21 Aralık 1973

MEVLÂNA’yım ben!

1 ‘Hayır.’ dedik, her halde gördük. Cümlenize selam olsun, her gelen alsın, her alan bulsun, YAZAN’dan sorguya düşmesin. YAZAN; BİLİR YAZAR, GÖRÜR YAZAR.

2 Yolunun ötesine değil; attığın adımda gölgeni ara, gölgende günün dönümüne uy. Uymak güzeldir, yerde gördüğüm deme ‘Gazeldir.’ Gelen senden olmasa da, bil ki O’ndandır. Yüzüne gülmese de, gönle kaygu koyduğundandır. Görgüde aranan nedir? Sadece günün aydınlığı mı? Günde yerde gölgeni ararsın, gecede gökyüzünde yıldızları sayarsın. Öyleyse her hale, ‘O’ndandır.’ diye uyarsın. ‘Kaderim O’ndan mı, benden mi?’ dersen; kurulan bina O’ndandır, sen binanın içini dilediğin gibi tezyin et, dilediğin şekilde tanzim et. Varlığım O’nun, darlığın senin. ‘Varlıkta darlık.’ dersen; tanzimini değiştir, pencere önünü dolapla örtme. Destiyi eline alan, ‘Subaşına varan ile dolduracağım.’ diyebilir mi? Ya destiyi kırarsa? Alacağı avucu kadardır. ‘YA ALLAH.’ dedik mi, nasip ettiğine EYVALLAH demektir. Deryaya pabuç ile girer misin? Dikenli yolda yalın ayak yürür müsün? Ya etrafı görür müsün? ‘Neden dikenli yola atar beni.’ dersen; varıştan şüphede olduğundandır, güzeli görmeyi unuttuğundandır. Sana güzeli hatırlatır. Dikenli yoldan çıktıkta; yolunda ne olursa olsun, ‘Çirkin.’ der misin? Demek ki, diken dahi sana yardımcı. Gel onu da sev ki, ellerin her an HAKK’a açık olsun.

3 Durmayı dileyen, yorulandır. Öyleyse durasıya değil, adım-adım gidilsin. Çevreyi dolaşırsan, her gördüğün ile halleşirsen göreceğin nedir? Gelişin hikmeti, yoldaşın himmeti. Halinde gurur olmazsa, ahvalin yormaz. Olmuşu olmamış ile karıştırırsan, olmuşu harcamış olursun. ‘Nasıl?’ dersen; olmamış olmuşun halinden sıyrılmaz, karışan her varlık kayırılmaz. Sözde hata yok. Deryadaki balık, ne kadar büyük olursa olsun; deryadan çıktıkta sana gelir, kendine değil. Çünkü kendi, deryanın malıdır. Geminin yolunda, yunusun halinde görülen nedir? Söze verdim. Niyaz elbet. Güzel; sorgunun değil, niyetinin güzelidir. Ne var ki niyazlarınız, sadece varmak, O’nu bilmek olsun. Yoksa o seni gideceğin yere götürür. Yunusun gemi ile halinde görülen, HALİK’inden verilendir. Yolunu kaybedene buldurur. Dedim daha önce; kul görmezse, çizgiye uymazsa; yunus önüne düşer, yolunu buldurur. ‘Ya yunus nerden bilir?’ derseniz, o da HAKK’ın HİKMETİ’nden. Onun için kendinizi şeksiz-şüphesiz HAKK’a teslim edin. Gecede yıldız, deryada yunus, çölde susuz gelir, sana yolunu buldurur. ‘Susuz kim?’ dendi. OMAR der ki: “Suyu susuza sor ki, sana kuyu açsın; ondan yol dile, önüne geçsin. Kumda iz arama, çünkü örtülür; dağda dizini vurma, bertilir; giden ile gelenden sorguya düşme, yumağına düğüm verir.”

4 YUNUS’um söz diledi: “ ‘Gelenlerle bir olsak, yer ayıranı görsek.’ denmez. Çünkü hep BİRİZ. Yaktık ateşi, bulduk kardeşi; halde aradık, gönül ile bağladık. Gerçek, dönüştür bildik. ‘Yalan olan var mı?’ derseniz, sadece geliş ile dönüş gerçektir. YUNUS oldu isem, gelişim-dönüşüm olduğundandır. Olacakta pervane dönmez, olanda döner. Pervane her olan ile söner. Damda su var ise, odaya sızar. Damdan sızan su, kulu hoşnut eder mi? Demek ki, su dahi yerinde gerek. ‘EYVALLAH.’ diyelim, cümle ile kucaklaşalım.” Sözü YUNUS’tan aldık, ALLAH’a ısmarladık dedik.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHEMMEDÜR RESULULLAH

şek: şüphe, kuşku