|
18 Nisan 1973 MEVLÂNA’yım ben! 1 Yüzde güzeli görmek, söz ile
tezyinatı örmektir; goncayı ağacında görmek, kökünü bellemektir. Kökünü
bellemezsen, goncasını göremezsin. Seyrine doyulmadık güzellikten söz etmek, anda
güzeli bir yere toplamaktır. Cümlenize selam olsun, sohbetimiz yerini bulsun. 2 Cümleyi aştınız, temeli deştiniz, duvarı ölçtünüz, neticeyi örtülü bıraktınız. Neticeyi söyleyim; başa dönmek, temelden başlamak. GÜL’ü çizdik. Temel; verilen KİTAP’tır, temel KUR’AN’dır. Duvarları, DÖRT HALİFE’si. ‘Cümlemiz PEYGAMBERİMİZ’e uyalım.’ dedikte; o’nun sözünü değil, her Hali’ni alalım, bünyemize mal edelim. Onun temeline, gönül duvarlarımızı örelim. 3 Sarhoş olduk, sözünü bildik, gönle
aldık deriz; aldığımıza ne ile şükrederiz. Dil ile alıp, dil ile
vermek; kulun temeli değildir. Hal ile alınır, gönle koyulur. Onu sadece
ALLAH’ım ile kulu bilir. ‘Aldım- verdim, kullarını gördüm, gücümce gözettim.’
dediğin an; kendini paketlediğin andır. Ne verdiğin, ne
gözettiğin senin. GÖZETEN de O, VEREN de O. Sadece dilediği kulun eli
ile VERİR. Dilediğinin gözü ile GÖZETİR. Orada sen yoksun. Söze
düşürdüğün an, paketlendiğin andır derim. Ağacın vergisi
ile övündüğü görülür mü? ‘Övünmesini bilir mi?’ derseniz, dileseydi
öğrenirdi. Nasıl ki hayvanlar, yavrularını sakınır; ağaç da meyvesini
saklardı. 4 Merdivenin çıkışı neden zordur da, inişi kolay gelir? Zahmetinden. Çıkışta göreceğini düşün de, zorluktan şikayetçi olma. YUNUS’um der ki: “Cefayı sevdim, YAR’ime yaklaştırır diye. Bilene lütfu, bilmeyene cefasıdır. Yolumuz uzadıkta, yorgunluk bedenimi sardıkta; ‘Vah.’ demeyi düşünmeden zevkini bulduğum, yolunu verdiğim, türlü canlılar gördüm. Gördüğüm yerde, bir kere daha erdim. Neden? VERGİSİ’ne şükrümden. Az verse, şükür. Az da O’ndan, çok da O’ndan. ‘Az olan bende, çok olan cümlede olsun.’ der, duacı olurdum. CAN ile CANAN’a varılır, CANAN’da BİR kalınır. ‘Suyunu alayım, kaynağa varayım.’ dediğinde, nasipsiz kalmazsın. Testin eline verilir, suyun başına götürülür, ‘Doldur testini.’ denir. Doldurmak senindir; suyunu alırsın, ‘Nasibim sendendir ALLAH’ım dersin, diledikçe içersin. Ne suyun eksilir, ne kaynak kesilir. Dileyene de sunasın, eksilir diye korkmayasın.” MEVLÂNA’yım! 5 Günün YUVA’ya getirdiği, YUNUS’umun sözünü ettiğidir. Cemde görülen, zan ile silinmesin, sathına şüphe ile bakılmasın, ‘Kutbunda gezinir.’ denilmesin. Ne sadece sathındadır, ne de sadece kutbunda. ‘Top yekun ALEM.’ dedik. ALEMLER gönüldedir. Gönüller hep BİR O’ndadır. 6 ‘Kıyamet
koptukta, dünyanın hali nedir?’ denildi. Nasıl ki kul bedeni var iken yok oldu;
dünya, güneş, ay ile yıldızların olacağı da yokluktur. Yokluk
değil aslında, rücu. VERGİSİ’ni, YARGISI’nı, GÖRGÜSÜ’nü beden
ile idrak ettikte; O’na varış, doğuştur. Yoğun
çalışmayı, dinlenme ile hazmedersin. ‘Nasıl?’ derseniz; çalışmayı
bile gaye ile yaparsanız, işiniz hal yoluna girdimi, kendinizi dinlenmeye
verir, yaptığınız işi müşahede edersiniz, ‘Hata var mı, yok mu?’
diye. Olmuş hatayı, örtmeye çalışırsınız. O zaman düzene girer. Saklamaya
çalışırsanız, ummadığınız günde önünüze çıkar. Onun için her kul; madde
yolunda olsun, mana yolunda olsun; kendini müşahede etmeli. Hataları
örtmeye değil, düzeltmeye çalışmalı. Öyle yaptığı an, doğduğu
andır. Doğuş, varıştır. ‘Bilmeden varılmaz.’ derseniz, bilmek
istediğin nedir? ZATI mı, SIFATI mı? Bilmek O’na varmak değil midir? YUNUS’um
yolundan, tuttuğu kolundan, sanılmasın bırakır. Sofrası olsa da fakir, görmedi
kimseyi hakir. Zenginliği gönlünde buldu, bulduğu ile gönül
birliğine uydu. “Cümlenize selam olsun.” dedi, ALLAH’ıma emanet olasınız, maddede
de, manada da; hak olanı bulasınız.
|