8
Haziran 1973
MEVLÂNA’yım
ben!
1 CAN yapısı, han kapısı, kulun
niyazına açıktır. Huyun en güzeli, her olana ‘Hayırdır, çünkü O’ndandır’
diyendedir. Kuleyi bekleyen kim? Kaleyi toplayan kim? Ne gelen, ne giden; her
olan YÜCE’den. “SABRET KULUM VEREYİM, SANA GÜZEL OLANI
GÖSTEREYİM.” Ne ondandır, ne bundan; olan YÜCE’nin EMRİ’nden.
2 Cemaat tefessüh ederse, idaresinde
elbet güçlük vardır. Cemaatin tefessühünde, kainat kula dardır. ‘Neden?’
derseniz; maddeye doymak bilmez, VEREN’in ADI’nı almaz, kaderin çizdiğine
inanmaz. ‘Alayım vereyim, dünyayı kendim için dereyim.’ der. ALLAH’ım her olayı
görür, sabır ile verir. Cümlenize selam olsun.
3 Sohbetimiz yapıcı olsun, yıkıcı
değil; toprağa dikici olsun, sökücü değil. ‘KERBELA, yolun
kavuranıdır.’ derseniz, ‘Kulunu yoğuranıdır.’ derim. ALLAH’ım kainatı
yaratırken, sadece bahar mevsimini değil; yazı ile kışı ile, çeşit
mevsimi ile yarattı. Kutuptaki kuluna, buza dayanma gücü verdi. Demek ki ALLAH’ım,
kulunu senden benden çok düşünür. Halince hallendirir, gönlünce
dillendirir, yolunca dinlendirir. ‘ALLAH’ım!’ diyelim, O’nun verdiği her
hale şükredelim. Kabının ölçüsünce, suyunu alırsın; gönlünün ölçüsünce, yolunu
bulursun. Her noktada kainatı görürsün. CAN bende, ten sende, bulalım kainatta.
‘CAN bende’ denende, CANAN’ı gönülde bilendedir. Ten sende denende, SIFATI’nı
dünyada görendedir. Sözüm özel değil cümleyedir, her alanındır.
4 ‘Yandım!’ denende; ‘Yakan
ateşin sönmesin.’ derim, ceylanı gözünden tanırım. Yaratılmış her
kulun yolunu, ‘O’na doğrudur.’ derim. Ne halde olursa olsun, kulun gözünde
isterse günahkar bilinsin. Eğer günahsız kul görelim dersek, en büyük
hataya düşmüş oluruz. Çünkü hatasızlık ALLAH’ıma mahsustur. Ne var ki,
ALLAH’ımın EMİRLERİ’ne aykırı olan her kul, kulun terazisine ölçüyü
kaybettirir. Kayıp olanın peşine düşme, senden çıkanın sözünü etme. ‘Neden?’
dersen; ‘Sahibi değilsin.’ derim. Sahibi olduğun nedir? Canın mı,
tenin mi, yoksa dünyadaki malın mı? Sahip olduğun tek şey, ALLAH’ına
olan AŞK’ındır. O’na vereceğin sadece odur. AŞK’ını besle ki, ‘ALLAH’ım!’
diyebilesin, vardıkta O’na sunabilesin. Her gelene verdiği, “KULUM,
SENİN.’ DEDİĞİ’ni; VERDİĞİ gibi götürelim. Yeminin
yeri neresidir? Mümin olan bilir. ALLAH’ımın ADI’na kasem, sadece ALLAH’ımın
yoluna edilir. ‘Yetmeyeni dileyelim.’ derseniz, yeteni bulanı görmedim. ‘Yeter ALLAH’ım
verdiğin.’ diyen kul; yerini bulmuştur, tahtını kurmuştur, bahtını
yumağında görmüştür. Huzur nerde başlar, nerde biter, der
misiniz bana? Huzur ne başlar ne biter, çünkü hudut çizilmemiştir. Huzur
kulun kendi gönlündedir. ‘ ‘Niyetim olsa, nasibim dolsa.’ diyen, nasibini kıt
gören; nasıl huzurda olur?’ derseniz, VEREN’in vergisinden şüphe
etmiş olursunuz. ‘Takdire uydum; CAN’ımın bedende olduğu müddetçe, bekçisi
olduğumu bildim.’ dersen, her olanı O’ndan bilirsen; huzur, sendedir. Nasibin
dağıtılışında, adaletsizlik var denirse hatadır. Her nasibi bol olan huzurda
mıdır? Huzuru sen gönlüne al. ‘Çiçeğin en güzelini koparayım, hayvanın en
güzelini besleyeyim, aşın en güzelini yiyeyim.’ dersen, bedenine hizmet
edersin. Halbuki beslenecek olan RUH’undur. Seni ebedi yaşatacak, sadece
odur. Beden gelip geçici, az da yese çok da yese göçücü. Unutma ki göçünde, adaletsizlik
olmaz. Sözü dahi edilmez. Çünkü kul, kendi ölçüsünü bilecek yerdedir. ‘Yaşadım.’
demek için, burayı bulmak gerekir. Sevmeyi deneyelim, hasta kediyi bile; övmeyi
bilelim, bize taş atsa bile. Senden yol soranı, yolunu bilip görse bile
gösterelim. Yönümüz, ALLAH’ımın her dileyen kulunadır. Yedi düvelden gelsin, yolunu
sorup alsın. ‘Sen kimsin?’ derseniz, O’nun kullarının hizmetindeyim. ‘Olayda
hata benimdir.’ dersen, şeytan sana gelir mi? ‘ALLAH’ım affet,
şeytana uydum.’ dersen; ALLAH’la arana, şeytanı koymuş olursun.
5 Camiyi bina ettik, kulun gönlünde KABE’yi kurduk. HAKK’ın YOLU’nda, ‘YA
ALLAH!’ diyelim, ceminden niyaz edelim. Niyazımızı ben değil, biz diye
edelim. Bizde O’nu bulalım. Yıldızları sayalım dersen, inkara gitmiş
olursun. Meyhaneye girsem, bir bardak şarap desem; bendeyim. Şarabı
içtikte, cümledeyim. Mümin olan bilir. Aç olan doyar. ‘Ne ile?’ derseniz, ne
dilerse. Yemeniyi kim giyerse, yolcu o olur; ağacı kim ararsa, o bulur;
güneşte kim yürürse, o yanar; sarhoş kim olursa, o döner. Her kul
ölçüsünce miraçtadır. Ağaçlar dahi, ölçüsünce YÜCE’ye uzar. (YUNUS EMRE HAZRETLERİ’nden
bu ara söz edildi) ‘Çağırsak?..’ demeyin, çünkü buradadır, her an
gönlü sizdedir. “HAY!” dedi, sözü diledi:
6 “Adımı ananlar, sıcaktan yananlar, su
ver diyenler, suyu YÜCE’den dileyenler. Sunduk; alınız, kaplarınızı doldurunuz,
dünyayı kaldırınız. ‘Nasıl?’ derseniz; dileyene, serçe parmağındadır gücüm
derim. Yürüdüm YAR diye, SEVGİLİM SAR diye; yandım kor diye, kandım
dünya var diye. Dünya yok mu? Ben var dersem var, yok dersem kâr. Ben senin
için çalışırsam, var olana kâr olana eklerim. Gelişimin hikmetini
düşünmem, çünkü YARATAN’dan şüpheye düşmem. Cumayı niyazıma
açtım, salıyı gönlümce seçtim, çarşambaya sevap günü diye baktım, pazarın
geldiğinde ocağı yaktım, perşembe niyetimi açtım, pazartesi etrafıma
baktım, cumartesi hesap defterimi açtım. Düşündüm, günlerin faziletini
ayırmaya çalıştım, gücüm yetmedi. Mümin olan bilir, günü günden ayıran, ‘Güzel
gün.’ deyip kayırana dedim. Umduğunuz gibi olsun, yoldan gelen bulsun,
camiyi mekan bilsin. ‘Ne demektir?’ denirse, cami; dünya ile ahreti ayıran, kainattan
sıyıran, VARLIĞI’nı andıran yapıdır, gönle kapıdır. 'Handa duralım, hancıya
soralım, MUSA’yı arayalım.' derseniz; aymayı dilediniz derim. Muzdarip olan
ağlarsa, ‘Gücüm yetmez, İSA yetişsin.’ derse; elbet yolunun
açıldığını görür. ‘Yandım ALLAH’ım
kandır beni, FAHRİ ALEM’in Şefaati’ne erdir beni.’ derseniz; iki
alemin denizinde huzuru bulmuş olursunuz” dedi, YUNUS’um yürüdü.
MEVLÂNA’yım!
7 Sözü aldım, her gönülde olanı
gördüm, dileyene dileyince verdim. ‘Neden aşikar değil?’ derseniz; aşikar
olan her şey, atılmaya mahkumdur. Halbuki yolumuz, açılmaya muhtaçtır. Her
müşkülünde yazımızı okursan, ona cevap almış olursun.
Çünkü YAZAN-ÇİZEN, TEK KALEM’dir, YARATTIĞI cümle alemdir. Okuyun bir
daha, okuyun bir daha, okuyun. Her olayınızı çözeceksiniz. ALLAH’ımdan niyazım, cümlenizden RAZI olsun.
ALLAH’a ısmarladık.
LAİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH
tefessüh: bozulma, çürüme,