13 Temmuz 1973

MEVLÂNA’yım ben!

1 Yürüdük kader diye, okuduk yazar diye, bekledik bozar diye. Dünya günümüzü boşa harcadık. Çünkü ALLAH’ım, yazdığını bozduğunu, kendisi bilir. Kuluna hayır olanı vermeden görür. Gören gözün; O’nun olsun, O’nun verdiğine kansın. Diyen dilin; O’nu ansın, andığı gibi olsun. Kundağı kul ‘Hayır.’ diye sarsın. Yıkılan duvara küfür etmesin. ‘Yıkan O’dur.’ diye bilsin. Unutmasın, yeni yapacağı duvar için, eskiyi kaldırır. Yumuşak olayım diyen, bilsin ki o yoldadır. Sohbetin yorumu, sonraya kalsın, kul üzerine yorulmasın. Cemiyetler; cemaatlerin düzenidir, düzen bulmuşudur. Her kul düzenini buldukta, cemiyet tüm kalbolur. Öyle cemiyette küfür kaybolur. Sulh, dileyenindir. Cemiyet kalb oldukta; sulha mühür atmış olur, hukuk düzenine uymuş olur. ‘Nedir?’ derseniz; ALLAH’ım dünyayı parselleyip, kuluna vermedi. Ancak kul; ‘Düzen kurayım, adıma dünyaya temel atayım.’ derse, düzende aşırı giderse ne olur? Elbet mücadele gerekir. Olumunu bilsen, dünyayı silsen; ALLAH’ımın ne lütuflarını görürdün. AŞK; dünyanın değil, CAN’ın ötesindedir. ‘CAN’ım kalsın, CANAN’ım bilsin.’ diyebilir misin? İşte AŞK odur. CAN’ım O’nda, CANAN’ım bende, BİR OLAN cümlede. Destiye su verelim, her içeni görelim; toprağı ince sürelim, ektiğimizi bilelim, ektiğimizi toplayalım. ‘Ambar dolar mı, kula yarar mı?’ derseniz, ALLAH’ımdan yaramayan gelmez. ‘Kulun fakiri gülmez.’ demeyin. ALLAH’ım kuluna gülsün, varsın dünya nasibini kıt versin.

2 “Çevreden renk alayım, ağaç dalına dolayım.” dedi, YUNUS’um geldi:

3 “Yemeyenin aşı, gülmeyenin taşı çok olur. Var olanı yemezsen, dökersin; yığılı taşı düzene koymazsan, düşersin; gideceğin yola bakmazsan, yanılırsın. Mihmandar kime denir? Neden yol göstermesi gerekir? Bilenin bilmeyene vereceği nedir? ‘Bildim.’ diyen nereden öğrenir? ‘Bildim.’ demek için, uymak gerekir. Uyduğunu ancak verebilir. Senin uyamadığını vermen, susuz değirmeni döndürmeye benzer. VASFI’na bürüneyim, AŞKIN ile yanayım, yandığımı sadece ben bileyim, ben ile SEN bilesin. ALLAH’ım; VERDİĞİN cümleyedir, GÖRDÜĞÜN cümlede olsun; uman bulsun, bilmeyen öğrensin.” dedi, selamladı yürüdü.

4 Yamalı giymezsen, aşını bulmazsan; sevgili kulu değil misin? Oymayı kime verirsin? Elbet bilene. Düz odunu herkes keser; iki çatar, bir kutu yapar. Oymayı ancak, ustası yapar. Saz çalarsa kim duyar? Elbet seven, oynamasını bilen. Ne oynayan günahkar, ne oynamayan. Günaha-sevaba siz ölçü vurmayın, kulu kuldan ayırmayın. Günahkar bildiğine, elini ver ki; sevabına sevgi duyar, belki senin haline uyar. Olmazsa yüz çevirme, ‘Olmaz!’ diye kararını devirme. Olan-olmayan, O’ndan; YAZAN BİLİR, onu dünden. ALLAH’ıma emanet olasınız, ummadığınız olaydan uzak kalasınız. Ummanda HALKEDEN’i bulasınız, YAHYA EFENDİ’nin selamına uyasınız. MERYEM, YUVA’nın uydusu olsun. YM dedik, sözü MANSUR’a verdik: 

5 “ ‘ALLAH’ım!’ dedim, beni vurdular; HAKK’ın kumu ile elediler. Ne taş buldular, ne yol verdiler. VEREN’e canımı verdim, CANAN’ım SENDE kaldım. ‘Yatırı?..’ dersin, yolumu gözlersin, gelir gidersin, çevreyi dolarsın, toprakta ararsın; sarayda ne sorarsın? KABE’de bilesin, orada bulasın. Unutma ALLAH yapısı, gönül kapısıdır. KABE işte orası. Murat dileyenindir, ALLAH’ım diyenindir.”

ALLAH’a ısmarladık.

LAİLAHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH