|
26 Kasım 1973 MEVLÂNA’yım ben! 1 YM dedik, cümlenizi selamladık; yumuşak yoldan, yolcu bekledik; kurduğumuz düzende, HAKK’ın ELİ’ni gördük. 2 ‘Yeminim var.’ dersen; ALLAH’ımdan af diledikte, ‘ALLAH’ımın ADI’na
söz vermem.’ denildikte; affına yol alır, gönlüne ferah verir derim. 3 Yer midir gösterir, gönül müdür erdirir? Yerden aldığın, gönülde erir. Demde buldum, demde gördüm, demde erdim. ‘Dem nedir?’ dersen, tefekkür. Demden maksat, mey ile kendinden geçme. Mey olmadan kendinden geçersen, yolunun ER’i derim. 4 Hoyrat elden çekinme, yolmasını düşünme. Çünkü niyeti ne olsa, ameli yazılandır. Kuyunun verdiği, susuzluktan gelendir. 5 Yaşamak nedir? ‘Nefes.’ derseniz, ‘Her nefes alanın yaşadığı şüphelidir.’ derim. Çünkü yaşamak, bilmektir. Ancak, bilen yaşar, Bilmeyen ağaçtan farksızdır. Bilen, O’ndan gelene uyandır; ‘O YAZDI ise, en güzel.’ diyendir; yediği kuru ekmek olsa, ‘EYVALLAH.’ diyendir. Yenmeyi değil, sevmeyi bilenin, yenilse dahi elini verendir. ‘Bilmediğim çoktur, bildiğim TEK’tir.’ dersen, her verenden bir söz öğrenirsen; kârın senindir. Cevher; değeri elinde tutanın değil, gönlünü O’na uyduranındır. 6 Saydığın her sayıda, elimde kalanı deme. Eline gelen kalmaz, bilen saymaz. Daha önce verdim. On dileğinde, beş verdi ise; senin hayrına olduğu içindir. Çamda aradığını, söğütte bulamazsın. Hata ağaçta mıdır? Kapının her açılışına, gönlün sebeptir. Yolunun ayıklanan taşına, sevabın sebeptir. Yolundan dönme. ‘Elmayı dalından koparayım.’ dersen, beklemesini bil. Ağaç mevcut, meyve bol; beklemek niye zor? Müyesser kulunun katkısına, kulunun sözünün en açığıdır. Deryadan balık beklersin, gelene ‘Nasibim.’ dersin; havada kuşu sayarsın, gelen ‘Hayırdır.’ dersin. Olayları neden karanlık yorarsın? Meyveyi yemeden, tadına söz etme; tadına bakmadan, şeker katma. Tadı yerindedir. ALLAH’ım cümleden RAZI olsun. YARDIMCI ALLAH’ımdır, kulundan bekleme. Ne var ki kuluna, dik söz söyleme. Yazdık, çizdik, çözdük. Yenmediğin eli, severek okşa. Mayası karılmış, hamuru yoğrulmuş, kaderi çizilmiş. İnkar ile başlamış. ‘HAK O’dur.’ demiş, inkardan HAKK’ı bulmuş. ‘ALLAH’ım.’ dedikte, O’nu bildikte; varsın lokmam kuru gelsin, yeter ki ‘Kulunum.’ desin. ‘Ben miyim?’ dersen, EYVALLAH. Şems odur ki; yaktığı çerağda, kaderden ferağ görülür. Aynayı ele alan, onda kendini gören, yüzünü HAKK’a dönen; halkın selameti diye, kendini silendir. Dönüşün kerameti, cümlenin selametini. 7 Cenneti kimindir? Cehennemi kimedir? Yumağını saran her kulu, cennetini diler. ALLAH’ım her kulunun dileğini verir. Aymayı bilmeyen olmaz, cehennem kuluna yazılmaz. Hatırda kalan nedir? Almadığın değil, sadece aldığındır. ‘EYVALLAH.’ diyelim, sözü verelim. Aradığın olmazsa, bulduğuna sevin; yerini bilmezse, kaldığına sevin. 8 Olayda aslında hata yok. Niyete uymadı ise, hayır olduğu için. Yoluna taş serpen, kendine yolu kapayandır. Açacağın her kapıyı, gelene de uysun diye düşün, ‘Geçersem yeter.’ deme. Sevgin ile olayları besle, dumanlı dediğin gününü süsle. Vurmayana, ‘Vurdu.’ deme. ‘Yumuşak olsun.’ dersen, sözüne söz katma. Vergiye şüphe ile bakma. Yürümeyen yol almaz, yürüyen yolda kalmaz. Cümlenize EYVALLAH diyelim, uyuşta selameti görelim. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHEMMEDÜR RESULULLAH
|