18 Ağustos 1973 

MEVLÂNA’yım ben!

1 Huyun güzeline, yaprağın gazeline, gönlün ÖZÜ’ne; sevgimiz çoktur. ‘Yaprağın gazeline neden?’ derseniz; toprağı besler, ağacı yeniden süsler diye.

2 Olmayan meyveyi koparmayalım, kapalı kapıya adım atmayalım, yer taşlı ise kilimi sermeyelim, nadan olan ile nazanı bir tutmayalım. Kazanda aşure kaynarken, tuz katmayalım. Tuz, hamura gereklidir; su, toprağa. ‘Hayat, üç var olanla bakidir.’ denirse; üçü bir et, her şeyi suda topla. Damın akıyor ise, yapıya göz at. Kürek sandala gereklidir, toprakta giden arabaya değil. MEYDAN’a vardığında, kulunu sorduğunda, yerini gösteren olmaz; çünkü kimse kimseyi bilmez, kendinden başka görmez. Celbedilen tanığın, görgüsünden başka soru sorulmaz. Ehli vukuf, sarahaten söyleyebiliyorsa ehlidir. Yoksa, yalancı şahittir. Ehlinden şüphe edilmez, yaygı yaysan altına bakılmaz. Benim inandığım beni aldatırsa, kuluna saygı olmaz. Saygı; O’nun ADI’na iş görenidir, O’nun ADI’nı gönlünde bilenedir. ‘Gönlünde bileni, ne bilirsin?’ dersen; HAK ADI’n sergiye koyarsa, gelişi güzel harcarsa; gönlünü pazara çıkarmış derim. Pazarda olanı da, her kul görür. Cemde darlık arama, cimde noktayı sorma, sinde yargıya varma.

3 YUNUS’um der ki: “Dört telli saz bulsam, bir belli yazı olsam, gönüllerle konuşan güzel yüzlüyü sorsam. ‘Gönüllerle konuşan güzel kim?’ derseniz; oymayı oyabilen, VEREN’i görebilen, cümleyi sevebilendir. Sözü değil ÖZ’üdür.”

4 Toprağa ektim ekin, gelin cümleniz biçin, adını anıp göçün, olanı güzel diye seçin. Olanı çirkin görüyorsan, gönlünü yıka derim. ‘Suyun kıt olduğu yerde, kula ne gerek?’ derseniz; arayan bulur, bulamayan ‘ALLAH!’ diye-diye ölür.

5 Mescidin verdiği, camiden alınmaz mı? Her yaratılan, boyunca nasip alır. Karınca kararınca, fil midesi dolunca, sürü mera boyunca. Dağın eteği taşlıdır, duvarın örülmesiyle yarar. Mümin olan bilir; her kulun kaderi, yolunca yazılır. Yanılan kuldur, YAZAN YANILMAZ. Ne yazıyı değiştirebilirsin, ne düğümü çözebilirsin; izin gelmedikçe. Geceyi göreceksin, gündüzün güzelliğine uyacaksın, yıldızları-ayı seyredecek, gece de güzelleşmiş diyeceksin.

6 Dertliye derdini sorsan; ancak dert dediği gün ağlar, geçtiği zaman ağladığına güler. Demek ki her olay, anında yaşanır. ALLAH’ıma öyle sığın ki; damında duman kavursalar, başına taş savursalar; DOST olsun gelsin, seni KORUSUN. ALLAH’ıma emanet olasınız, O’nu gönülde bilesiniz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

nadan: kaba, görgüsüz,
vukuf: anlama, bilme,

sarahat: açık, belli, anlaşılır olma durumu,