25 Ocak 1974

MEVLÂNA’yım ben!

1 Kucak dolusu sevgi ile geldik, öylece bulduk, hoşnut olduk. Durandan geçmedik, sileni seçmedik, gördüğümüze şaşmadık, ‘Olsa-olmasa?..’ diyenin sözünde durmadık.

2 Veren ZATI’ndan, olan özündendir. Suyun akışı, nasıl ki nazındandır. Suyun şahlanıp aktığı yere göz attınız mı, dumansız gönül ile baktınız mı? Yolumuz, akan su misali O’nadır. Sözümüz, cümleyedir. Kaygumuz silindikte, silenin kim olduğu bilinir. Neden VEREN’in verdiğine kaygu edilir? O GÖREN’dir, kulu kayguya düştükte YARDIMCI gönderendir. ‘YARDIMCI kimdir?’ denildikte, elbet dünyayı dünya diyebilmiş, dünyada kayguyu kendi bedeninden silebilmiş olanı gönderir. Gönderilen seçilmiş kullarındandır. Denmesin ‘Hani ayırmazdı, kulunu kayırmazdı?’ O asla ayırmaz, kulun ayırdığını kayırmaz. Varış, her kulun aldığı mesafe ölçüsündedir. Ne kadar erken yürüyüşe çıkarsan, o kadar erken yol almış olursun. Söz değişmez. Birdir. Daha önce verdim. ALLAH’ım maddeyi dilediğine, manayı dileyene verir. Dile ki alasın, deryasında gark olasın. ‘Ben diledim vermedi, beni öne almadı.’ derseniz, yanılmış olursunuz. Dilerken sadece O’na varmayı düşünün, mertebeyi almayı değil. Öyle düşündüğünüz an, muhasebeye düşmüş olursunuz. Onun kulu ile muhasebesi asla olmaz. Hesabını verecek olan kuldur. Her kulun YARDIMCISI, dilediği anda gelir. Her geçen gün, kuluna yeni doğuşu gösterir. Gören görmeyenden ayrı mıdır? Görmediği gün elbet ayrıdır. Ne var ki, onun da göreceği gün doğacaktır. Günün doğanına göz açalım.

3 MESNEVİ dendi, sohbete bağlandı. Her batış, doğuşun müjdesini verir. Dünya kaydı, medeniyeti yazıldığı yere kadardır. Yazı bittiği yerde kalır. Çünkü, yeni doğacağa gün açılır. Batan demeyin, biten deyin. Batan gönüldedir, biten yeniye yer verendir. Yeniye gidişi KUR’AN’ın vermedi mi? Yorulmayı bilmedik, yazana vermedik. Aydın olsa, dünya hali uysa; sözünden derdiniz, ilminden bilirdiniz. Demek ki YARATAN, bilene değil uyana verir, ‘Uyayım.’ diyenlere iletir. Günümüzün sohbetini verdim.

4 Miyyarını bilen O, kulunu gözeten O, yazıyı yazan O. ‘Silen?..’ demeyin, hataya düşmeyin. YAZAN bozmaz, çünkü hataya asla düşmez. Sevmeyi bilenin sevgisinde ne vardır, bilir misiniz? Sohbete verdim. (Sohbet edildi.) Sevenin sevgisinde kainat vardır. Kainat O’nundur. Bilen O’nadır. Seven O’ndandır. Demek ki sevende O vardır. Uymak, kulluktur. Sevmek, kulluğun ötesinde. Ne var ki, uymadan sevemezsin, sevdikte uymayı silemezsin. ‘Yerimiz nedir?’ diye düşünmeyelim. ‘Nerde olursak olalım, O’nun ileyiz.’ diyelim. O zaman uymuş, ölçüsüz sevmiş oluruz. Mertebe alayım dedikte, olduğun yeri çirkin görmüş olmaz mısın? Halbuki, O’ndan çirkin yaratılmamıştır. ‘Her kul O’nadır.’ dedikte, olduğun yer de O’ndan değil mi? EYVALLAH diyelim, her hale uyalım derim. Ne batanın ne bitenin yargısına düşmeyelim, ne çalanın ne vuranın sorgusunu düşünmeyelim. Daha önce verdim. Yargıç kararını elbet ikiden birine verir. Halbuki YÜCE, her ikisini de yargılar. Neden? İki ucun bir araya geleceğinden. Sanılmasın, yargıda hataya düşer. YUNUS’um der ki: “Sözüm alanın, gönül koyanın; gönlünde çiçekler açtı. Ne var ki, açanı açtıktan sonra seçti. Vergiden söz ettik. YAZAN yazdığını bozmaz dedik. Kulu ile şakalaştığımız gerçektir. Ne var ki, yazı ile asla şakamız yoktur, cümlenize sevgimiz çoktur. Gönüller bir oldukta, şakamız yer buldukta; ‘Sorumuz?..’ diyelim, günümüze bağlayalım. Sudan gelenin, suyu bilen ile bir olduğu söylenir mi? Suyu bilen, zahirden görendir; sudan gelen, aslını bilendir. Yerimiz gönüllerinizdedir, dileğimiz O’dur. Her yaprak bizden selam getirsin, ezen rüzgar dileklerinizi götürsün. Cümlenize selam olsun dedik, gönüllerde estik. Yolumuzdaki dikenleri kestik. Elele olalım, dilden alalım, gönülde bulalım.” dedi, YUNUS’um yürüdü.

5 Sesin geldiği yerde, elbet nefes te vardır. Nefeste maksat, yazıya değil kazıya söz etmektir. Yenemediğimiz rakibi, yenen ile  dövüştürürsen; öğünme, sana düşmez. Gücün üstünde güç vardır. Yenilmeyen olmaz. ALLAH’ıma emanet olunuz, her kayguyu siliniz. ‘Silecek ALLAH’ım!’ deyiniz, YARDIMI’nı dileyiniz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH