20
Haziran 1973
MEVLÂNA’yım
ben!
1 Mümin yolu alır, günümüz hep
şen olur. Cümleniz güzel güne, ‘Hayır.’ diye başlayınız, hayır
olduğuna inanınız. YUVA’nın temeli, her kulun emelidir; gönlünün temeli, cümlenin
umududur. Sunduğum şarabı, her dileyen alır; yolumuz, her dileyene
açılır. Hatanın denmediği yolda, hata görülmediği bilinsin. Müsterih olunuz.
Konuk güler yüz diler, ev sahibi gönülden söyler. Uymayana söz etmeyelim, dilemeyene
zor kullanmayalım. Sohbetimiz, hoşnut olanadır. Meyhaneye ER kişi
girer, şarabı saki sürer. ER olmayan; ne hazmını bilir, ne yolunu bulur. Ona
de ki: ‘Sohbet benim canım, canım da GÜL’üm, GÜL’üm de yolum. Uymazsan, gelme; gelmezsen,
duyma; duymazsan, dile verme. Açan çiçekte görülen böcek, umduğunu almaya
gelir. Sanılmasın her çiçek dileneni verir. Her bedende kan dolanır. Ne var ki,
her dolanan kan kulun muradına uymaz. Mümin olan bilir; kan, ben suyudur. Ben suyu
nedir? Can suyu değil mi? ‘Uymam, desem mi?’ derse, dile düşenin gönülde
yeri yoktur. ALLAH’ım, yoluna taş koyanın ömrünü taşlar. Nasıl
denirse; mümin kulunun yolunu, uymayana
elbet örttürmez. Ona kendini bulduracak taşlar serer. Kendi kendisine
düşürür. Mümin kulunu da korur, uymayana da buldurur. Kulun şikayeti
o taşlar olur. Duvarı örerken ardına bakalım, harcı noksan karmayalım, derdi
kuldan sormayalım, derman senden demeyelim. Mademki derdi O’ndan bildik, dermanı
da O’ndan dileyelim.
2 “CAN’da O’nu bulduk ki, ‘CANAN’ım!’
dedik. Kumda O’nu buldu ki, ‘YOLUN ALLAH’ım!’ dedik.” dedi YUNUS’um geldi:
3 “Şafağın görüldüğü,
toprağın sürüldüğü, gönlümün serildiği her yerde ben varım. Benim
var olduğum, O’nu bulduğumdandır. O’nu bulduğum, SAMANYOLU’ndan
vardığımdandır. Diledik aradık, gezdik yürüdük, ALLAH’ım VARLIĞIN’da
eridik. Oldurdun, gördürdün, buldurdun, cümle için niyaza durdurdun. Niyaz ettik
diledik, ‘Yardımcı olalım.’ dedik, işte gene geldik, sizlerle bir olduk, gönüllerde
PİR olduk. PİR olanın niyazı, gelse MİSRİ NİYAZİ,
‘Sohbet edelim.’ dese, sofranıza otursa; ‘Gelmesen olmaz mıydı?’ der misiniz, gönül
kapılarınızı kapar mıydınız? Mühim olana uyduk, geldik sohbete girdik. Dönen-gülen,
‘Hoş geldin.’ diyen sohbet ehli kullarına EYVALLAH. Güçlüğü yenmek senden
gelmezdi, eğer O’nu CAN’da bilsen; muamma senden çözülmezdi, O’na CAN’dan
uysan. Uymak sabretmektir, verdiğini hayır bilmektir. O’nun olmayan var
mıdır, O’ndan gelmeyen var mıdır? Sözü açtık, sohbeti seçtik.” MEVLÂNA der ki: “Kulundan sözü, şeytandan
kozu bilmeyelim. Söz de O’ndan, koz da O’ndan, uzak duralım KUR’AN’daki
şeytandan, kendi yarattığımızdan değil. ‘Nedir?’ dendi, şeytanın
varlığı soruldu. ‘LAİLAHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH’ın olmadığı
yer şeytanındır. Madem ki ‘LAİLAHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH’ın olmadığı yer yoktur, şeytana da yer yoktur. O da sadece
ALLAH’ımın yarattığı bir var olandır. KUR’AN’ın yazdığı gibi, kulunun çözdüğü gibi değil.” OMAR der
ki: “Varlığına beni mi katmaya çalışırsın? Ben O’ndanım. Bedenimi uydurmayı,
ALLAH’ımın izninde olmaya adadım. Gücün benden öte mi? Ona de ki ‘Şeytan madem suçuna ortaktır, neden sevabını da
paylaşmazsın?’ Hatan oldu mu; şeytana uydum dersin, sevabını kendine
mal edersin. Suç da sevap da, kulun sadece kendinindir. Ne alınır,
ne satılır, ne de paylaşılır.” dedi cümlenizi selamladı.
4 Gayrete hürmet gerek; ne var ki,
bağlı duran sandalın küreğini çekene değil. ‘AŞKI’na ağladım.’
dersen; ‘Neden?’ derim sana, gülmen gerekmez mi? Ne gidene yanarım, ne
boşuna dönerim, güğüm dünyanın malı, RAHMETİ’ni dilerim. Dolarsa,
taşırken güçlük çekerim. Ya dolmadıysa? Elbet kolay gider. Ağır olsun
diye, içine taş doldurur musun? O zaman boş gayrete düşmüş
olmaz mısın? Mümin olandan gelen; sohbete eklenendir, merakla beklenendir. Duman
yolunu bacadan bulur, huzur kuluna kapıdan gelir. Manayı açandan soralım, bacaya
vereceğin nedir? (t’ye
mananın açıklanması bırakıldı. Açıklanma dinlendi.)
EYVALLAH. Daha önce
verdim, ‘Ateş dahi sudur.’ dedim. İspatı derseniz, meydandadır. Yanan
ateşten çıkan duman nedir, nereye gider, nasıl döner? Kul ateşlenince
nasıl terler? Kainatın özü sudur. Taşı ile toprağı, ateşi ile. “Muayyen
gün geldikte, taşı toprağı su oldukta, kulları O’nu buldukta;
doğuşu bilecekler, varlığı o zaman idrak edecekler.” dedi HAZRETİ
MERYEM
söze girdi: “Muayyen günün olduğu, cümleye güldüğü gün; görülecek
elbet. Günümüzün hasreti, o günde çözülecek. ALLAH’ıma emanet olasınız.”
MEVLÂNA’yım!
5 Gönülleri yıkayan kim? Daha önce dedim; her kulun kendisi, sohbet
sadece tecellisi. Gemiye her binen kul yolcusudur. Kaptan yolcunun sözcüsüdür. Her
kul, kendinin sorumlusudur. Bizden bilmeyin, gönüllerinize sevinin. ALLAH’ıma emanet
olasınız, cümlede O’nu bulasınız.
ALLAH’a ısmarladık
LAİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH