sergisi, gönüllere
vergisidir. Yıldızın varlığı, siler gönüllerden darlığı. VEFA adını
bilesin, ALLAH’ım ADI’na deyip anasın. (s’ye)
ALLAH’ıma emanet olasınız.
LÂİLÂHE
İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH