16 Ekim 1973

MEVLÂNA’yım ben!

1 Hummalı olmadık, sayıda bulmadık, aldık kalmadık, ‘Kimden?’ diye sormadık. VEREN’i bildik, ‘ALLAH’ımdan.’ dedik, kaydına sevindik. Geldik cümle ile bir olduk, cümlenize gelenler ile ‘EYVALLAH.’ dedik. 

2 Serde arayan, gülde bulamaz; gönülde arayan, yolundan dönemez. Cümlemiz geldik, sohbet sofrasını açanlar ile bir olduk, bir olanları gördük. Arşın ile alınmaz, ölçü ile bulunmaz.

3 YUNUS’um der ki: “Yol aldım ömür ile, gönül buldum bir söz ile. ‘Alayım.’ demekle değil, örülen duvara harç eklemekledir. Duvar, dilesen dilemesen örülür, katılmak ile adın anılır. Gömdüğün her kök, ağaç olur. ‘Gerçeği arayım, doğruyu bulayım.’ dersen, dileyiştir. Ne var ki gerçeğin sana açılacağı an, hangi andır bilmen için; gönül gözünün açılması, hak gerçeğin dilenmesi gerekir. Gerçekten maksat, SIRLARI değildir. Her var olan açıktır, ne var ki sır sendedir. Zorladığın kapı, sana ikinci kapıyı gösterir. Orda gücün kesilir.”

4 GAMSIZ der ki: “GANİ’den diledim, ‘Gönder ALLAH’ım.’ dedim. GÖNDERDİ, ben aldım, aldığımı düşündüm. Gönülleri satın alsam, çok gönüle sahip olsam. Meğer gönül, sevgi ile alınırmış. Madde, madde ile değişilirmiş. ‘Neyleyim.’ dedim, kuşlara yem diye koydum. Onlar dahi dilemediler. ‘Dileyen alsın, gönüller benim olsun.’ dedim, ALLAH’ıma duacı oldum.” 

5 ‘Senden diledik, sohbetten aldık.’ dendi. Hayrın oluşu HAK’tandır, kulun görüşü olaylardan.

6 “Elbet hayır HAK’tandır.” dedi, VELED’im geldi:

7 “Sahrada gidersen, ‘Susuz kalırım.’ deme. Su verenin gelir, tası ile sunar. Aldık geldik, selama durduk. EYVALLAH cümleye.” dedi, GEYLANİ selamladı. 

8 Sohbetin en güzeli; gönüllerin bağlanışıdır, YAR’ine ağlanışıdır, güzelin en güzelini görüşüdür.

9 “YAR ile BİR olduk, YAR SOFRASI’na oturduk. İçtiğimiz şerbette, açtığımız sohbette; şüpheleri sildik. TEK BİR olduk.” dedi, ÇELEBİ selamladı. “O’nun ADI’ndan, adım anıldı, ADI’nda BİR oldu, YM.” dedi, selamladı. 

10 “Ayını açmadan, gününü geçmeden, yönünü seçmeden; alamazsın, aldığını bilemezsin.” dedi, HACI BAYRAM sohbete girdi:

11 “Gölgede terlemezsin, terlemezsen bilmezsin. Varsın güneşte kalsın, kul terledikçe bilsin.” dedi yürüdü, cümlenizi sevgi ile kucakladı.”

12 ALLAH’ım sohbeti açandan RAZI olsun, cümlede BİRLİK kalsın. Yolun yokuş oluşu, kulu yorsa da; çıkışın güzelliğinden, kendini ayırmasın. Ten sende iken, CAN senin midir? Ten senin ise, CAN da senindir. ‘Olmaz.’ dersen, ten senin ise dilediğin gibi sahip ol derim. Nerden neyi ayırır, dilediğin çehreyi bulursun. Yaşmak giydi isen, örtünün altında kalmış olursun. Defterin yazısını, merak etti isen; okumaktan aciz kalırsın. Çünkü defter, sana açık değildir. Ayağında yemeni, yola düşersen; yürüyüş, ayağın götürdüğü, çizginin çizildiği yere kadardır. Tedbir alayım, öteye varayım dersen; gittiğin yolu harcamış olursun. Madem ki gidişi biliriz, gidişe hazır olmalıyız. ‘EYVALLAH.’ diyelim, sohbeti söze bağlayalım.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH