2 Temmuz 1973

MEVLÂNA’yım ben!

1 Mümin kullarının her an yollarının başındayım. Mümin dendikte, hale geldikte, sorusuz kaldıkta; yumuşak gönlüdür. Bedenin gördüğü, cefa dediği, YM, yerindedir. ‘YAR’im!’ dediysen, gönle koyduysan, vecd ile kendinden geçtiysen; serden neyi beklersin? ‘Erdik mi?’ demeyin, yoldan kalmayın, gönlü sere koymayın. Murat dilersen, ‘VERGİN’e uydum, arttırmanı diledim.’ dersin. Yemezsen doyar mısın, almadan kanar mısın? Sandığı boş taşıma, vermediğin sevginde geleceğini şaşırma. Mendilin dört ucuna düğüm atarsan, düşer diye düşünme. İlmin hududu; HAKK’ın elinde, alimin dilinde, mümin kulun gönlünde. İlmin hududu çizilemez, kainatın sırrı çözülemez. Kainat; ADEM’den bu yana, gelmiş göçmüş cümle kulların sayısı kadar sır saklar. Her doğan kul ile, yeni bir sır doğar. Onun için, kainatın sırrı çözülemez. ER kişinin eli bükülemez, saki şarap sundu ise dökülemez, umduğunu bulamayan katılamaz. Mümin kulun yolu, ol HAK’tadır eli, gönlündedir gülü. Yumuşak kulu, güzel huyu, kaynakta suyu. ‘CAN!’ dedik CAN’ı bulduk; ‘CANAN!’ dedik, HAKK’a sarıldık, EYVALLAH sözünde selameti bulduk.

2 HAZRETİ MUSA der ki: “Men edilen meyvenin verdiği, kulun gönlündedir koyduğu.” 

3 HAZRETİ MERYEM der ki: “Annem; yemediği meyvede, ‘Yaprağı kıt.’ demedi; meyvesiz ağaca, ‘Lüzumsuz.’ diye bakmadı. Yumağını saranın, yerini bilmesi güzeldir elbet.”

MEVLÂNA’yım ben!

4 Sohbetin sonu gelmez, kulun sözü tükenmez, miğfer başı korumaz. HAK’tan yazı geldi ise, kul önüne durur mu? Eğer dere taşlı ise; kuşağı kuşanalım, yuvada döşenelim. Yudum-yudum içsin ki; tadına varabilsin, ‘Günümü HAK verdi.’ diyebilsin, sevgi pazarına

gönlünü koyabilsin, sevmeyi bildi ise gönül tahtına oturabilsin. Bina kurulur, kimin eliyle? Ezan söylenir, kimin diliyle? Kainat seyredilir, kimin gözüyle?

5 “Ağaca çıkmasaydın, kırılacak dalı tutmasaydın.” der YUNUS’um söze girer:

6 “Elma dalda ise, gönül güldedir; çok yağmur yağdı ise, rahmeti düzdedir; günün yorumu, gelecek güzdedir.”

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH