2 Mayıs 1973

MEVLÂNA’yım ben!

1 Umulmadık ALEM’den, kalem alınmaz; çıkılan yoldan, geri dönülmez; yanan ateş, söndürülmez. Cümlenize selam olsun, her yolunu alan kainatı bilsin. Ne geçende gönül kalsın, ne gelenden kaygu edilsin. Gözümüz ufukta bulut arasın, bulutta rahmeti bulsun. Varsın rahmetin geldiği yerde çamur olsun. Güneş vurdukta kurutsun. Kayıtsız kalalım nefsimize. 

2 Mendil cebi doldurmaz, yemediğin aş mideye girmez, kul niyetini kötü diye dürmez, ipe kirli çamaşır sermez. Yumuşak yol aldık, hepimiz kum misali olduk. ‘Göçümüz varış mıdır?’ derseniz, niyetiniz barış olsun derim. Barışta bağış vardır, bağışta siliş vardır, silişte biliş vardır, bilişte görüş vardır. Gör neyi dilersen, sev neyi görürsen. Sevgide dileyiş vardır. Çevreni sarandan şikayetin olmasın, yolumu örter denmesin. Desteğin olduğu unutulmasın, her sunulan meyden alınsın. HAK ADI’na bilinsin ki, ne sunuldu ise HAK’tandır. Varsın halktan gelsin, dilerse çamurlu su versin; onu da içelim, HAK çamuru ayırır diyelim. Eline tezeği alsan, elin elbet kirlenir. Unutulmasın ki bu kir, zahiridir. Su onu temizler. ALLAH’ım kulunu temizlenmeyen kire düşürmesin. ‘ALLAH’ım kulunu temizlenmeyen kire düşürür mü?’ derseniz, ALLAH’ımı bilen düşmez. Temizlenmeyen kir, gönül kiridir. Aynayı eline alıp, aydın yüzünü kendine, kara yüzünü başkasına tutanın; gönlü kirlidir. Olmuşu değil, olacağı düşünmeli, geçen günün yaprağını çevirmeli. ‘Müstahak olduğunu bulur, elbet ayağını taşa vurur.’ demeyin. Kulun düştüğü kayguda, hatasını aramayın. Her kul, kendi hatasını kendisi bulsun. ALLAH’ımdan af dilesin. Zaten ayağa takılan taş; kula doğrusunu buldurur, aradaki mesafeyi kaldırır. Cenk edilen meydanda iki hasım görülür. Cengi kazanana kahraman denilir, neden kaybedene denmez? Cenk eden kahramandır. Eğer HAK YOLU’nda isen, varsın mağlup olsun; mağlubiyetinin hikmeti vardır. 

3 Bülbülü sesinden severiz, ağacı meyvesinden, meyvesi yok ise gölgesinden, hiç biri yok ise ateşinden. Suyu severiz deryasından, gene de buluruz katresinden. Damla olsam, boşlukta kalsam, derya diye feryat etsem; beni kim duyar, bana kim uyar? Damlalar bir oldukta, rahmet öyle indikte; dereler dolar, nehirler akar. Aranan netice odur. Katrede bir olmak, deryada buluşmak. Sineği sever miyiz, hoş bulunsun der miyiz? Elbet demeyiz, neden? Nedenini bilmeden kula eziyet eder, ‘Seninle bir olayım.’ der. ALLAH’ım her varlığı yerince yaratır, toprağı karınca gözetir. Mesafesini bilemediğimiz önemini düşünemediğimiz mikrobu kendisine mal eder. Ağacın gövdesini deşen, meyvesini düşüren, çiçeğe musallat olan böceğin yumurtasını toplar, yediğine katar. Öyle olmasa, ne çimeni görürdünüz, ne çiçeği toplardınız. ‘Danışman?’ dersiniz, sorguya düşersiniz. ‘Ne olacak?’ demeyin. ALLAH’ımın DÜZENİ’nde, aksayan olmaz; kul bunu bildikte, huzurdan uzak kalmaz.

4 ‘Geçmedi gönülden, göçmedi dünyadan.’ dedik, YUNUS’uma sözü verdik:

5 “Destide su kalmaz, dolu desti mümin elinde ise dökülmez, olacağa ne kadar tedbir alsan, sakınılmaz. Yol yürüdük YAR ile, dost aradık saz ile; şarda buluşalım dedik, şerde sıtkı aradık. Aradıkta ne bulduk? Geldiğimiz yere döndük. Önce avucu açtık, bir katre iman dedik; sonra avucu açtık, ‘Dostluk sun aman.’ dedik. Ferman sende, dostu aradık onu da serde bulduk. Hatamızda bela ver, helali onda buldur. Gönlümüzü DOST ile doldur, AŞKIN’a bizi kandır, yandır ALLAH’ım yandır. Yanmayan, dünyada kalandır, en arkadan gelendir. ‘O’nu tez bulayım.’ diyen, dünyaya gülendir. Derim size, gülenden olunuz. Madde sana esir olsun, sen ona değil. Madde sende kalsın, sen onda değil. Sunulan her sohbette, HAKK’ın ADI var; sunulan her meyvede, AŞK’ın tadı var; KURAN-I KERİM’de HAKK’ın ÖZÜ var. Her dağılan damlanın, buluşacağı bilinsin. Varsın toprak ile karışsın. Gayemiz gayretimiz, tez buluşma olsun. AMİN. Merdanede toplaşırız, öylece halleşiriz, cümle ile kucaklaşırız. Ulema denende neyi bulduk? Ukba ile helva kardık, ulemaya da sunduk, cahile de verdik. ‘En çok yiyen kim?’ dedik, kahili yiyici gördük. Elbet yiyecek, yiyip bulacak, bulduğunu bilecek. Cahil aş diye, ulema ilim diye, kahil olayım diye yer. Amma hepsi de yer. Ahiret cümlenindir. Varış niyetin, yürüyüş diyetin. Elbet her niyet bir olmaz, gönülde çiçekler açmaz.”

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

şar: şehir, belde
sıdk: içten bağlılık, doğruluk
ukba: ahiret

kahil: erişkin