22 Nisan 1973

MEVLÂNA’yım ben!

1 Münadi olmayandan, selamın bilmeyenden; görgü alamazsın. Güzelliği kendin görürsün, YARATAN’ı kendin bilirsin, VERDİĞİ’ne yine kendin şükredersin. Ne münadinin sesi sana bildirir, ne kainatta olan sana gösterir. ‘Gören göz bende olsun, gelen söz bende kalsın.’ de, duacı ol. Vermeyi bilirsin, yolunda yürürsün, beklediğim olsa dersin. Olacaktan kaçacak yoktur, kaçacağı tutacak çoktur. ‘Olmuyor.’ dersin, sabırda murat edersin. Elbet sabır selamettir, her olay YÜCE’den keramettir. Satıhta açılan kutupta düğümlenir. Her konulan yerde kandil yanar. OSMAN der ki: “Esmeyen rüzgar, yaprağa yol vermez; yola gidecek yaprak, rüzgarı beklemez; günü gelen yaprağı, dal kendine eklemez. Sana. Saz çalana, şarkı söyle dersen; ‘Ney mi üfleyim, söz mü edeyim?’ der. Üflediğim ney O’ndan, dediğim söz benden. Elbet O’ndan olan sözü derim. Ne var ki, mantığına uyanı derim. Ney üflesem YM. Asmayı kuma mı diksen verir, dağa mı? Oymayı yerinde işledin, vereceğin eli bildin, koyacağın başı sıvadın, sıvadığın kulu hoşnut ettin. ALLAH’ım RAZI olsun.

MEVLÂNA’yım! 

2 Sana. Olmayana, müşteri gelmeyene. Sevgini paylaştığın, kaybını halleştiğin, gönlünü hoş ettiğin kulunu derim. Gelecek, ‘ALLAH’ım RAZI olsun.’ diyecek. Bilmeden yaptı, gönlünü hoş etti, cümlemizi hoşnut etti. Güzellik özellikte de olsa, bekleyiş hepsinden güzeldir. Bilmeyerek işlenen sevabın büyüklüğü, bilerek işlenen sevaptan yüz defa büyüktür. Sen dedim ya. ‘Mest oldum.’ dediğin anda, sildiğin yazı; seni bir mertebeye öteye götürür. Vermediğin yazıdan, sorumlu arama; görmediğin olayda, göreni yalanlama. Oynadığın değirmenin, suyu açılır; şüpheye düşme. Olay olmayacak gibi dönse de şaşma. Görgü sorguyu değiştirmez. Meyveyi tepsiye koyan, kendine saklamaz. Ortaya sunulacak, herkes hakkını alacak. Daha önce çok verdim. Haberi kuşun kanadında dedim. ‘Kuşun kanadında dendi, halbuki haberi geç geldi.’ dedin. ALLAH’ım her olayı düzene koyar. Ne var ki kulun sabrı ile, ALLAH’ımın SABRI bir değildir. Geçlik güçlüğü yener, olay düzene döner. Suyun akışı, yukarıdan aşağıya iner. Varsın aktığı yerde olsun, bize gelen yeter. Cümlenin dileğine uyan, ALLAH’ımın ‘OL!’ dediğidir. Kulun niyazına düşen, ALLAH’ımın ‘BUL!’ dediğidir. Sebep sorulmasın, kaygu edilmesin. ‘Yolum var mı?’ dersen, ‘Gönlün dar mı?’ derim. ‘Uslu mu olsun?’ dersin, yaşıtlarında ne görürsün? ‘Yerinde kalsın.’ deme, ‘Kalırsa ne olur?’ diye düşünme. Yumuşak olunuz, yolunca gidiniz. ‘Veriniz.’ dediğimde, dönüşe uymayı renksiz buldunuz. Her olay yerli yerindedir, hata ne sende ne ondadır, ne de YAZAN’dadır. Onu ikna etmek, ne senin ne benim elimdedir. İkna ALLAH’ımın YAZDIĞI’ndadır. O zaman falcı oluruz, HAKK’ın YOLU’ndan çıkarız. Güne uyan, gününü bilenin; yumuşak dil beklediği bilinir. Yerini bulur, dileğine uyar, seni hoşnut eder. Kayguya düşme. ALLAH’ım O’na yönelen kulunu üzüntüye vermez, kayguda bırakmaz. ALLAH’ıma emanet olasınız, gününün yakın olmasını dilediniz, göresiniz, olacak bilesiniz. ALLAH’a ısmarladık. Gitmem gönüllerinizdeyim, dilediğin an benimle konuşursun, cevabını tez alırsın.

ALLAH’a ısmarladık. 

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

münadi: çağıran, tellal.