|
29 Mayıs 1973 MEVLÂNA’yım
ben! 1 YM. Verdim ya! İki alem için yazılmıştır KUR’AN. Doksandokuzu ahrete, biri dünyaya aittir. Dünyaya verilen de, ahrette derilir. Kuyumcu altını külçe alır, işler verir. Her sanatkarın işi, değer aynasıdır. Aslında altın, gene aynı altındır. İşçiliktir önem kazanan. Kul da öyledir; külçe altın gelir, dünyada kendini işler. Elbet KUR’AN’ın verdiği, kulun gönül yapısına göre aldığıdır. Olmayanın arkasından, ağlayan kul; altını kendine, gözyaşı tası yaptığı görülür. Altını başına taç da yaparsın, göğsüne iğne diye de takarsın. Suyu aktığı yerden alayım diye, tas da yaparsın. Zahiri değeri işlendiğidir, batıni değeri kullanıldığı yerdir. İşlenme gözü doyurur, kullanma niyetini gösterir. 2 Yemeyi düşündüğün aşın, önce malzemesini alırsın. Ya kesene, ya zevkine uyarsın. Duran suda, güneşin kaydı görülür. Akan suda, güneşin rengi silinir. Aslında ne kaydı yapılır, ne de silinir. Güneş geldiği gibi döner. ‘Nerden gelir?’ derseniz, dünyanın döndüğü yerden, kurulduğu günden. Porsuk sudan alınmaz, çünkü elini vermez, girdiğinde eli boş dönmez. 3 YUNUS’um der ki: “Danayı anadan ayırma, koyun ile kuzuyu kayırma, ‘Dana kuzudan çok.’ deme. Unutma ki çok yese de, çok verir, vergisine göre alır. Sözüm aldığını paylaşmayanadır, sizlere değil. Unutulmasın ki sohbetlerimiz, asla özel değildir. Günün sohbetini demedim. Cümle sohbetlerimiz her dileyenindir, cemaatin değil. GAMSIZ SULTAN, yuyanını bilmeden, kandil yanık görmeden buldu, yolunu kaygusuz aldı, deryaya doğrudan indi. Allah’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|