11
Haziran 1973
MEVLÂNA’yım
ben!
1 Hoş gördüm, yumuşak
yolda baş gördüm. Her yolun hanı vardır, hanında yolcu vardır. Yolcunun huyu,
hancının suyuna söz getirmez. Gönüller hoş olsun, hanın yeri paktır, kulun
gönlü HAK’tır. Sahipsiz davar olmaz, çobansız davar güdülmez. Yolun sonu
bilinmezse de, korku vermez.
2 Her kul doğuşa
ağlar, göçe güler. Her doğana gülünür, göçene ağlanır. Gelen bilişten
ağlar, giden görüşten güler. ‘Beden olmasa, perdesiz görülse.’ denir.
Öyle oldukta, ölçü nasıl alınır? Muayyen günü; yolun başıdır, sonu
değil. Merdiven, en son basamaktır; güzelliği gösterir. Gidenler niyaz
ile anılır, ALLAH’ım RAZI olsun denilir. Alan aldığına, veren
gönderdiğine sevinir.
3 Usarede çiçeğin özü vardır. Vurmadığın
dizde elin izi kalır mı? Görmediğin yüzde, gözün sevgisi olur mu? ALLAH’ım kulunun sevincini,
sevinenle-sevenlerle paylaştırır. ‘Nasıl?’ derseniz; sevincini sevenle
paylaşırsan, huzur daha geniş olur. Ne var ki; sevmeyen dahi, sevincini
katmaya çalışırsan; ona olmasa dahi, sana daha büyük huzur verir. Sevgini,
sevenle paylaşmak kolay; sevmeyeni ararsan, hoş sohbetle anarsan; sana
cevabı olmasa dahi, kendinin huzurun büyük olur.
4 Haccın farz olduğu, İslam’ın
şartlarından elbet. Ne var ki şartları derken, hudut dahi
çizilmiştir. ‘Gidemedim.’ diye üzülen, sofrasında aşsız katığı
olana yardımcı olsa; gidişten çok sevap almış olur. Her şartın
olduğu yerde, umulan bulunur mu? Masaya her oturan, ‘Aşım tadını
buldu, gülün yaprağı soldu.’ derse; aradığını bulmuş olur mu? Huzuru
dileyen, her olmadı dediği olayın hayır olduğunu bilse; gönlü huzur ile dolar. Çünkü olumsuz
gördüğün her olayın, ALLAH’ımın görgüsüne göre hayra yöneltilenden
olduğunu biliriz. ‘Ne dünyam kararsın, ne vakitsiz erilsin.’ denirse; her EREN’in,
görmeyen olduğu sanılmasın. Suyun her aktığı yer, bir değildir. Kimi
düz ovada akar, kimi dağdan aşar. Onun için, ‘ALLAH’ım hayır kapısı
açsın, kulunun gönlünü seçsin.’ diyelim, duacı olalım.
5 Cebimi buğday ile doldursam, elbet kuşlara yem olur. Halbuki
aşureyi kazana katsam, tatlı aş yapsam; kulunu sevindirir. Sözümü alan
bilir. Yumuşak yolunu sorana dedim, AŞK’ını gönlünde saklayana dedim.
6 Namert
değilsin, cemaate uydukça; mümin kulusun, yolunda yürüdükçe; gününü
bilirsin, gönlün açtıkça. Niyazın edersin YM. Hiçbir niyaz elde kalmaz. Aradığın,
anıldığı an selamını iletir; yumuşak yolunu, gününde söyletir.
7 Sabrında, kulunun huzuru vardır. Camiyi
bina eden mi, yoksa orada gönlünü açan mı mümin kuldur? Elbet gönlünü açan. Camiyi
bina eden, sahibidir.
8 Yöneldik O’na, cümle kullarına, yarattıklarına.
Suyun aktığı yere baktık, kumu incelmiş, yolu deryaya
yaklaşmış. Soruları verdim. Yaklaşan, kendini bilir. İbadet
borcundur, sevgi harcındır. Sevgin bol olsun, borcun HAKK’a ödensin. Sevgisiz borç,
mezat malına benzer.
9 Merhamet, ALLAH vergisidir; ne var
ki, sevmeyene verilmez. Hatalar işlenmedikçe dürülmez. Meydanı doldurayım
diyen, ‘Yangın var!’ diye bağırırsa dolar. Ne var ki dolanda, yalancı
horlanır. Meydana aşure kazanı kur; çağırmasan da dolar, her kulu
hayır ile anar. Dünyadan alıp gidilecek o vardır. Cümlenizin, merhametten nasibiniz
bol olduğu görülür.
10 ‘Mümin oldum.’
diyen, andığı her kulun gönlünü hoş edendir. Maddeyi dünyaya
vermiş, manayı gönle koymuş. Kainat senin olsa, kullarına nasip
dağıtamazsın. Halbuki sevgin, kainatı defalarca sarabilir.
11 ‘Olmuyor.’ dediğinizde; mermer
taş duvar olmuş, yerini kuma vermiş. Yanımızda olana derim. Kumun
olduğu yer, suyun vardığı yerdir, derya ile birleştiği
yerdir. Mermer duvar, selin getirdiğine set olandır. ‘Ne demek?’ dendi. Sevabı.
Öyle sevaplar vardır ki, cümle hataların affını getirir. Öyle hatalar vardır ki,
cümle sevabı götürür. Mermer duvarı olan kuluna ne mutlu. Mutlu olanın
yanına, elbet mutlu kulu verilir. Sevaplar; yolun açılışıdır, gönlünün seçilişidir
diyelim, gönlünüzden dumanı atalım. ‘ALLAH’ım bende, ben O’nda.’ dedikte, huzur
seninle olur.
12 Geçlikten yılmayın, güçlükten
şikayetçi olmayın. Geçenin hayrına sevinin, güç olan seni kurtarandır. Yukarı
attığın her adım, gönlünü çiçek misali açar. Danıştığın, yerini
bulmadan geçer. Çünkü vakit, mekana tabi değildir. Karşımızda olana. Müsterih
olasın dedim, sathında kalasın. ‘Neden, ne olacak?’ dersen; kuyudan balık
avlamaya benzer. Ne dünya senin, ne sen dünyanın; varsın kaynasın kazan. Ne göçen
ozan anlatabildi, ne kainatı YAZAN. Ayağım suda olsa, gönlüm YAR’da
olmadıkça yol beni ne yapsın?
13 ALLAH’ıma emanet olasınız, yolunda müsterih gönül ile
kalasınız.
ALLAH’a
ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH
MUHAMMEDÜR RESULULLAH